Differences türkçesi Differences nedir

Differences ile ilgili cümleler

English: Dice have differences in design in different cultures.
Turkish: Zarlar farklı kültürlerde farklı şekillere sahiptir.

English: As an Englishman, he is particularly sensitive to the differences between English and American usage.
Turkish: Bir İngiliz olarak, o, İngiliz ve Amerikan kullanımı arasındaki farklara özellikle duyarlı.

English: A musician can appreciate small differences in sounds.
Turkish: Bir müzisyen seslerdeki küçük farkları anlayabilir.

English: I suggest we forget our differences and try to cooperate.
Turkish: Farklılıklarımızı unutmayı ve iş birliği yapmayı denemeyi öneriyorum.

English: Although most of the content and thought has not been dependent on any language, when focusing on Japanese, differences in syntactic structures or the fact that individual words are not written separately and distinctly then requires several points of consideration.
Turkish: İçerik ve düşüncenin çoğu herhangi bir dile bağımlı olmasına rağmen,Japoncaya odaklanırken,cümle yapısındaki farklar yada bireysel kelimelerin ayrı ve açıkça yazılmamaları gerçeği o zaman düşünce hakkında birkaç nokta gerektirir.

 

Differences ingilizcede ne demek, Differences nerede nasıl kullanılır?

Differences in rates of exchange : Kur farkı. Kurlardaki değişme nedeniyle ulusal para cinsinden yapılacak ödemelerde ortaya çıkan farklar. dövizin değişik kurlardan ulusal paraya çevrilmesi sonucu ortaya çıkan fark. Döviz kuru farkları. Kur farklılıkları.

Differences in temperature : Sıcaklık farklılıkları. Isı değişiklikleri. Sıcak ve soğuk hava şartlarında çeşitlilik.

Difference in differences estimator : Farkların farkı tahmincisi.

Accommodate their differences : Aralarındaki anlaşmazlıkları uzlaşma yoluyla gidermek.

Class differences : Değişik toplumsal sınıfların üyelerini birbirinden ayrımlı kılan siyasal etkinlik, gelir, iş güç, eğitim, yaşama biçimi, düşünce, tutum ve davranışlar vb. ilişkin özellikler. Sosyal sınıflar arasındaki farklar. Sınıf farklılıkları. Durum eşitsizliği. Sınıfsal farklar. Sınıf ayrımları. Sınıfsal farklılıklar.

Measurement differences : Ölçümler arasında ölçüye vurulan gerçek ayrımların yanı sıra durumdan duruma ve ölçmeden ölçmeye değişen rastlantısal etkenlerden doğan ayrımlar. Ölçüm ayrımları.

Finite differences : Sonlu farklar.

Crude gmm in first differences : Birinci farklar cinsinden kaba gmm.

Eliminated differences : Elenmiş farklılıklar. Bertaraf edilmiş farklılıklar. Giderilmiş farklılıklar. Yok edilmiş farklılıklar.

Non profit differences : Kazanç sayılmayan farklar. Yasalarındaki koşulları kapsamak üzere durağan kuruluş ve yapımlı malların satışlarından elde olunacak farklarla, bu mallar ve haklar için alınan güvence ödemelerinden doğan farkların kazanç sayılmamaları.

 

İngilizce Differences Türkçe anlamı, Differences eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Differences ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Flection : Bükülme. Eğilme. Yapım ve çekim sırasında kelime köklerinin farklı biçimlere girmesi şeklindeki kırılma olayı. büküm; arapça, almanca, ingilizce, rusça gibi sami, cermen ve islav dillerine özgü bir olaydır: ar. ketebe «yazdı» kökünün kütibe «yazıldı», yüktebü «yazılır», yüktebune «yazılırlar», litükteb «yazıl!»; katebu «mektuplaştı, yazıştı», katibun «yazan, katip», mektubun «yazılmış şey, mektup» mektebun «mektep okul» şekillerine girmesi; almanca sehen «görmek», sah «gördü», gesehen «görmüş, görülmüş»; ing. to write «yazmak» wrote «yazdı», written «yazmış, yazılmış» gibi. Çekim (dilbilgisi terimi). Büküm. Bükün. Esneme. Kıvrım.

Disjointedness : Uyumsuzluk. Düzensizlik. Parçalanmışlık. Bağsızlık. Kopukluk. Tutarsızlık. Bölük pörçüklük. Ayrı olma durumu. Bağlantısızlık.

Division : Bölme. Pay etme. Bilgisayar, biyoloji alanlarında kullanılır. İkiye ayrılma. Tümen. Bölünme. Bölüm. Siklet (boks).

Dissimilarity : Benzersizlik. Benzemezlik. Benzeşmezlik. Başkalık.

Variant : Variasyona ugramış mikroorganizmalara verilen ad. Değişke. Değişiklik gösteren. Değişik biçim. Fizik, veterinerlik alanlarında kullanılır. Varyant. Değişken. Değişik. Değişimli. Değişik etkenler altında kalan bir halkbilim ürün ya da olayından, çok küçük ayrımlar göstererek türeyen yeni ürün ya da olayların her biri. bk. çekim.

Abnormalities : Anormallik. Anomaliler.

Inequality : Eşitsizlik. Değişebilirlik. Denksizlik. Adaletsizlik. Sapma. Ekonomi, fizik, kimya alanlarında kullanılır. Düzensizlik. Hangi yanın daha büyük olduğunu gösteren bağıntı. Değişkenlik.

Deviate : Yoldan çıkarmak. Yoldan çıkmak. Ölçülen değerlerin ortalama ya da belli bir değerden farkı. Dönmek. Şaşırmak. Ayrılmak. Sapmak. Sapma göstermek.

Detachedness : Bağımsızlık. -e bir başka örnek. Ayrı olma. Tarafsız olma. Tarafsızlık. Ayrılmışlık.

Contentions : İddia. Tartışma. Yarışma. Uyuşamama. Kavga. Sav. Görüş. Tartışma konusu. Çekişme.

Differences synonyms : unsimilarity, controversies, distinctness, flexion, apartheid, abnormality, color bar, different, deviances, fluctuation, outlandishness, dispeace, distinction, alterity, disparity, departure, variation, separateness, infrequence, driftage, fantasticalness, disparateness, distinctions, preternaturalness, collusion, unusualness, cleavage, disparities, discording, discrepancies, differentness, quality, disagreement.

Differences zıt anlamlı kelimeler, Differences kelime anlamı

Sameness : Birlik. Aynılık. Ayniyet. Monotonluk. Benzerlik. Sıkıcılık. Tekdüzelik.

Equality : Seviye. İktisat, ekonomi, sosyoloji alanlarında kullanılır. Üzerinde aynı işlemi uygulama. Eşitçilik. Akranlık. Aynılık. Denklik. İnsanların iktisadi, toplumsal, hukuksal vb. bakımlardan eşit olmaları gerektiğini ileri süren öğretiler. Eşlik. Eşitlik.

Same : Tıpkısı. Aynısı. Farksız. Eşit. Farketmez. Benzer. Sataktaki istem ve eğilime uygun bir düzeyde malın değişim ve akışımını sağlama. Aynı şekilde. Özdeş.

Differences antonyms : similarity, agreement.