Debitor türkçesi Debitor nedir

  • Para borcu olan kimse.
  • Borçlu.
  • Başkasına mükellef olan kimse.

Debitor ingilizcede ne demek, Debitor nerede nasıl kullanılır?

Debit account : Borç hesabı. Zimmet hesabı.

Debit advice : Borç dekontu. Borçlu dekontu.

Debit an account : Bir hesabı borcuna kaydetmek.

Debit and credit : Borç ve alacak. Borç ve kredi.

Debit balance : Borç bakıyesi. Borç bakiyesi. Borç bakiyesi moloz. Zimmet bakiyesi. Zimmet veya borç bakiyesi.

Charge to debit : Zimmete geçirme. Zimmete geçirmek.

Debit cards : Borçlandırma kartı. Bankamatik kartı. Para çekme, hesap bilgilerini kontrol etme ve işlem yapma, ayrıca hesapta para olması koşuluyla satın alımlarda ödeme aracı olarak kullanılan ve bir banka, perakendeci veya diğer satıcılar tarafından çıkarılan plastik kart. Kart sahibinin hesabından alışveriş tutarını doğrudan düşüren kart. Hesap kartı. Borç kartı. Debit kart. Banka kartı.

Debit interest : Borç faizi. Bir borun birikmiş olan faizi.

Debit card : Debit kart. Borç kartı. Bankamatik kartı. Kart sahibinin hesabından alışveriş tutarını doğrudan düşüren kart. Hesap kartı. Borçlandırma kartı.

Credit and debit : Alacak ve verecek.

İngilizce Debitor Türkçe anlamı, Debitor eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Debitor ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

In hock : Hapishanede. Hapiste. Rehinde.

Obliger : Zorlayıcı. İyilik eden kimse. Taahhüt altına girmiş borçlu.

Debtors : Borç hanesi. Kredi alanlar. Borçlular.

Mortgager : Kendisine verilen borç para karşılığında alacaklısı yanında malını tutulandıran kişi. Tutulandıran. İpoteğe veren. Malını ipotek ettirip borç para alan. İpotekli borçlu. İpotek tesis eden borçlu. Rehin veren.

In the red : Zararda. Borç içinde. Sinyal seviyesi çok yüksek ve arızaya neden olabilir.

Debtor : Borç hanesi. Verecekli. Borç alan. Müşteri. Pay borçlusu.

Borrower : Kredi alan. Ödünç alan. Borçlanan. Borç para alan kişi. Ariyet alan. Borç alan. Ödünç alan kimse. Borç alan kimse.

Drawee : Muhatap. İktisat, ekonomi alanlarında kullanılır. Çekin adına kesildiği kişi. Tahsil talimatı uyarınca kendisine ibrazın yapılacağı kişi. bk. lehtar. Belgit, ödek ve çek paralarını ödeyecek olan kişi. Üzerine poliçe keşide edilen kişi. Poliçeyi ödeyecek olan. Üzerine poliçe çekilen kişi veya banka. Poliçe keşide edilen kişi. Havale alan.

Soul : Maneviyat. Öz. Kök. Tin. Hissiyat. Evrensel bir halk inanışına göre, tenden tam anlamıyla bağımsız olan ve ona can vererek yaşamını sağlayan; bireyden geçici bir süre için ayrıldığında bayılma, uyuma, düş görme, sayıklama ya da tutarık tutmasına, dönmemek üzere ayrıldığında ise ölümüne yol açan ölümsüz güç. Temel direk. Dinlerin ve birtakım ikici felsefe öğretilerinin bedenden ayrı ve ölümsüz bir yaşamı olduğunu ileri sürdükleri varlık. Can. Soul.

Indebted : Verecekli. Müteşekkir. Minnettar. Teşekkür borçlu.

 

Debitor synonyms : fly by night, obliged, somebody, obligers, obligator, deadbeat, in debt, person, defaulter, drawees, individual, mortgagor, someone, beholden, debited, mortal.

Debitor zıt anlamlı kelimeler, Debitor kelime anlamı

Creditor : Kredi açan kuruluş. Başkasına borç para ya da başka bir şey veren kişi. herhangi bir veriyi ve özellikle ödeneği istemeğe hakkı olan kişi. Kredi veren kimse. Veren. Kredi açan kimse. Borç veren. Alacaklı. Kredi sağlayan. Kredi veren. Kredi açan (kişi veya kurum).

Debitor ingilizce tanımı, definition of Debitor

Debitor kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : A debtor.