Deficits türkçesi Deficits nedir

Deficits ingilizcede ne demek, Deficits nerede nasıl kullanılır?

Deficit account : Borçlu bakiye veren hesap. Eksi bakiye veren hesap. Borç toplamları, alacak toplamından daha çok olan sayışım. Borç artığı veren sayışım. Borç bakiyesi veren kar zarar hesabı.

Deficit budget : Açık veren bütçe. Tahmini masrafların gelirden daha fazla olacaklarını esas alan bütçe.

Deficit financing : Masrafların gelirden daha fazla oldukları durum. Bütçe açığının kapatılması. Açık kapama. Bütçe açığının merkez bankası kaynakları kullanılarak kapatılması. Açık finansman.

Deficit of the balance of payments : Ödemeler dengesi açığı.

Deficit spending : Açık bütçe harcamaları. Giderin gelirden fazla olması. Bütçe açığı. Toplam talebi arttırarak deflasyonist gediği kapatmaya yönelik harcamalar. krş. deflasyonist gedik. Açığa dayalı harcama. Tazmin harcaması. Açık harcama. Telafi edici kamu harcaması.

Budgetary deficit : Ödeneklik açığı. Bütçe açığı. Kazanılandan daha fazla para harcanması durumu. Belirli bir dönem içinde uygulanılması önceden tasarlanan giderleri karşılayabilecek aşamada gelir sağlanamaması.

Export deficit : İhracat açığı.

Current accounts deficit : Cari işlemler açığı. Cari işlemler bilançosunda yer alan mal, hizmet dışsatımından ve tek yanlı transferlerden elde edilen döviz gelirlerinin; mal, hizmet dışalımı ve tek yanlı transferler için yapılan döviz giderlerinden az, yani cari işlemler bilançosunun eksi verdiği durum.

 

Budget deficit : Geliri aşan harcama miktarı (dengede negatif yönlü etki yaratan). Bütçe açığı.

Apostrophe deficit disorder : Apostrof açığı bozukluğu. Apostrof kullanamama durumu. Add.

İngilizce Deficits Türkçe anlamı, Deficits eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Deficits ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Decremented : Azaltma. Eksilme. Bir tarihten diğerine geçen sürede değerdeki azalma. Azalma. Azaltım. Azalım. Zayiat. Azaltma miktarı.

Inadequacy : Yetersizlik. Kifayetsizlik. Bir ölçme aracı ya da bir gözlem evreninin sayıca elverişsiz büyüklükte olması. Noksanlık. Yetersiz kapasite veya kullanımdan doğan masraf veya zarar.

Shortage : Eksıklık. Fire. Noksanlık. Yokluk. Cari fiyattan arzın talebe cevap vermemesi. Sıkıntı. Kıtlık. Darlık. Eksik.

Drawback : Gümrük, ekonomi alanlarında kullanılır. Sorun. Bir ülkeye giren mallardan alınan gümrük vergisinin o malların tekrar yurt dışına çıkarılmalarında iyelerine geri verilmesi. dışa satım sırasında, malın tumdegerine girmiş bulunan vergilerin önceden belirlenen oranlara uygun olarak dışa satımcıya geri verilmesi. İhraç primi. Ayakbağı. Mahzur. Sakınca. Engel. Zorluk.

Bares : Gözle görülür hale getirmek. Açığa vurmak. Açılmak. Çıkarmak. Çıplak. Açmak. Soymak.

 

Aboveground : Topraküstü. Toprağın üzerinde olan. Yerüstü. Yeryüzünde. Toprak üstündeki. Yer düzeyi üstünde. Zemin üstündeki. Yeryüzündeki.

Shortfall : Eksik. Bakiye.

Disadvantage : Yarar yitimi. Bir kişi, nesne, durum ya da koşula karşı olan, başarı ya da kazançta engelleyici etkisi bulunan özellikler. Kayıp. Zarar. Mahzur. Çekince. Sakınca. Kusur.

Downside : Zarar olasılığı gösteren. Küçülme. Aşağı taraf. Azalma. Düşüş (borsa bedelleri vs). Negatif taraf. İstenmeyen taraf. Olumsuz taraf. Alt taraf.

Deficits synonyms : oxygen deficit, account deficit, dearth, defects, decided, blanker, above board, defect, deficiencies, handicap, decrement, insufficiency, handicaps, apparentness, decrementing, absence, barest, defectiveness, bawdy, expressed, bare, apparent, barer, defalcation, avowed, decrements, aperture, decisive, distinct, bawdies, aboveboard, dearths, deficiency.

Deficits zıt anlamlı kelimeler, Deficits kelime anlamı

Indefinite : Sınırsız bir süre için. Mühletsiz. Sayısız. Belgisiz. Müphem. Sınırsız. Belirsiz. Süresiz. Kesin olmayan. Belirtisiz.

Unclear : Belirsiz. Açık olmayan. Zor anlaşılır. Karışık. Bulanık.

Undefined : Tanımsız. Tanımlanmamış.

Deficits antonyms : indistinct, implicit, sufficiency, adequacy.