Deceptive advertising türkçesi Deceptive advertising nedir

  • Aldatıcı reklam.
  • İktisat alanında kullanılır.
  • Tüketiciyi mal veya hizmet hakkında eksik, yanlış ya da abatartılı bilgiler vererek yanlış yönlendiren reklam.
  • Yanıltıcı reklam.

Deceptive advertising ingilizcede ne demek, Deceptive advertising nerede nasıl kullanılır?

Deceptive : Kandırıcı. Aldatan. Yanıltıcı. Aldatıcı.

Advertising : İktisat, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Reklamcılık. Bir filmin izleyicisini çoğaltmak amacıyla çeşitli yollardan (gazete tanıtısı, radyo tanıtısı, el tanıtısı, vb.) yararlanılarak yapılan duyurular. tv. televizyon yoluyla yapılan tanıtı; bu tanıtı için hazırlanmış izlence. İlan etme. Reklam. Seyircinin, bir tiyatronun oynadığı yapıta ilgisini sağlamak amacıyla, duvar duyurusu, gazete, radyo ve televizyon gibi iletişim araçlarıyla yapıtı tanıtma işi. Tanıtım. Duyurma. Tanıtı. İlan.

Deceptive bombe : Yalancı bombaj. Normal konserve kutusunun, düz bir yüzeye kutuda herhangi bir hasar meydana gelmeyecek biçimde dik olarak düşürüldüğünde bir tarafının şişmesi veya bir tarafı şişkin konserve kutusunun şişkin tarafına elle bastırıldığında şişkinliğin inerek kutunun normal hale gelmesi.

Deceptive marks : Halkı aldatma ve böylece çıkar sağlama amacı ile kullanılan ya da kütüğe yazdırılan markalar (arçelik-akçelik gibi). Adda aldatıcı markalar.

 

Deceptive nature : Marka niteliğinin halkı aldatıcı olması (arçelik-akçelik gibi). Aldatıcı nitelik.

Deceptive packaging : İçindeki ürünün gerçek miktarı, içeriği ya da kalitesi konusunda tüketiciyi yanıltan ambalaj. Yanıltıcı ambalaj.

İngilizce Deceptive advertising Türkçe anlamı, Deceptive advertising eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Deceptive advertising ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

A pass through certificate : Taşınmaz rehniyle sağlanmış bir kişisel alacak karşılığında alacak sahibi finansal kurum tarafından çıkarılan değerli kağıt. Tutsat senedi.

Ability to pay principle : Vergilemenin bireylerin ödeme gücüne uygun bir biçimde yapılması gerektiğini ifade eden bir vergileme ilkesi. kaynağı bol olanların kamu projelerine daha fazla katkı vermesi gerektiği ilkesi. Ödeme gücü ilkesi.

A change in individual demand : Bir tüketicinin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu bireysel istemin artması veya azalması, diğer bir deyişle bireysel istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması. Bireysel istem kayması.

Hypes : Aldatıcı. Yutturmaca. Uyuşturucu madde. İğne. Abartılı reklam. Heyecanlandırmak. Şırınga. Uyuşturucu bağımlısı. Yanıltıcı reklam yapmak.

Ability rent : Yetenek rantı. Özel yeteneklere sahip olan kişilerin üretime katkılarının üstünde elde ettikleri kazanç fazlası. krş. kıtlık rantı.

 

Abolition of forced labour convention : Zorla çalıştırmanın yasaklanması sözleşmesi. Zorla ya da zorunlu çalıştırmanın herhangi bir biçiminin siyasal zorlama ve eğitme, siyasal ya da ideolojik görüşlerin açıklanması nedeniyle cezalandırma, işgücünü harekete geçirme, çalışma disiplinini sağlama, ayrımcılık ve işbırakımını, katılanları cezalandırma aracı olarak kullanılmasını yasaklayan, 1957 yılında kabul edilen temel uluslararası çalışma sözleşmelerinden birisi.

Hype : Aldatmaca. Aldatmak. Uyuşturucu madde. Yanıltıcı reklam yapmak. Uyuşturucu tutkunu. Şırınga. Abartılı reklam. İğne. Uyuşturucu bağımlısı.

A type mutual funds : A tipi yatırım fonu. A tipi yatırım fonu ortaklığı. Ağırlıklı olarak hisse senetlerinden oluşan ve iç tüzüklerinde (esas sözleşmelerinde) asgari sınırları belirtilmek koşuluyla, portföy değerinin en az % 25’ini özelleştirme kapsamına alınan kamu iktisadi teşebbüsleri dahil türkiye’de kurulmuş ortaklıkların hisse senetlerine bağlanmış olan uzun vadeli yatırım fonu.

A shift in supply : Sunum kayması. Üreticilerin mal sunumunu etkileyen fiyat dışındaki değişkenlerde ortaya çıkan değişme sonucu sunumun artması veya azalması diğer bir deyişle sunum eğrisinin sağa (aşağıya, güneydoğuya) veya sola (yukarıya, kuzeybatıya) kayması. krş. sunumun sağa kayması, sunumun sola kayması.

A shift in demand : İstem kayması. Tüketicilerin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu istemin artması veya azalması diğer bir deyişle istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması.

Deceptive advertising synonyms : ability to pay approach, a shift in individual demand, hyping, abnormal budget expenditures, abnormal budget receipts, a change in supply, a change in demand, abnormal budget, a group shares.