Detainees türkçesi Detainees nedir

  • Gözaltına alınan kimse.
  • Tutuklu.
  • Gözaltına alınanlar.
  • Tutuklular.

Detainees ile ilgili cümleler

English: How many detainees are held at Guantanamo?
Turkish: Guantanamo'da kaç tane hükümlü tutuluyor?

Detainees ingilizcede ne demek, Detainees nerede nasıl kullanılır?

Administrative detainee : İdari tutuklu. Yargı sürecinden önce veya normal mahkeme usulü olmadan gözaltına alınan kimse.

Woman detainee : Tutuklu olarak alıkonan kadın. Kadın tutuklu.

Detainee : Tutsak. Mahpus. Gözaltına alınan. Gözaltına alınan kimse. Mevkuf. Tutuklu. Alıkonulan.

Detained : Tutuklanmış. Alıkonmuş. Sorgulanmak üzere tutulan. Nezarethanede. Göz altına alınmış. Yakalanmış. Göz altında. Gecikmiş.

Detained for further interrogation : Daha fazla sorgulama için gözaltında. Daha ileri sorgulama için gözaltında tutulan.

Detail card : Ayrıntı kartı. Değişiklik kartı.

Detainment : Engelleme. Alıkoyma. Gözaltı. Geciktirme. Nezarethanede tutma.

Detaining : Mahrum etmek. Geciktirme. Alıkoymak. Hapsetmek. Gözaltına almak.

Detail drawing : Ayrıntı çizimi. Ayrıntı. Detay. Ayrıntı çizim. Detay resmi. Ayrıntı resmi. Detay resim. Bir makine bina veya yapının parçalarını gösteren ayrıntılı çizim.

Detail : Detaya girmek. Bilgisayar, tiyatro alanlarında kullanılır. Ayrıntısıyla uğraşma. Özel göreve verme. Detayına girmek. Ayrıntılı anlatmak. Ayrıntılı plan. Ayrıntılı olarak anlatmak. Tiyatro parçasındaki ana düşünceye yardımcı olan sözcük, tümce ya da eşya.; ayrıntı (referruat); dekorun küçük bir parçası. Detaylar.

 

İngilizce Detainees Türkçe anlamı, Detainees eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Detainees ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Inmates : Oturan kimse (ev). Sakin.

Internee : Enterne edilen. Gözaltına alınan. Savaş esiri.

Arrestee : Durdurulmuş olan kimse. Nezaret altında olan kimse.

Under arrest : Nezaret altında. Göz hapsinde. Mevkuf. Tutuklu olarak.

Apprehended : Korkuyla beklemek. Endişe etmek. Tutuklanan. Tutuklamak. Anlamak. Kavramak. Yakalanmış (suçlu).

In chains : Tutsak. Zincirler içinde. Esir. Zincirlerle sınırlanmış bir halde. Mahk-m. Hapsedilmiş bir halde. Mahkum. Zincirlere bağlı bir halde.

In captivity : Tutsak. Hapiste. Tutsak (hayvan mahkum vs). İçeride.

Captive : Rehine. Tutsak edilmiş. Mahkum. Kapatılmış. Esir. Köle. Baskı altında. Esir düşmüş. Emir. Savaş esiri.

Detainee : Mevkuf. Tutsak. Gözaltına alınan. Mahpus. Alıkonulan.

Detainees synonyms : political detainee, internees, arrested person, arrested, prisoners, imprisoned, arrestees, interns, jail bird, prisoner, inmate, intern.