Degus türkçesi Degus nedir

  • Funda sıçanı.
  • Kemiriciler (rodentia) takımının, sekiz dişligiller (octodontidae) familyasından, 16.5 cm kadar uzunlukta, 10 cm kadar kuyruğu olan, şili ve peru'da yaşayan bir tür. degu.
  • Biyoloji alanında kullanılır.

Degus ingilizcede ne demek, Degus nerede nasıl kullanılır?

Degus and coypus : Sekiz dişligiller. Memeliler (mammalia) sınıfının, kemiriciler (rodentia) takımının, oklu kirpimsiler (hystricomorpha) bölümünden, sıçana benzeyen, kısa, geniş ve kıllı kuyrukları bulunan, kuyruklarında pullu çemberler taşıyan türleri içine alan bir familya.

Degust : Tadın keyfini çıkarmak. Hoşlanmak. Tadını almak. Yemeğin tadına bakmak. Tatmak. Beğenerek tatmak.

Degustation : Tatma.

Degumming : Zamklama. Pişirme. Zamksı maddelerin giderilmesi.

Degumming bath : Zamk giderme banyosu.

Degage : Serbest.

Degasifier : Gaz giderici. Gaz ayırıcı. Degazör.

Degasification : Gazdan arındırma. Degazifikasyon. Uçun giderme.

Degania alef : 1910 yılında galilee denizi'nin güneyinde ürdün vadisi'nde kurulmuş olan israil kibutzu.

Degania : İsrail'deki iki kibutztan (israil'de komünal yerleşim) her biri (kibbutz degania alef veya kibbutz degania bet).

İngilizce Degus Türkçe anlamı, Degus eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Degus ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

A cell : Mayalarda eşeyli üreme sırasında alfa hücresiyle beraber zigotu oluşturan hücre. A hücresi.

Sample : Örneklem. Tatmak. Tadına bakarak kalitesini saptamak. Numune. Anlatılmak istenen bir düşünceyi açıklamak için ileri sürülen ve onu daha somut hale getiren olay ya da olgu. bir bütünün özelliklerini belirtmek amacıyla ondan alınan ya da ayrılıp verilen küçük parça. Tipik özellik. Denemek. Herhangi bir evrenin, incelenmek üzere seçilen parçası. Bir malın satışını sağlamak için alıcıya gönderilen ya da gösterilen örnek. Örnekleme yöntemiyle yürütülecek herhangi bir çözümleme çalışmasında kullanılmak üzere seçilen örnek öğeler kümesi.

A protein : A proteini. Tek iplikli rna fajlarındaki bir protein. Triptofan sentetaz enziminin bir protein alt birimi. laktoz sentetaz enziminin bir parçası. tek iplikli rna fajlarındaki bir protein. olgunlaşma proteini. tütün mozaik virüsünün deneysel olarak meydana getirilen protein kılıfının bir oligomeri.

Try out : Denemek. Düzeltmek. Tasfiye etmek. Düzlemek (tahta vb.). Deneme yapmak. Deneyden geçirmek.

Aardvarks : Memeliler (mammalia) sınıfının, damarlı dişliler (tubulidentata) takımından, vücutları aralıklı olarak kıllarla örtülü, parmakları ve kulakları büyük, kanca tırnaklı türleri içine alan bir familya. Damarlı dişliler. Memeliler (mammalia) sınıfının, etenliler (placentalia) alt sınıfından, az sayıda ve sütun biçiminde sıralanmış ve her birinin bir kanalı olan minesiz ve köksüz dişleri olan, ağızları boru biçiminde uzamış, kulakları büyük, seyrek kıllı, parmaklarında büyük kanca şeklinde tırnakları olan türlere sahip bir takım. Yer domuzugiller. Yerdomuzu.

 

Abambulacral area : Abambulakral bölge. Derisi dikenlilerin tüp ayak taşımayan ve genellikle madreporitin de yer aldığı vücut bölgesi.

Taste : Tadını almak. Çeşni. Tadı olmak. Tatmak. Tat almak. Tat vermek. Tadına bakmak. Hayvanların yedikleri yemlerden aldıkları haz duyusu. Duyusal muayenelerde tatma sırasında algılanan, dokunma, sıcaklık ve acı gibi etkenlerle etkilenebilen, tada ve kokuya ilişkin duyguların karmaşık bileşimi.

Abductor muscle : Abdüktör kas. Uzaklaştırıcı kas. Bir bacak ya da herhangi bir bölgeyi dışa doğru çeken kas. abdüktör kas.

Abramis zone : Akarsuların durgun akan ve abramis türlerinin baskın olduğu bölgesi. Akarsuların durgun akan bölgeleri. Abramis zonu.

Abacus bodies : Abacus cisimcikleri. Dişteki odontoblast hücrelerinde içleri muntazam dizilmiş kalsiyum granülleri ve kollagen öncülerini içeren golgi kesecikleri.

Degus synonyms : abiotic factor, take away, withdraw, a cells, abo blood groups system, a chromosome, aardvark, acacia, aardwolf, try, remove, abiotic environment, take, a site.