Yaramaz nedir, Yaramaz ne demek

Yaramaz; Dil bilgisi yönünden Türkçe'de sıfat olarak kullanılır.

  • Uygun ve yararlı olmayan, bir işe yaramayan.
  • Çapkın.
  • Söz dinlemeyen, uslu durmayan, yasaklanan şeyleri yapmakta ayak direyen, haşarı (çocuk), uslu karşıtı

"Yaramaz" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Annesine bakabilmek için akşama kadar elliye yakın yaramazın kahrını çekiyordu." - R. N. Güntekin

Yerel Türkçe anlamı:

Yaramaz; kötü

Sinema ve Televizyon dünyasındaki anlamı:

Bitmiş filmde kullanılamayacak kadar başarısız, işe yaramayan çekim.

Diğer sözlük anlamları:

Faydasız, boş, uygunsuz, zararlı, fena, kötü.

İngilizce'de Yaramaz ne demek? Yaramaz ingilizcesi nedir?:

ng (no good)

Yaramaz hakkında bilgiler

Hatem (Mamuka Kikaleyşvili) hayatta şanssızdır. Sadeliği yüzünden "işgüzar" kişiler onunla dalga geçer. Her tarafta ticarî işler dönmüş, hırsızlık ve yolsuzluk artmıştır. Böyle bir zamanda Hatem kendisiyle dalga geçilmesinden bıkar ve "akıllanma"ya karar verir. Çok kısa bir zamanda başarıya ulaşır. Adı işçiden fabrika müdürlüğüne kadar yükselir. Saf Hatem yalancı, zalim ve hain birine dönüşür. Sonuçta, Hatem dünyaya sahip olur. Bu hakimiyet ona para getirir, para ve servet de kalbinin berraklığını alır. Trajikomedi türüne yakın bir örnek olan bu film iyi insanın kötü insana çevrilmesinden bahsetmektedir. Devrin belaları tüm çıplaklığıyla gözler önüne serilmekle birlikte insan kişiliğinin bozulmaya uğraması ve manevî düşkünlüğün nedenleri araştırılıyor.

 

ABD'li sinema yazarı R. Hollouey "Financial Times" gazetesinde "Yaramaz" filmini SSCB'nin Perestroika (yeniden yapılanma) dönemini anlatan en iyi sinema eseri seçmiştir ve Sovyet sinemasında yeni dalganın ilk uğurlu müjdecisi olarak adlandırmıştır.

1)1989 yılında Odessa'da "Altın Dyuk" Uluslararası Festivalde Filme Odessa centilmenlerinin Ödülü

2)1989 yılında Qabrovo'da komedi filmlerinin festivali Filme "Çaplinin Altın El Ağacı" Ödülü 3)1989 yılında "Sovetskaya Kultura" gazetesinin ödülü 4)1989 yılında Kalinin'de sovet sineması oyuncularının "Yıldızlar-89" I Festivali

Yaramaz ile ilgili Cümleler

  • Ali işe yaramaz.
  • Yaramaz kız kaleminin sonunu çiğneme alışkanlığı içinde.
  • Bu bütünüyle işe yaramaz.
  • Pinokyo, seni yaramaz çocuk!
  • Tom'un planı asla işe yaramazdı.
  • Bu her zaman işe yaramaz.
  • Yaramaz mıydın?
  • Sorunu daha fazla tartışmak işe yaramaz.
  • Yaramazlık etmeyin.
  • Yaramaz oğul, babasını sevdi.
  • Bu plan işe yaramazsa, başka bir şey denememiz gerekecek.
  • Yaramaz çocuklara katlanamıyorum.
 

Yaramaz tanımı, anlamı:

Yaramaz olmak : Yaramazlaşmak.

Yarama : Yaramak işi.

Yaramazca : Yaramaz bir biçimde.

Yaramazlaşma : Yaramazlaşmak işi.

Yaramazlaşmak : Çocuk söz dinlememek, rahat durmamak, yasak edilen şeyleri yapmakta ayak diremek.

Yaramazlık : Kötü, uygunsuz durum veya haber. Yaramazca davranış. Yaramaz olma durumu.

Yaramazlık etmek : Yaramazca davranmak.

Uygun : Orantılı, oranlı. Yakışır, yaraşır, mutabık, mütenasip. Elverişli, yarar, müsait, muvafık.

Yararlı : Yarar sağlayan, yararı olan, yarayışlı, faydalı, nafi, avantajlı.

Dinleme : Dinlemek işi.

Durma : Durmak işi.

