Debts türkçesi Debts nedir

Debts ile ilgili cümleler

English: His debts amount to 100,000 yen.
Turkish: Onun borçları 100,000 yene ulaştı.

English: His debts amounted to five million yen.
Turkish: Onun borçları beş milyon yene ulaştı.

English: His debts amount to over $1,000.
Turkish: Borçları 1,000 doların üstündedir.

English: His debts amount to two million dollars.
Turkish: Onun borçları iki milyon dolara varıyor.

English: His debts amount to $2,000.
Turkish: Onun borçları 2,000 dolara varmaktadır.

Debts ingilizcede ne demek, Debts nerede nasıl kullanılır?

Debts daims : Sıradan alacaklar. Karşılığında tutusu ve yasal ayrıcalığı olmayan alacaklar.

Abondaned debts : Batkınlık sözleşmesi ya da uzlaşma yoluyla alımından vazgeçilen alacaklar. Atılan alacaklar.

Bad debts : Çürük alacaklar. Tahsil edilemeyen alacaklar. Şüpheli alacaklar. Zaman aşımı nedeniyle tahsili mümkün olmayan alacaklar.

Book debts : Deftere geçirilen borç. Defterlerin arz ettiği alacaklar. Deftere girilen borçlar.

Burden with debts : Borç yüklemek.

Colection of debts : Borçların tahsili.

Encumbered with debts : Borç batağında. Borçları ayağına dolaşmış. Borçların ağırlığı altında.

Incur debts : Borca girmek.

 

Floating debts : Düzensiz borçlar. Vadeli borçlar. Kısa süre içerisinde ödenebilir borç (senetleri, çekleri, vb içeren.). Berkitilmemiş olmaları nedeniyle sürekli olarak azalıp çoğalan borçlar. Dalgalı borçlar.

Doubtful debts : Bir şirkete borçlu olunan ancak ödemesi şüpheli olan para miktarı (muhasebe). Şüpheli alacaklar. Tahsili şüpheli borçlar. Şüpheli borçlar. Yargı ya da yürütme döneminde bulunan anlaşmazlıklı alacaklar. öneli üç kere uzatıldığı halde alımı sağlanamayan belgitli alacaklar. yapılan yazılı uyarılara karşı borçlusunca ödenmeyen belgitsiz alacaklar. veresiye üzerine alıcıyla geniş ölçüde işlem yapan satıcının yıllık sayışımlarında kuşkulu bulduğu alacaklar. Kuşkulu alacaklar.

İngilizce Debts Türkçe anlamı, Debts eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Debts ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Arrear : Arka kısım. Bakiye.

Encumbrances : Sorumluluk. İpotek. Yükümlülük. Engeller. Engel. Yük. Sorumlu olunan kişi.

Loan : Bir iktisadi karar biriminin bir diğerine karşı ödemesi gereken para veya yerine getirmek zorunda olduğu yükümlülük. Ödünç verme. Kredi. Ödünç verme işlemi. Ödünç verilen şey. Ödünç vermek. Öneli geldiğinde geri alınmak ve ürem sağlamak amacıyla belirli bir süre için ödünç para verme. Kitaplıktan dışarı çıkarılmasında sakınca görülmeyen gereçleri, belirli bir süre için, kitaplık dışında yararlanmak üzere okura verme. İktisat, ekonomi alanlarında kullanılır.

Duty : Yükümlülük. Ödev. Gümrük vergisi. Eşya ve kişilerin ülke sınırlarından giriş ve çıkışlarında denetimlerinin yapıldığı ve vergilerin tahakkuk ettirildiği kamu kuruluşu. bk. gümrük vergisi. Saygı. Sorumluluk. Güç. Vergi. Kapasite.

 

Accommodation : Kolaylık. Uyuşma. Yatacak yer. Yatakhane. Sağlama. Uzlaşma. Kalacak yer. Uzlaştırma. Rahatlık. Bulma (para vb.).

Incumbrance : Ayak bağı. Yük. Yükümlülük. Sorumluluk. Destek için başkasına bağımlı olan (özellikle de bir çocuk). Gayri menkulle yüklenen külfet veya mükellefiyet. Engel. Masraf. Taahhüt. Güçlük.

Public debt : Amme borcu. Devlet borçları. Devletin yapmış olduğu iç ve dış borç. İktisat, ekonomi alanlarında kullanılır. Kamu kesiminin iç ve dış borçlarının toplamı. Devlet borcu. Devlet borçlan. Kamu borcu. Kamu borçları. Devletin yurtiçi ve yurtdışı kaynaklardan sağladığı borçlar.

Debits : Zimmetine kaydetmek. Pasif (kaynaklar). Borçlandırmak.

Financial obligation : Finansal zorunlukları. Mali yükümlülük.

Indebtedness : Borçlanma. Müdana. Minnet. Minnetarlık. Borçluluk durumu. Borçluluk. Minnettarlık.

Debts synonyms : debt ceiling, installment debt, encumbrance, arrears, principal, debt limit, debs, encumbers, encumber, score, obligations, bad debt, national debt, deb, liability, debt, liabilities, loans.