Shortage türkçesi Shortage nedir
- Eksiklik.
- Noksan.
- Sıkıntı.
- Noksanlık.
- Eksıklık.
- Eksik.
- Açık.
- Fire.
- Kıtlık.
- Darlık.
- Yokluk.
- Cari fiyattan arzın talebe cevap vermemesi.
Shortage ile ilgili cümleler
English: In 1994, there was a shortage of water and rice in Japan.
Turkish: 1994'te Japonya'da su ve pirinç kıtlığı oldu.
English: The National Center for Education Information says a predicted teacher shortage won't pan out because teachers who left the profession are returning.
Turkish: Ulusal Eğitim Bilgi Merkezi Mesleği bırakan öğretmenler geri döndüklerinden dolayı tahmin edilen bir öğretmen açığının sonuç vermeyeceğini söylüyor.
English: Because of a shortage of work, half the staff was discharged.
Turkish: İş yokluğu yüzünden, personelin yarısı işten çıkartıldı.
English: The recent coffee shortage brought about many problems.
Turkish: Son zamanlardaki kahve kıtlığı birçok sorunu da beraberinde getirdi.
English: In 2010, there was a shortage of H1N1 vaccine.
Turkish: 2010 yılında, H1N1 aşısı sıkıntısı vardı.
Shortage ingilizcede ne demek, Shortage nerede nasıl kullanılır?
Shortage in cash : Kasa açığı. Kasa sayışımına göre kasada bulunması gereken para ile bulunan para arasındaki eksiklik.
Shortage of labor : İşgücü açığı.
Acute shortage : Şiddetli eksiklik. Ciddi sıkıntı. Büyük noksanlık.
Cash shortage : Nakit kıtlığı. Nakit sıkıntısı. Nakit darlığı. Kasa açığı. Kasa noksanlığı. Kasa sayım noksanı.
Dollar shortage : Dolar kıtlığı. İkinci dünya savaşı'ndan 1950li yılların ortalarına kadar olan dönemde batı avrupa ülkelerinde görülen dolar yetersizliği.
Land shortage : Kullanılabilir arazi eksikliği. Toprak kıtlığı.
Visible housing shortage : Bir kentte yaşayan ev halkı sayısı ile konut sayısı arasındaki dengesizlik. bir kentteki ev halkı sayısı ile, onları barındıracak konutlardaki oda sayısı toplamı arasındaki dengesizlik. Açık konut darlığı.
Water shortage : Su sıkıntısı. Su kıtlığı. Su azlığı. Susuzluk.
Housing shortage : Konut açığı. Yaşam yeri açığı. Konut bunalımı. Konut yetersizliği. Yeter sayıda ve nitelikte konut birimi üretilemediğinden kimilerinin barınma gereksinmelerini karşılamada büyük güçlükle karşılaşmalarının yaygınlaşarak bir toplumsal sorun oluşturması. Ev eksikliği. Konut noksanlığı.
Short bill : Kısa vadeli poliçe. Kısa fatura. Çok kısa vadeli poliçe. Kısa geçerlilik süresi olan fatura. Kısa vadeli kambiyo senedi. Kısa vadeli senet.
İngilizce Shortage Türkçe anlamı, Shortage eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Shortage ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Deficiency : Doğal nedenlerle malın ağırlığında beliren eksilme. açık. varlıklar ile borçlar arasındaki fark. Bir kromozomun bir parçasının ya da bir genin yokluğu ile ortaya çıkan durum. Eksiklik, noksanlık. Sakatlık. Gereksinim. Yetmezlik. Gerilik.
Exiguity : Yoksunluk. Azlık.
Failure : Kusur. Bir öğretim yılı süresince başarı gösteremeyen öğrencinin, yönetmelik gereğince bulunduğu sınıfta bir yıl daha okumak zorunda bırakılması. Yapmayış. Bilgisayar, eğitim, ekonomi alanlarında kullanılır. Dinme. İflas. Hayal kırıklığı. Fiyasko. Borçlarını ödeyemeyecek durumda olduğu yargı organlarınca saptanarak duyurulan tecimen batkınlığı.
Apparent : Besbelli. Görünüşteki. Görünür. Belirgin. Anlaşılır. Ortada. Görünüşte olan. Aşikar. Kolaylıkla görülür.
Grayness : Grilik. Neşeli. Kır. Bozluk.
Wantage : Akıntıdan doğan kayıp. Boş kalan kısım (fıçı veya çuval vb) fire. İngiltere'de yerleşim yeri. Zayi. New jersey eyaletinde yerleşim yeri. Fıçının kapasitesi ile sıvı arasındaki fark. Eksilme teneke veya varil vb. Fıçıda kalan boşluk. Sızıntı.
Pressure : Baskılamak. Basınç uygulamak. Baskı yapmak (birine). Bir akışkanın değdiği yüzeye uyguladığı itme kuvvetinin birim yüzeye düşen tutarı. Bk. havayuvarıbasıncı. Sıkıştırmak (bir kimseyi). Baskı. Zorlamak. Basma.
Absents : Bulunmamak. Bulunmayan. Devamsız. Bulunmayan (kişi) (orada artık). Yoklamada bulunmayan. Yok (mevcut olmama). Gaip. Namevcut. Dalgın.
Short : Kısa okunuşlu ünlü. Kısa devre. Kısa devre yaptırmak. Kısa metrajlı film. Kasa açığı. Kısa hece. Az. Kontak.
Blanker : Şaşırmış. Sövmek. Görüntüsüz (televizyon terimi). Feshetmek. İfadesiz. Çıkarmak. Boş kağıt. Boş. Yazısız. Yazısız kağıt.
Shortage synonyms : oxygen deficit, bleakish, flawing, anxieties, tret, aboveground, denseness, blankest, balls ache, barer, destitution, pokiness, insufficiency, hardship, hungers, leakage, decrementing, bawdies, decremented, picking, bares, dearths, bawdy, apparentness, imperfects, beggarliness, defalcations, affliction, aboveboard, decrement, famine, above board, annoyances.
Shortage zıt anlamlı kelimeler, Shortage kelime anlamı
Sufficiency : Yeterlik. Yeterli olma. Yeterli miktar. Elverişlilik. Kifayet. Yeterli bir miktar. Yeterli şey. Yeterlilik. Uygunluk.
Adequacy : Yetenek. Yeterlilik. İstihkak. Ehliyet. Uygunluk. Yeterlik. Bir örneğin, yansıttığı ayrıtların süreğen olduğu yolunda güven verecek sayısal büyüklükte olması. Kifayet.
Shortage ingilizce tanımı, definition of Shortage
Shortage kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Amount or extent of deficiency, as determined by some requirement or standard. As, a shortage in money accounts.

Bu kısımda Shortage kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Shortage ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Shortage anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Shortage ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.