Diffusing türkçesi Diffusing nedir

Diffusing ingilizcede ne demek, Diffusing nerede nasıl kullanılır?

Diffusing lens : Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Yumuşak odağı sağlayabilen özel mercek. Yumuşak odaklı mercek. Flu mercek.

Diffusing screen : Yayındırıcı ekran. Yarı saydam yayıcı siperlik (ekran). Geniş bir yüzeye dağıtarak ışıklılığı azaltmak üzere bir ışıklığın lambalarını örten, yarı saydam maddeden, büyük yüzeyli siperlik.

Lamp with internal diffusing coating : İçi opalleştirilmiş lamba. Ampulünün içi ince bir kat yayıcı madde (örneğin silis) ile kaplanmış lamba.

Diffusibility : Dağılabilirlik. Difüzyon gücü. Yayınabilirlik. Dağılma.

Diffusible : Difüz edilebilir. Dağılabilir. Yayılır.

Diffusion bonding : Difüzyon bağlama. Difüzyonlar bağlama. Yayınımlı tutturma. Yayınımlı bağlama.

Diffusion cell : Difüzyon hücresi.

Diffusion coating : Yayınımlı kaplama. Yayınım örtüsü. Difuzonla kaplama.

Diffusion : Moleküllerin ya da iyonların yüksek konsantrasyonlu bir alandan düşük konsantrasyonlu alana geçişleri. Yayın. Yayma. Yayınma. Özdeciklerin, derişikliğin daha az olduğu yerlere zamanla yayılmaları olayı. Dağıtım. Moleküllerin veya iyonların hareket enerjileriyle çok yoğun ortamdan az yoğun ortama hareket etmesi. Difüzyonizm. Yayınım. Doğrultulu bir ışınımın bir ortamdan geçerek ya da bir yüzeyden yansıyarak uzaysal dağılışının değişmesi ve birçok doğrultulara yayılması.

 

Diffusiometer : Difüzyometre. Yayınımölçer. Yayınım ölçer.

İngilizce Diffusing Türkçe anlamı, Diffusing eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Diffusing ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Deal : Kağıt dağıtmak. Paylaştırmak. Meşgul olmak. Uğraşmak. İş. Oyun kağıdı dağıtmak. İş yapmak. Miktar. Davranmak.

Indwelt : Yerleşmek. Yerleştirmek. Oturmak. İşlemek. İkamet etmek. Oturtmak.

Dump : Boşaltmak. Damping yapmak. Atık yığını. Yığmak. İndirmek. Çöp dökmek. Fiyat kırmak. Terk etmek (sevgiliyi). Düşmek.

Beam : Belirli bir yönde yol alan ışınım; özellikle ışın demeti ya da elektron demeti. Gözleri parlamak. Yüzü sevinçle parlamak. Işık demeti. Parlamak (yüzü). Saçmak (ışık). Demet. Parlamak. Yayın yapmak.

Indwelling : Kalıcı. İkamet etmek. Yerleştirmek. Yerleşmek. Oturmak. Oturtmak. İşlemek.

Be on the loose : Serbest olmak. Özgür olmak. Kayıplara karışmak. Çılgınca eğlenmek.

Clear away : Sofrayı kaldırmak. Yok olmak. Kaybolmak. Ortadan kaldırmak. Toparlamak. Kaldırmak. Kaldırıp götürmek. Temizlemek. Toplamak.

Creepage : Kaçak yolu. Sızıntı. Kayma. Akış. Dağılma. Akım kaybı.

Diaspora : Diyaspora. Aynı aile mensupları arasındaki yahudilerin israil dışındaki ülkelere dağılımı (babil esaretinden sonra). Dağılma. Yahudi sürgünü. Ülke dışındaki ulusal kökendeki grup. Bugün israil dışında yaşayan yahudi topluluğu için kullanılan terim.

 

Diffusing synonyms : dealing out, be rife, aberration, amalgamate, decays, clears, contagion, circular note, effuse, arborise, influence, circulated, come apart, interpenetrate, circulation, bestrewed, amalgamating, admix, bestrewing, leaches, bestrews, break up, apportion, empierce, birches, diffuses, diasporas, crack up, generalisation, arborizes, adulterate, generalisations, browse.

Diffusing zıt anlamlı kelimeler, Diffusing kelime anlamı

Collective : Topluluk adı. Ortaklaşa. Ortak. Müşterek. Toplu. Ortaklaşma. Kolektif. Kolektif şirket. Ortak girişim. Genel.