Densifies türkçesi Densifies nedir

Densifies ingilizcede ne demek, Densifies nerede nasıl kullanılır?

Densification : Sıklaştırma. Bir şeyin yoğunluğunda artma. Yoğunlaştırım. Bir biyokütlenin küçük toplar şeklinde sıkıştırıldığı mekanik işlem. Yoğunlaştırma. Sıkılaştırma. Teksif.

Densify : Yoğunlaşmak.

Densi tometer : Yoğunlukölçümünde kullanılan aygıt. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Yoğunlukölçer.

Densimeter : Kıyılmış tütünün doldurma yeteneğini ölçmeye yarayan cihaz. Yoğunlukölçer. Dansimetre. Yoğunluk ölçen alet. Yoğunluk ölçmeye yarayan aygıt. Fizik, kimya alanlarında kullanılır. Bir sıvının özgül ağırlığının ölçülmesine yarayan aygıt. (dibi ağırca, dereceli bir yuvağın yüzdürülmesine dayanır.). Yoğunluk ölçer.

Densimetry : Dansimetri. Yoğunluk ölçümü.

Density forecasting : Yoğunluk öngörme.

Densitometers : Densitometre. Gölgeölçer. Yoğunlukölçer. Kararma ölçer. Yoğunluk ölçer. Dansitometre. Bir negatifin yoğunluğunu ölçen alet (fotoğrafçılık).

Densitometer : Kararma ölçer. Bir ışılyaprakta ışık, x-ışınları, gama ışınları vb. etkenlerin oluşturdukları izgenin gölge yoğunluğunu ölçmeye yarayan aygıt. Densitometre. Yoğunluk ölçer. Yoğunlukölçer. Dansitometre. Gölgeölçer. Karalıkölçer. Geçmede karalık ve yansımada karalık ölçmelerine yarayan bir tür ışıkölçer.

 

Density forecast : Yoğunluk öngörüsü.

Density factorization : Yoğunluk çarpanlaması.

İngilizce Densifies Türkçe anlamı, Densifies eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Densifies ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Condenses : Sıvılaştırmak. Kısaltmak (yazıyı veya sözü). Sıvılaşmak (buhar veya gaz). Sıvılaştırmak (buharı veya gazı). Yoğuşmak. Koyulaştırmak. Sıvılaşmak. Yoğunlaştırmak. Sıvı hale dönüşmek (gaz).

Intensifies : Artırmak. Şiddetlendirmek. Şiddetlenmek. Güçlendirmek. Kuvvetlendirmek. Yoğunlaştırmak. Pekiştirmek. Derinleşmek. Koyulaştırmak.

Centred : Çevresini dönüp dolaşmak. Ortadan. Öz-güven sahibi. Ortalanmış. Ortalamak. Ortalı. Merkezde toplamak. Ortaya gelmek. Amaçlı ve dengeli.

Condensing : Yoğunlaştırma. Yoğunlaştırmak. Yoğunlaştırıcı. Dondurucu. Donan. Sıvı hale dönüşmek (gaz). Yoğunlaşma. Donucu (krem vb). Yoğunlaşan.

Centralises : Tek bir otoritenin altına girmek (devlet, vb.). Merkez noktasına doğru çekmek. Merkezileştirilmek. Merkezileşmek. Merkezleşmek. Konsantre olmak. Merkezleştirmek (ayrıca 'centralize'). Merkeze bağlamak. Merkezde toplamak.

Center upon : Dikkati bir şey üzerine çekmek. Odaklanmak.

Concentrate : Azotsuz öz madde. Özüt. Bir noktaya toplamak. Konsantre olmak. Yoğun madde. Derişik madde. Deriştirmek. Dikkati bir noktada toplamak. Yoğunlaştırmak.

Hot up : Daha sağlam olmasını sağlamak. Heyecanlanmak. Heyecanlandırmak. Kuvvetlendirmek. Isıtmak. Kızışmak. Isınmak. Tahrik olmak. Hareketlenmek.

Intensify : Güçlendirmek. Derinleşmek. Koyulaştırmak. Pekiştirmek. Şiddetlenmek. Şiddetlendirmek. Kuvvetlendirmek. Artırmak. Yoğunlaştırmak.

Densifies synonyms : densify, centralise, condense, centralising, concentrate on, centres.