Deterring türkçesi Deterring nedir

Deterring ingilizcede ne demek, Deterring nerede nasıl kullanılır?

Deterred : Yıldırmak. Caydırmak. Engellenen. Gözünü korkutup vazgeçirmek. Engellenmiş.

Deterrence : Caydırıcılık. Caydırma. Engelleyicilik.

Deterrence factor : Caydırıcı faktör. Vazgeçiren veya cesaret kıran şey. Engelleyici etmen.

Deterrence policy : Caydırma politikası.

Deterrent : Vazgeçiren şey. Caydırıcı silah. Caydırıcı. Yıldırıcı. Caydıran kimse. Engelleyici. Önleyici. Caydırıcı şey.

Deterge : Temizlemek. Silmek. Yıkamak. Deterger.

Deterged : Yıkamak. Silmek. Temizlemek.

Deterrent punishment : Caydırıcı ceza. Gelecekte işlenecek suçlardan caydırmak amacıyla uygulanan disiplin uygulaması. Vazgeçirici ceza.

Minimum deterrence : Asgari caydırıcılık.

Deterrent force : Caydırıcı güç.

İngilizce Deterring Türkçe anlamı, Deterring eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Deterring ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Indispose : Zayıflatmak. Elverişsizleştirmek. Bozmak. Soğutmak. Hasta etmek. Hevesini kırmak. İsteksiz. Keyfini kaçırmak. Rahatsız etmek.

Enervating : Zayıflatan. Takattan düşürme. Zarar veren. Gevşeklik verme. Zayıflatıcı. Kuvvet veya cesaretini kırma. Güçten düşürücü. Güçten düşmesine sebep olan. Zayıflatma.

 

Reshape : Yeniden şekillendirme. Yeni biçim vermek. Yeniden şekillendirmek. Yeniden şekillendir. Şeklini değiştirmek. Yeniden biçim vermek. Yeniden biçimlenmek. Yeniden şekillenmek.

Scaring off : Korkuya sebep olmak. Kovmak. Korkutup kaçırmak. Cesaretini kaybetmesine sebep olmak. Dışarı atmak. Çıkarmak. Korkmasına sebep olmak.

Browbeat : Göz dağı vermek. Zorlamak. Gözdağı vermek. (birisini) sindirmek. Sert bakarak korkutmak. Sert bakış ya da sözlerle gözünü korkutmak. Kabadayılık etmek. Ters bakışla korkutmak. Gözünü korkutmak.

Time : -in zamanını ölçmek. Akıp giden olayların tekrar eden gök olaylarına göre sıralanmasından doğan bir kavram. güneş ve yıldızların öğlene göre açısal uzaklığına (saat açısına) karşılık bir ölçü. Zamanlamak. Defa. Kez. Süre tutmak. Zamanlama yapmak. Ayarlamak. Tempo tutmak. Temposunu belirlemek.

Deters : Engellemek. Cesaret kırmak. Mani. Vazgeçmek. Vazgeçirmek. Alıkoymak.

Cause : Sebebiyet vermek. İlke. Sebeb. Doğurmak. Dava. Amaç. Meydan vermek. Sebep. Neden olmak. Yol açmak.

Check : Bagaja vermek (bavulu). Bir soru ya da görüşme çizinliğinde yer alan soruyu yanıtlamak üzere saptanmış yanıt seçeneklerinden biri ya da birkaçına x ya (...) biçiminde belirteçler koyularak yapılan bildirim. Kontrol. Çek keşide etmek. Alıkoymak. Durdurmak. Çek yazmak. Frenlemek. Kontrol etmek. Kısmak.

Locate : Oturmak. Yerini bulmak. Yerleştirmek. Yerini belirlemek. Yerini öğrenmek. Yerini saptamak. Tespit etmek. İskan etmek (bir yerde). Yerleşmek. Yerini tayin etmek.

 

Deterring synonyms : decide, discouraging, regulate, find out, predetermine, dissuades, dissuaded, appal, sequence, discover, numerate, consternating, shape, consternate, count, index, enumerate, cow, appaling, see, redetermine, dissuade from, number, mold, demoralising, cowed, unnerving, be a disincentive, browbeating, sidetrack, disinclines, watch, browbeat out.

Deterring zıt anlamlı kelimeler, Deterring kelime anlamı

Indispose : Rahatsız etmek. Keyfini kaçırmak. Zayıflatmak. Elverişsizleştirmek. İsteksiz. Hasta etmek. Bozmak. Soğutmak. Hevesini kırmak.

Dispose : Kullanmak. Alt etmek. Dağıtmak. Düzenlemek. Dizmek. İkna etmek. Anıklamak. İsteklendirmek. Kurtulmak. Atmak.

Deregulate : Hükümet kontrolünden çıkarmak. Denetimi kaldırmak ya da azaltmak. Devlet denetimini kaldırmak. Kısıtlamaları kaldırmak. Kısıtlayıcı şartları kaldırmak. Devlet denetimini azaltmak.

Deterring antonyms : disorient.