Hışır nedir, Hışır ne demek

"Hışır" ile ilgili cümleler

  • "Serde toyluk vardı a canım. Sahi ne hışırdım o zaman. İlk gençlik, sersemlik, budalalık çağı." - H. Taner

Yerel Türkçe anlamı:

Tezek kırıntıları.

İri kum.

Sulu (meyve): Bizim karpuzlar çok hışır.

Eski

Bir şeyin artığı, eziği, işe yaramayan kısımları, süprüntü.

Taze salatalık: Hışırlar yetişmiş.

İri saman.

Dolu: Bu yıl ekinleri hep hışır vurdu.

Kavun.

Kullanılmış, işe yaramaz şeyler.

Yaş odun.

Açılmış pamuk kozası.

Çok çamurlu olduğu için tavında sürülemeyen toprak.

Çürümüş sebze, meyve.

İnatçı: ne hışır keçidir o.

Küçük.

Sulu yer.

Olgunlaşmamış kavun.

Hastalıklı, zayıf, cılız, çelimsiz (insan ya da hayvan için).

Patiska ve amerikan bezlerinin çirişi, kolası.

Nemli toprak: Hışır toprak iyi sürülür.

İri, şişman ve kuvvetli adam.

Hışır hışır; çok dikenli; çok sıcak; her bir parçası bir yana fırlalar olma

Tamamiyle samandan ayrılmamış arpa ya da buğday.

Çok sıcak su.

Sebze, meyve.

Kadınların kullandıkları mücevher.

Yorgunluk.

[Bakınız: hışva]

Sert, ürün yetişmesine elverişli olmayan toprak.

Aksi, ters, kavgacı (kimse).

Bol.

Olmamış, ham meyve (daha çok kavun, karpuz için)

 

Kullanılmaz duruma gelmiş, bozuk.

Suya batmayacak kadar hafif çakıl.

Yastık, yatak ve benzeri şeylerin yün ya da pamuğu: Bugün döşeklerin hışırını yıkadım ve çırptım.

İçi içine sığmayan, yaramaz.

İri taneli kumluk yer.

Arpa, buğday içindeki toz toprak.

Ermemiş kavun, kelek

Aptal, düşüncesiz (kimse).

Sert karakterli ve kaba adam.

Hışır tanımı, anlamı:

Hışırı çıkmak : İnsan ağır işlerle uğraşıp çok yorulmak. eşya, çok hırpalanıp örselenmek.

Hışır hışır : Hışırtı çıkararak.

Hışırdama : Hışırdamak işi.

Hışırdamak : Kâğıt, kumaş, kuru yaprak vb. nesneler birbirlerine sürtünürken, buruşturulurken "hışır" diye ses çıkarmak.

Hışırdatmak : Hışırtı çıkartmak.

Hışırlık : Hışır olma durumu.

Hışırtı : İnce cisimler hışırdarken çıkan sesin adı.

Hışırtılı : Hışırtısı olan.

Olmamış : Olgunlaşmamış, ham.

Meyve : Bitkilerde çiçeğin döllenmesinden sonra yumurtalığın gelişmesiyle oluşan tohumları taşıyan, genellikle yenebilen organ, yemiş. Ürün, sonuç, kâr.

Taşkınlık : Taşkın olma durumu. Taşkınca davranış.

Gösteren : Gösterilenle birleşerek göstergeyi oluşturan ses veya sesler bütünü.

Yaramaz : Uygun ve yararlı olmayan, bir işe yaramayan. Söz dinlemeyen, uslu durmayan, yasaklanan şeyleri yapmakta ayak direyen, haşarı (çocuk), uslu karşıtı. Çapkın.

Aptal : Küçümseme ve azarlama bildiren bir seslenme sözü. Zekâsı pek gelişmemiş, zekâ yoksunu, alık, ahmak, alık salık.

Sersem : Herhangi bir sebeple bilinci ve duyguları zayıflamış olan. Düşünmeden hareket eden, ne yaptığının farkında olmayan.

Hışır etmek : Parçalamak. Birini kendinden geçecek kadar dövmek. Yok etmek, bozmak: Bugün bahçeyi dolu hışır etti.

 

Hışır golu : Çivi vb. şeylerin konduğu kap.

Hışır gutusu : Çivi vb. şeylerin konduğu kap.

Hışır hışır olmak : Kırılmak, çıkmak (kol, bacak vb. kemik için).

Hışır olmak : Parça parça olmak, ufalmak. Eskimek, yıpranmak: Şu sandalya amma hışır olmuş. Çok yorulmak, yorgun olmak. Hastalıktan ya da yorgunluktan bitkin düşmek.

Hışır otu : Mısır yoncası, Trifolium Lenguminosae.

Hışır su : Kaynar su.

Hışırdatma : Hışırdatmak işi.

Hışırdayış : Hışırdama işi.

Hışırden : Dalların eğilecek kadar meyveyle dolu oluşu.

Hışır ile ilgili Cümleler

  • Ali uyandığında yangın çıktığını ve ayrıca şimdi tamamen yalnız olduğunu gördü. Tek ses esintiyle sallanan bambunun hışırtısıydı.
  • Yaprakların hışırdadığını duydum.
  • Rüzgar ağaçları hışırdatıp usulca etrafımı sararken duyduğum hissi seviyorum.
  • Tom, Mary'nin evinin kapısına doğru yürürken, kurumuş yapraklar ayağının altında hışırdıyordu.

Diğer dillerde Hışır anlamı nedir?

İngilizce'de Hışır ne demek? : unripe fruit; exuberant, naughty; stupid, goofy, cretinous

Almanca'da Hışır : Kruste