Davuştu nedir, Davuştu ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Ses, hafif gürültü, hışırtı, tıkırtı.

Ayak sesi.

[Bakınız: davış].

Mukavele, sözleşme.

Arkadan konuşma, söz etme.

Davuştu anlamı, tanımı

Davu : Konu, konuşulan şey. Beddua, ilenç

Davuş : Ses, hafif gürültü, hışırtı, tıkırtı. Parmak izi. [Bakınız: davış]. Gaipten gelen ses.

Sözleşme : Sözleşmek işi. Bu işlemi gösteren belge, mukavelename. Hukuki sonuç doğurmak amacıyla iki veya daha çok kişinin, kuruluşun karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanlarıyla gerçekleşen işlem, bağıt, akit, mukavele, kontrat.

Mukavele : Sözleşme.

Hışırtı : İnce cisimler hışırdarken çıkan sesin adı.

Konuşma : Konuşmak işi. Görüşme, danışma, müzakere. Dinleyicilere bilim, sanat, edebiyat vb. konularda bilgi vermek için yapılmış olan söyleşi, konferans.

Tıkırtı : Tıkırdayan bir şeyin çıkardığı sesin adı.

Gürültü : Aralarında uyum bulunmayan düzensiz seslerin bütünü, patırtı, şamata. Birçok kişinin karıştığı kavga, karışıklık veya tartışma. Yükselteç çıktısında gözlenen ve imlem girdisinde çeşitli nedenlerden kaynaklanan, asalak birleşenlerin yükseltilmesinden ileri gelen uyumsuz sesler. Ses sinyalinin kalitesinde belirleyici olan tıslama, cızırtı ve uğultu gibi istenmeyen seslerin tümü. Titreşimli düzenli olmayan sesler. Boğumlanmaları sırasında tonlu ve tonsuz hışırtı niteliği taşıyan z, s ünsüzleri ile tonlu ve tonsuz patlama niteliği taşıyan b, p ünsüzleri titreşim açısından birer gürültü sesidir. Analit sinyalinin gözlenmesine bozucu etki yapan herhangi bir sinyal. [Bakınız: ses etkileri]. Sinema ya da televizyonda sesin saptanması, çalınması ya da yayınlanmasında ortaya çıkan istenmeyen sesler.

 

Davış : Ses, hafif gürültü, hışırtı, tıkırtı. Ayak sesi.

Tıkır : Tıkırdayan, birbirine vuran, çarpan şeylerin çıkardığı ses. Para.

Konuş : Konma işi. Konum. Bütün imkânlar göz önünde tutularak kara, hava ve deniz birliklerinin yerleştirilmesi biçimi.

Hafif : Tartıda ağırlığı az gelen, yeğni, ağır karşıtı. Ağırbaşlı olmayan, ciddi olmayan, hoppa. Sıkıntısız, ferah, rahat olarak. Gücü az olan, belli belirsiz. Güç ya da yorucu olmayan, kolay. Etkisi az olan, sert karşıtı. Önemli olmayan. Miktarı az, sindirimi kolay (yiyecek). Çok dik olmayan (sırt, yokuş). Kalınlığı veya yoğunluğu az olan.

Hışır : Olmamış meyve. Aptal, sersem. Taşkınlık gösteren, yaramaz (kimse).

Etme : Etmek işi.

Davı : Çene çalma, gevezelik: Zehra davıyı bırak da elindeki işe bak. Kavga, harp.

Gürü : Sıpa, eşek yavrusu. [Bakınız: gündük]. Bir yaşındaki kısrak.

Arka : Bir şeyin temel tutulan yüzünün tam ters yanı, ön karşıtı. Bir şeyin sırt durumunda olan yüzeyi. Otururken sırtın dayandığı yer. Geri kalan bölüm. Geçmiş, geride kalmış zaman. Kayıran, destekleyen. İnsanın vücudu, bedeni. Art, peş. Arkada olan, arkada bulunan.

Konu : Konuşmada, yazıda, eserde ele alınan düşünce, olay veya durum, mevzu, süje. Üzerinde konuşulan şey, bahis.

Muka : Kaydırak oynarken kale içine konulan sivri taş parçası.

Hafi : Gizli, saklı.

Diğer dillerde Davul sesi anlamı nedir?

İngilizce'de Davul sesi ne demek ? : tympanic sound