Put off türkçesi Put off nedir

  • Sonraya bırakmak.
  • Geciktirmek.
  • Atlatmak.
  • Üstünden atmak.
  • Kaçırmak (iştah).
  • Yutturmak.
  • Bırakmak.
  • Kurtulmak.
  • Engel olmak.
  • Denize açılmak.
  • Oyalamak.
  • Savsaklamak.
  • Alıkoymak.
  • Ötelemek.
  • Baştan savmak.
  • Çıkarmak (elbise).
  • Şaşırtmak.
  • Canını sıkmak.
  • Zorla indirmek.
  • Kırmak (cesaret).
  • İleriye almak.
  • Ertelemek.
  • Soğutmak.

Put off ile ilgili cümleler

English: Ali put off his trip to Australia.
Turkish: Ali Avustralya gezisini erteledi.

English: Ali put off his wedding because of a traffic accident.
Turkish: Ali bir trafik kazasından dolayı düğününü erteledi.

English: Ali put off going to the dentist's.
Turkish: Ali dişçiye gitmeyi erteledi.

English: Ali put off his departure till Sunday.
Turkish: Ali pazara kadar gidişini erteledi.

English: Bob suggested that the party be put off till Wednesday.
Turkish: Bob partinin Çarşambaya kadar ertelenmesini önerdi.

Put off ingilizcede ne demek, Put off nerede nasıl kullanılır?

Put : Söndürmek. Yatırım yapmak. Para koyma. Neşretmek. Yatırma. Atfetmek. Söylemek. İndirmek. Koymak. Sormak.

Off : Baş. Öldürmek. Soğutmak. Yanılmak. Başlangıç. İndirmek. Kapalı. Çıkarmak. Dışında.

Put off an appointment : Bir randevuyu ertelemek.

Put a bold face on : Korktuğu halde bozuntuya vermemek. Zor bir durum karşısında cesaret göstermek. Bozuntuya vermemek.

 

Put a call through : Telefon etmek.

Put a light to : Tutuşturmak. Yakmak.

Put a crimp in : Köstek olmak.

İngilizce Put off Türkçe anlamı, Put off eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Put off ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Adjourn : Ertelenmek. Tehir etmek. Bitmek. Son vermek (oturum vs). Sona ermek (toplantı veya oturum). Ara vermek. Tecil etmek. Oturuma son vermek.

Proroguing : Meclis oturumuna son vermek. Tatil olmak (meclis). Meclisi tatil etmek. Ara vermek. Meclisin çalışmalarını ertelemek. Parlamentoyu tatil etmek. Parlamento toplantısına ara vermek.

Depress : Düşürmek. Kısmak. Keyfini kaçırmak. Sıkmak. Azaltmak. Neşesini kaçırmak. Durgunlaştırmak. Değerini azaltmak. Moralini bozmak.

Abdicated : El çekmek. Tacını ve tahtını terketmek. Tahttan çekilmek. Vazgeçmek. Tahttan çekilmek (kral veya kraliçe). İstifa etmek. Çekilmek (kral veya kraliçe tahttan). Terketmek (tacını ve tahtını). Çekilmek.

Amaze : Şaşkınlık uyandırmak. Hayran bırakmak. Afallatmak. Şaşkına çevirmek. Hayret ettirmek. Hayrete düşürmek. Hayrette bırakmak. Hayret uyandırmak.

Bothers : Musallat olmak. Can sıkmak. Üzülmek. Sinir bozmak. Rahatsız etmek. Sıkmak. Daraltmak. Dert vermek. Sinir etmek.

Adjourned : Dağılmak. Geçmek (bir yere). Son vermek (oturum vs). Ertelenmiş.

Circumventing : Yan çizmek. Yanından geçme. Yana kaçmak. Tekerine çomak sokmak. Üstün gelmek. Çevresini sarmak. Tuzağa düşürmek. Bozmak. Dolambaçlı bir yoldan gitme.

Put away : Kaldırmak. Hapse atmak. Öldürmek (yaşlı veya hasta bir hayvanı). Mideye indirmek (yemeği). Biriktirmek. Tıkınmak. Bir kenara bırakmak. Kenara koymak. Öldürmek. Yerine koymak.

 

Cast down : Morali bozuk. Üzmek. Yere atmak. Keyfini kaçırmak. Aşağı atmak. Devirmek. İndirmek.

Put off synonyms : go to sea, disaffect, deceived, amuse, circumvents, bamboozle, be in the way, abandons, astound, blankets, cast aside, abalienate, bind, give the boot, debouching, deceive, distract attention, entertain, procrastinated, chill, remits, belate, getting rid of, fobbed, amuses, break oneself of a habit, depresses, postponing, prorogued, deter, reserves, binds, allow.