Defers türkçesi Defers nedir

  • Ertelemek (borç vb).
  • Tecil etmek.
  • Uymak.
  • Saygı göstermek.
  • Kabul etmek.
  • Sonraya bırakmak.
  • Ötelemek.
  • Ağırdan almak.
  • Riayet etmek.
  • Ertelemek.

Defers ingilizcede ne demek, Defers nerede nasıl kullanılır?

Defer a payment : Ödemenin ertelenmesi. Bir ödemeyi daha sonraki tarihe erteleme.

Defer to : Boyun eğmek. Kabul etmek. Saygı göstermek.

Defer : Sonraya bırakmak. Ötelemek. Saygı göstermek. Riayet etmek. Tecil etmek. Ağırdan almak. Kabul etmek. Ertelemek. Ertelemek (borç vb).

Deferable : Sonraya bırakılabilir. Gelecekte bir zamana ertelenebilir. Geciktirilebilir. Ertelenebilir.

Deference : Riayet etme. Saygı gösterme. Riayet. Uyma. İtaat. Saygı. Saygıdan kaynaklanan itaat. Hürmet. Sperma kanalı. (saygıdan dolayı) itaat.

Deferens : Alıp götüren (latince). Deferens. Taşıyan, ileten, aşağı doğru götüren, aşağıya ileten.

Deferentectomy : Deferentektomi. Sperma kanalının cerrahi işlemle çıkarılmasıyla yapılan kısırlaştırma.

Deferent : Yörünge. Hürmetkar. Taşıyıcı. Nakleden. Boşaltıcı. Saygılı. Uyumlu.

Deferent duct : Taşıyıcı arna. Taşıyıcı kanal. Teslislerde erkek eşey açıklığında ya da sidik torbasına giden ve erkek eşey hücrelerini ileten kanal. Sperma kanalı.

Deferentially : Şerefle. Saygı ile. Uyumlu bir halde. Hürmetle. Saygılı bir şekilde. Saygıyla.

 

İngilizce Defers Türkçe anlamı, Defers eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Defers ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Acquiescence : Uysallık. Rıza. Kabullenme. Zımni icazet. Muvafakat. İtiraz etmeden razı olma. İttihaz. Razı olma. Kabul etme.

Rout out : Çıkarmak. Zorla çıkarmak. Eşelemek. Yatağından çıkarmak. Bulmak. Uzaklaştırmak. Freze etmek. Yatağından kaldırmak. Açığa çıkarmak. Gizlendiği yerden çıkarmak.

Dillydallied : Geciktirmek. Ayak sürümek. Tereddüt etmiş. Sallanmak. (argo) oyalanmak. Başka bir zamana bırakmak. Vakit öldürmek. Zaman geçirmek. Kararsız.

Obeyed : İtaat etmek. Söz dinlemek. Dinlemek. Sadakat göstermek.

Continue : Uzamak. Bilgisayar, hukuk alanlarında kullanılır. Devam ettirmek. Uzatmak. İdame etmek. Sürmek. Devam etmek. Kalmak. Sürdürmek. Olagelmek.

Drag : Kızak. Tırmık. Sürüklenim. Kadın elbisesi (eşcinsel erkeğin giydiği). Sokmak. Etki. Atlı araba. Bilgisayar, fizik, jeoloji alanlarında kullanılır. Bir nefes.

Justify : Haklı çıkarmak. Ayarlamak. Bilgisayar, bilişim alanlarında kullanılır. Suçsuzluğunu kanıtlamak. Haklı göstermek. Gerekçelemek. Aklamak. Doğrulamak. Düzeltmek. Satır uzunluğunu ayarlamak.

Acknowledge : Onaylamak. Bir paranın ödenmiş olduğunu açıklayan imzalı yazılım. kişiyi sorumluluktan, borçtan, sözleşmeye ilişkin yargılardan tüm olarak aklanabilmek amacıyla düzenlenerek ona verilen imzalı belge. dernek ya da ortaklık genel kurullarında, yöneticilerin her hangi bir sorumluluğu olmadığı yolunda alınan karar. Doğruluğunu kabul etmek. Teslim etmek. İkrar etmek. İtiraf etmek. Alındığını bildirmek. Aklama.

 

Put off : Denize açılmak. Çıkarmak (elbise). Alıkoymak. Baştan savmak. Üstünden atmak. Oyalamak. İleriye almak. Zorla indirmek.

Uphold : Desteklemek. İdame etmek. Sürdürmek. Arka çıkmak. Yukarı kaldırmak. Sürdürmek (ingiliz ingilizcesi). Devam ettirmek (ingiliz ingilizcesi). Tutmak. Muhafaza etmek. İltizam etmek.

Defers synonyms : pull round, abide, acquiesces, upset, down, skunk, play for time, beat, abide by, reserve, defer to, conform to, get the better of, observe, prorogue, abideth, esteem, hold in esteem, demolish, go slow, respect, adjourning, acquiescing, carrying over, acquiesce, trounce, look up to, suspends, make it, adjourns, accedes, comply with, postponing.

Defers zıt anlamlı kelimeler, Defers kelime anlamı

Succumb : Boyun eğmek. Karşı koyamamak. Yenik düşmek. Yenilmek. Direnememek. Pes etmek. Ölmek. Yenik düşmek (hastalığa). Dayanamamak. Dayanamayarak karşı gelmekten vazgeçmek.

Beginning : Baş. Başlangıç çekidi. İlk adım. Kaynak. Başlama. İptida. Neşet. Başlangıç noktası. Menşe. Milad.

Victory : New york eyaletinde yerleşim yeri. Tek ya da takım olarak yapılan karşılaşmayı kazanmış olma durumu. Muzafferiyet. Başarı. Utku. Yengi. Galibiyet. Galebe. Zafer.

Defers antonyms : success.