Yasak : Yapılmaması istenmiş olan, yok, memnu, haram. Bir işin yapılmasına karşı olan yasal veya yasa dışı engel, memnuiyet.

Yapmak : Tehdit yoluyla birini herhangi bir duruma düşürmek. Gerçekleştirmek. Bir dileği, bir isteği yerine getirmek, uygulamak, ifa etmek. Salgılamak, çıkarmak. Ortaya koymak, gerçekleştirmek, oluşturmak, meydana getirmek. Yol almak. Bir harekete, işe başlamak veya bir hareketle, işle uğraşmak. Bir durum yaratmak. Üretmek. Olmak. Bir kimseye bir meslek kazandırmak, yetiştirmek. Edinmek, sahip olmak. Dışkı çıkarmak. Bir düşünceyi, bir davranışı, bir isteği işe dönüştürmek, gerçekleştirmek. Davranmak, hareket etmek. Evlendirmek. Bir şeyi başka bir şey durumuna getirmek. Düzenli bir duruma getirmek. Olmasına yol açmak. Onarmak, tamir etmek.

Ayak : Bacakların bilekten aşağıda bulunan ve yere basan bölümü. Yürüyüşün ağırlık veya çabukluk derecesi. Bir doğrunun başka bir doğruyu veya bir düzlemi kestiği nokta. Vücudun belden aşağı bölümü. Kömür ocaklarında kömürün çıkarıldığı galeri. Halk edebiyatında koşuklarda kısa yedekli dizeler. Mayalardan önce, makama uygun olarak çalınan veya söylenen beste. Karakucak ve yağlı güreşte pehlivanların ayrıldıkları beş dereceden biri. Birtakım şeylerin yerden yüksekçe durmasını sağlayan dayak, destek veya bunlardan her biri. Halk edebiyatında uyak. Altılı ganyanda yer alan her bir koşu. Futun küpü alınarak hesaplanan değer. Göl ayağı. Yarım arşın veya 30,5 santimetre uzunluğundaki ölçü birimi, kadem, fit, fut. Basamak. Bacak.

Hayat : Avlu. Bir kimsenin tarihsel biyografisi, hayat öyküsü, hayat hikâyesi. Geçim şartlarının bütünü. Canlı, sağ olma durumu. Balkon. Yazgı. Hayat biçimi, içinde yaşanılan şartların bütünü, yaşantı. Yaşam. Yaşamayı sağlayan şartların bütünü. Meslek. Sundurma. Canlılığı gösteren hareket, kaynaşma. Genellikle köy ve kasaba evlerinde, üstü kapalı, bir veya birkaç yanı açık sofa.

Çapkın : Cinsellik hatırlatan. Okşayıcı bir seslenme sözü. Haylaz. Geçici aşklar ve ilişkiler peşinde koşan (kimse), hovarda.

Yaramaz anma : Gıybet, çekiştirme.

Yaramaz çocuk sendromu : Kedi ve köpeklerin skrotum, kuyruk, bacak, ağız veya burunlarında lastik bant veya iğne gibi sıkıştırıcı veya eziyet verici yabancı cisimlerin bulunması.

Yaramaz dua : Beddua.

Yaramaz gönüllülük : Kötü kalblilik, kötü düşüncelilik.

Yaramaz göz : Değen, dokunan, isabet eden göz.

Yaramaz kasdeylemek : Sû-i kast etmek.

Yaramaz sancı : Şiddetli ağrı.

Yaramaz sanıcı : Sûi-zan sahibi, kötüye yoran.

Yaramaz sanmak : Kötü niyet beslemek.

Yaramaz sanu : Sûiniyet, kötü zan.

Diğer dillerde Yaramaz anlamı nedir?

İngilizce'de Yaramaz ne demek? : adj. noneffective, good for nothing, elfin, elvish, impish, mischievous, naughty, obstreperous, prankish, rompy, skittish, undisciplined, unmanageable, wicked

n. perisher, little perisher, pickle, rogue, scalawag, scamp, scapegrace

Fransızca'da Yaramaz : espiègle, gamin/e, mauvais sujet, polisson/ne, turbulent/e

Almanca'da Yaramaz : n. Halunke, Strick

adj. krötig, lose, mutwillig, übermütig, unartig, unerzogen

Rusça'da Yaramaz : n. шалун (M), проказник (M), озорник (M), баловник (M), игрун (M), бедокур (M), пустомеля (MF)

adj. негодный, неподходящий, дурной, дрянной, шаловливый, проказливый, озорной