Defected türkçesi Defected nedir

Defected ile ilgili cümleler

English: He defected to the Soviet Union in the 1950's.
Turkish: 1950'lerde Sovyetler Birliğine iltica etti.

Defected ingilizcede ne demek, Defected nerede nasıl kullanılır?

Defect coagulapathy : Doğuştan veya kazanılmış olarak kanda bulunan pıhtılaşma faktörlerinin eksikliği veya pıhtılaşma faktörlerindeki işlevsel değişikliklerin neden olduğu pıhtılaşma bozuklukları. Defekt koagulopatisi.

Defect in character : Kişilik bozukluğu.

Defect of hearing : İşitme özürü. Olağan yakınlıktaki bir kaynaktan çıkan olağan güçteki sesin dış, orta ve iç kulaktan geçerek beyne ulaşıp tam olarak algılanmaması sonucu sağırlık ya da ağır işitme biçiminde beliren özür. bk. ağır işiten, sağır.

Defect of vision : Görme bozukluğu.

Zero defect production : Sıfır hatalı üretim. Toplam kalite yönetiminin temel ilkelerinden biri olup hatasız üretimin amaçlandığı üretim anlayışı. krş. kalite kontrol çemberleri, tam zamanında üretim.

Cardiac defect : Kalp anomalisi.

Conductive hearing defect : İletsel işitme özürü. Dış ya da orta kulakta herhangi bir bozukluk yüzünden ya da bu örgenlerin görevlerini tam yapamayışları nedeniyle sesin iç kulağa ve beyne tam olarak iletilememesi.

 

Atrial septal defect : Kalbin sağ ve sol kulakçıkları arasındaki septumda doğuştan delik veya açıklık bulunması. Atriyal septal defekt. Atriyal septum defekti. Atrial septal defekt.

Critical defect : Kritik eksiklik. Kritik hata. Kritik bozukluk. Kritik arıza.

Crystal defect : Kristal defekti. Kristal kusuru. Fizik, kimya alanlarında kullanılır. Kırılca gediği. Kimi özdeciklerin yerlerinden kaymaları, kimilerininse eksilmesi gibi nedenlerle oluşarak kırılcanın düzgün dizilim yapısını aksatan nokta.

İngilizce Defected Türkçe anlamı, Defected eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Defected ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Apostatise : Dönmek (dininden veya prensiplerinden veya inançlarından). İlkelerine sadakatsiz olmak (ayrıca apostatize). Dinden dönmek. Dininden vazgeçmek.

Harboring : Gütmek. Yataklık. Beslemek. Barınma. Demir atmak. Barındırmak. Barınmak.

Ratting : Greve katılmamak. Fare avlamak. İhbar etmek. Hainlik etmek. Parti değiştirmek. Fare tutmak. İhanet etmek. İspiyonlamak. Sıçan.

Breaking up : Ayrılma. Ayrılma (sevgiliden). İlişkiyi bitirme. Dağılma. Sevgililerin ayrılması olayı. (çiftlerin) ayrılması. Parçalayan.

Be through with : -i bitirmiş olmak. Aralarında her şey bitmek. Bitirmiş olmak. Bitmek. İki kişi arasındaki ilişki bitmiş olmak. (ilişki) sonlanmak. Elini eteğini çekmek.

Apostatize : Dönmek (din). İnançlarından vazgeçmek. Dönmek (dininden veya prensiplerinden veya inançlarından). Dininden dönmek. Dinden dönmek.

Elective : İntihaplı. Seçimle elde edilen (bir makam). Seçilmiş. Seçimle ilgili. Seçilen. Seçmeli ders. Seçim. Elektif. Seçmeli. İsteğe bağlı.

 

Harbored : Liman. Barındırmak. Yataklık etmek. Demir atmak. Saklamak. Barındırmak (gemi vb). Barınmak. Limanda demirlemek. Gütmek.

Ratted : Greve katılmamak. İhbar etmek. İhanet etmek. İspiyonlamak. Hainlik etmek. Fare avlamak. Parti değiştirmek. Sarhoş.

Bolted : Fırlamak. Sürgülemek. Çekilmek (partiden). Cıvata ile tutturulmuş. Elemek. Sürmeli. Tülbentten geçirmek. Tüymek. Demirli. Tıkınmak.

Defected synonyms : nonappointive, have recourse to, bolt, take refuge in, take sanctuary, be separated, border on, harbor, harbors, asylum, harbours, harboured, be off, blow, crouch down, apostatizing, absconding, asylums, electoral, fall back upon a thing, abscond, haven, rat, be through, break with, absquatulation, avoid, absent oneself from, defect, apostatizes, harbour, break up, bleed off.

Defected zıt anlamlı kelimeler, Defected kelime anlamı

Appointive : Tayine bağlı. Atama veya görevlendirme ile ilgili.

Defected antonyms : unoriented.