Devkulağı nedir, Devkulağı ne demek

Devkulağı; Biyoloji alanında kullanılan bir sözcüktür.

Biyoloji'deki anlamı:

Karından ayaklılar (Gastropoda) sınıfının, önden solungaçlılar (Prosobranchia) takımından, kabuğu kıvrık ve yaylı, ucu sivri, kabuk ağzının dış kenarı geniş, inci meydana getiren, Batı Hint Okyanusu'nda yaşayan bir yumuşakça türü.

Devkulağı kısaca anlamı, tanımı

Önden solungaçlılar : Yumuşakçalar (Mollusca) dalının, karından ayaklılar (Gastropoda) sınıfından, solunum organları (ktenidyum) yüreğin önünde bulunan, kabuklu ya da kabuksuz olan, kabuklan kalker ya da keratin bir operkulum ile kapalı olan, paludina (Paludina), denizkulağı (Haliotis), dikenli salyangoz (Murex), purpura (Purpura), litorina (Littorina) cinsleri iyi bilinen bir takım. (Prosobranchia), litorina (Littorina) iyi bilinenleridir

Karından ayaklılar : Karından bacaklılar.

Prosobranchia : [Bakınız: önden solungaçlılar]. [Bakınız: önden-solungaçlılar].

Gastropoda : [Bakınız: karından ayaklılar]. Karından ayaklılar. Salyangoz, sümüklü böcek ve deniz kabuklularını içine alan bir çoğu çeşitli patojenlere ara konaklık yapan yumuşakça sınıfı. [Bakınız: karından-ayaklılar].

Yumuşakça : Yumuşak vücutlu, omurgasız hayvan. (yumuşa'kça) Yumuşak bir biçimde. Biraz yumuşak.

Solungaç : Suda yaşayan hayvanların solunum organı, galsame.

Yumuşak : Dokunulduğunda veya üzerine basıldığında çukurlaşan, eski biçimini kaybeden, katı karşıtı. Kolay çiğnenen, kolay kesilen. Kaba, hırçın, sert olmayan, kolay yola gelen, uysal. Ilıman (iklim), sert karşıtı. Dokunulduğunda hoş bir duygu uyandıran. Okşayıcı, tatlı, hoş. Ciğerlerden gelen havanın ses yolundaki sivrilmiş ve gerilmiş kapalı bir engele çarpmasıyla oluşan (ünsüz), titreşimli, sürekli, ötümlü, tonlu, sedalı. Kolaylıkla işlenebilen. Sessiz, hafif. Kolaylıkla bükülen, buruşmayan, sert karşıtı.

 

Okyanus : Kıtaları birbirinden ayıran deniz, ana deniz, umman.

Ayaklı : Ayağı olan. Bir destekle yere dayanan. Ayakla işletilen.

Gastro : Mideyle ilgili olan.

Kıvrık : Eğrilip bükülmüş, yuvarlak bir biçim verilmiş.

Meydan : Alan, saha. Fırsat, imkân ya da vakit. Bulunulan yer ve çevresi, ortalık. Mevlevi tekkelerinde ayin yapılmış olan yer. Yarışma, eğlence veya karşılaşma yeri.

Takım : Bir işte veya bir yerde kullanılan eşya ve aletlerin tamamı, ekipman. Bir filmin çevriminde görüntüleri alma, aydınlatma, ses alma gibi belli başlı çalışmaları yapmak için gerekli en küçük teknikçiler topluluğu. Meslek, davranış, durum vb. yönlerden birbirine uyan kimselerin oluşturduğu topluluk. Aşağılayıcı ve küçümseyici anlamda topluluk. Hayvanlarda yemek borusu, akciğer ve karaciğere genel olarak verilen ad. Birlikte oynayan, kazanmak için birlikte çalışan sporcu topluluğu. Görev bakımından birbirini tamamlayan kimselerin topluluğu, grup, ekip, trup. Bölüğü oluşturan birliklerden her biri. Takım elbise. Bir oyunda sahaya çıkan belli kuruluşlara bağlı oyuncular topluluğundan her biri. Birbirini tamamlayan şeylerin tümü. Sigara ağızlığı. Canlıların bölümlendirilmesinde familya ile sınıf arasında yer alan, yakın benzerlikler gösteren organizmaların oluşturduğu birlik.

 

Yaylı : Yayı olan. Üstü ve yanları kapalı, dört tekerlekli, altında yayları olan, atla çekilen bir tür binek arabası, yaylı araba. Ok ve yayla silahlanmış.

Okyan : Okuyan, bilgili.

Önden : Önce, ilkönce. (Resim, Heykel) Önyüzü bakana dönük (duruş). Ay. bk. yarıyandan, yandan.

Yumuş : İş, hizmet buyruğu: Bu çocuk hiç yumuş tutmuyor, ne yapacağız?. Toplantı, topluluk. İş, hizmet buyruğu. Vazife, hizmet, buyrulan iş, söz. Görev, vazife (Çayağzı). Ödünç alınan şey. İş, hizmet, ödev, vazife. İş, güç, çalışma.

Sınıf : Öğrencilerin yıllık öğrenime göre ayrıldıkları bölümlerden her biri. Takımlardan oluşan birlik, dalların alt bölümü. Çeşitli amaçlarla oluşmuş kümeler. Derslik. Belli ortak belirtileri olan tek tek nesneler öbeği. Önemlerine, niteliklerine göre kişi veya nesnelerin yerleştirildiği kategorilerden her biri. Bir toplumda, aynı görevi yapan, aynı yararı sağlayan, aynı şartlarda yaşayan büyük insan grubu, klas.

Karın : İnsan ve hayvanlarda gövdenin kaburga kenarlarından kasıklara kadar olan ön bölgesi. Mide. Döl yatağı. Bazı şeylerde şiş ve içi boş bölüm. Gelen ve yansımış dalgaların girişimiyle oluşan duraklı dalgalarda en büyük genlikte titreşen noktalar. Ahlaki açıdan kabul edilemeyen şeyleri kabullenme. İç, gönül, akıl, kafa.

Kabuk : Bir şeyin üstünü kaplayan ve onu dış etkilere karşı koruyan, kendiliğinden oluşmuş sertçe bölüm, kışır. Deri üzerinde bir yaranın veya sivilcenin kurumasıyla oluşan sertçe bölüm. Bir sıvı veya gazı dıştan saran, sert katman. Ekmeğin pişme sırasında içinden daha çok sertleşen dış bölümü. Bir hayvanı dıştan örten kitinli, kalkerli, silisli, kemiksi veya boynuzsu örtü, kavkı.

Diğer dillerde Devkulağı anlamı nedir?

İngilizce'de Devkulağı ne demek ? : giant's eahr