Deduction türkçesi Deduction nedir

  • Türetim.
  • İndirim.
  • Kesinti.
  • Sonuç çıkarma.
  • Genelden özele, tümelden tikele giderek ya da önsayıtlardan vargılar ve çıkarımlar türeterek bilgi üretme yöntemi.
  • Azaltma.
  • Çıkarma.
  • Sosyoloji alanında kullanılır.
  • İndirme.
  • Kesenek.
  • Çıkarılan miktar.
  • Bir ya da bir kaç öncülden mantık yasalarına dayanılarak bir sonucun zorunlu olarak çıkacağının gösterilmesi ve bu sonucun doğruluğunun tanıtlanması amacıyla genelden özele vararak düşünme yolu. mantıkçılara göre öncüllerin doğru olması durumunda sonucun da zorunlukla doğru olduğu çıkarım biçimi.
  • Çıkarım.
  • Tümdengelim.
  • Sonuç.

Deduction ile ilgili cümleler

English: The tax agent allowed the deduction.
Turkish: Vergi ajanı indirime izin verdi.

Deduction ingilizcede ne demek, Deduction nerede nasıl kullanılır?

Deduction at the source : Kaynakta kesme yöntemi. Kaynakta kesme usulü. Vergi stopajı. Ücret, faiz, kira ve serbest meslek gelirlerinden alınacak verginin, gelirin oluşması sırasında üçüncü kişi tarafından kesilmesine dayanan vergi toplama yöntemi.

Deduction for tax : Yasalarına göre yükümlülerinden kesilen vergi. Vergi kesintisi.

Deduction method : Tümdengelim metotları. Tek bir ayrıntıdan genel kural belirleyen felsefi yöntem.

Deduction of tax at source : Verginin kaynakta kesilmesi. Bir kişinin gelir vergisinden çıkartılabilen miktar.

 

Lump sum expenditure deduction method : Yükümlünün bildirimde bulunacağı hasılattan götürü olarak hesaplanan gider tutarının indirilmesi biçimindeki vergi matrahı hesaplama yöntemi. Götürü gider yöntemi.

Salary deduction : Maaş kentisi. Ücret kesintisi.

Deducting : Çıkarmak. Düşmek. Düşme. İndirme. Hesaptan indirmek.

Deductibles : Çıkarılabilir veya kaldırılabilir olan şeyler. Çıkarılabilecekler. Düşülecekler.

Write of deductions of taxes : İşverenlerin çalıştırdıkları kişilere ödedikleri ücretlerden yasasına göre kestikleri vergilerin vergi yöntemi yasasında belirtilen temel yargılara göre düzenledikleri ücret çizelgerinde ya da bunların yerine geçen diğer belgelerde gösterilmesi zorunluluğu. Vergi kesintilerinin yazılım zorunluluğu.

Deductions : Kesinti. Sonuç çıkarma. İndirim. Sonuç. Sonuçlar. Çıkarılan miktar. Çıkarma. Tümdengelim.

İngilizce Deduction Türkçe anlamı, Deduction eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Deduction ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Stoppage : Tıkanma. Tıkama. Durdurma. Durma. İşi durdurma. Tıkanıklık. Stopaj. İnkıta. Alıkoyma.

Bonification : Bankalarda tasfiyeye uğramış alacaklar arasında, ödemelerini düzenli yapmış, ancak borçları ödeyememezlik durumuna düşmüş iyi niyetli borçlulara uygulanan taksit kolaylığı ile faiz ve komisyon indirimi. vergi bağışıklığı, bir verginin kaldırılması veya dışsatımı özendirmek amacıyla bazı dışsatım mallarının vergi dışı bırakılması. alıcıların uğrayabileceği zararı karşılamak amacıyla ya da fazla miktarda mal satınalanlara satıcının ilave olarak bedelsiz verdiği mal ya da yaptığı fiyat indirimi. sigorta şirketinin hesap dönemlerinde, acenteden alacağı bedelin bir kısmını indirmesi. Geliştirme. Düzelme. İskonto. Bonus. Düzeltme. Ödüllendirim. Vergi muafiyeti.

 

Allowance for cash : Peşin indirimi.

Interruption : Sekte. Kesiklik. İnkıta. Yarıda kesme. Ara. Durgu. Sözünü kesme. Fasıla.

Demotion : Rütbe düşürümü. Rütbe indirme. Alt sınıfa indirme. Rütbe indirimi. Bir çalışanı daha alt bir pozisyona indirme. Alt seviyeye indirme.

Backwash : Ters yıkama. İkincil etki. Dalganın geri çekilmesi. Sonraki etki. Serpinti. Olayın yankıları. Geri yıkama. Geriye gelen dalga. Dümen suyu.

Deductible : Vergisiz. İndirimli. Düşülebilir. Çıkarılabilir. Tenzilli. Tenzilatlı.

Conclusion : Karar. Ceza. Bir araştırma ve irdelemede elde edilen sonuç. Tümdengelimci bir dizgede sayıltılardan kaynaklanan ve bilinen çıkarım kuralları yoluyla türetilen sonuçlar. Anlaşma. Vargı. Netice. Varılan sonuç. Nihayet.

Illation : Çıkarılan sonuç. Anlam çıkarma.

Acculturation : Kültürel uyum. Kültürlenme. Kültürel etkileşim. Bir kültürün ya da bir kültür öğesinin başka bir kültüre girmesi sonucu her ikisinin de değişmeye uğraması süreci. Ekinsel yozlaşma. Çevresindeki kültürü kabullenme. Kültür etkileşimleri. Kültürlenme ya da kültürel etkileşim. Bir kültürün başka bir kültürden aldığı tesir.

Deduction synonyms : business deduction, stoppages, assuagement, adaptive behavior, acclimatation, decrease, chasing away, cats, tax break, debasement, tax benefit, avail, withholding, intermission, write off, consequence, argument, descension, bottom line, adduction, alleviations, dockages, disembarkment, tax deduction, adjustment in marriage, exemption, haircut, alleviate, aesthetic, achievement motive, abatements, aftermath, inferring.

Deduction zıt anlamlı kelimeler, Deduction kelime anlamı

Increase : Zam yapmak. Yükselmek. Eder artırımı. Yükseklik, herhangi bir mal ya da nesneye ilişkin değerin arttırılması. Üremek. Çoğalmak. Artırmak. Büyümek. Yükseltmek. Artmak.

Addition : Toplam alma. İlave. İki veya daha fazla çeşitte yem maddesini bir araya getirme veya karıştırma işlemi. Ekleme. Toplama. Katma.

Deduction ingilizce tanımı, definition of Deduction

Deduction kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Act or process of deducing or inferring.