Dilatational türkçesi Dilatational nedir

  • Genişleyen.
  • Genleşen.
  • Büyüyen.

Dilatational ingilizcede ne demek, Dilatational nerede nasıl kullanılır?

Abomasal dilatation : Şirden içerisinde aşırı miktarda gaz ve sıvı içerik birikmesi sonucu şirdenin hacminin artması, abomazum dilatasyonu, abomazum genişlemesi, dilatasyo abomazi. Şirden genişlemesi. Abomazum dilatasyonu. Dilatasyo abomazi. Abomazum genişlemesi.

Cardiac dilatation : Kalp büyümesi.

Cervical dilatation : Doğumun başlangıcında serviks uterinin açılıp genişleme süreci. Servikal dilatasyon. Serviks dilatasyonu.

Esophageal dilatation : Özofagus dilatasyonu. Yemek borusu genişlemesi. Yemek borusu lümeninin daralmasını takiben, daralan bölgenin ön bölümünde meydana gelen genişleme, özofagus dilatasyonu, dilatasyo özofagi.

Paratrichial cystic dilatation : Apokrin ter bezinin, epitel hiperplazisiyle veya yalnız başına kistik genişlemesi. köpeklerde özellikle derinin nebdeleşme bölgelerinde biçimlenir. Paratrikiyal kistik genişleme.

Vasodilatation : Damar genişlemesi. Vazodilasyon. Kan damarlarının genişlemesi. Vazodilatasyon. Vasodilatasyon.

Dilatations : Tevessü. Dilatasyon. Açılma. Genleşim. Genişleme. Genleşme.

Time dilatation : Zaman büyümesi. Bağlılık kuramına göre devinmeden ileri gelen, hıza bağlı olarak artan zaman genişlemesi.

 

Ventricular dilatation : Karıncık genişlemesi. Hayvanlarda mitral yetmezlik, aort stenozu ve patent ductus arteryozisle birlikte görülen kalbin karıncıklarında genişleme, ventriküler dilatasyon. Ventriküler dilatasyon.

Dilatation : İçi boş organların genişlemesi, dilasyon. Biyoloji, veterinerlik, jeoloji alanlarında kullanılır. Kayaç taneciklerinin güneş ısısının etkisiyle büyümesi. Genişleme. Bir delik veya borusal bir yapının genişlemesi, dilatasyon, ekspansiyon, ektazi. Açılma. Genleşme. Dilatasyon. Tevessü. Genleşim.

İngilizce Dilatational Türkçe anlamı, Dilatational eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Dilatational ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Outgrowths : Fazla büyüme. Filiz. Doğal bir gelişme. Sürgün. Akıbet. Gelişen şey. Çıkıntı. Dal. Fazlalık.

Sprawling : Yayılan. Yayılma. Sallı.

Frim : Gelişen. Gelişmekte olan. Dinç. Zinde.

Expansion : Büyüme. Genişlik. Değişmez kütleli bir cismin ısı ve basınç gibi etkilerle oylumunun artması. Açılım. Ekspansiyon. Gelişme. Genleşme. Fiziksel ya da kimyasal etkiler sonucu özdeğin boyutlarında oluşan büyüme. Coğrafya, fizik, iktisat, kimya, veterinerlik alanlarında kullanılır. Günlük sıcaklık ayrımlarının büyük olduğu karasal iklimlerde görülen, kayaçların oylum değiştirmeleriyle ilgili fiziksel olay. bk. büzülme, mekanik parçalanma.

Dilater : Vücut kanallarını genişletmek için kullanılan ameliyat aleti. Genişleyen kimse veya şey. Genişleyen veya büyüyen şey. Kanal genişletici alet. Vücudun bir boşluğunu genişleten kas.

 

Yawning : Esneme. Esneyen. Boşluk. Derin ve geniş.

Widening : Genişletme. Genişleme. Tevsi.

Dilatant : Genleşici. Genleştiren. Genişleten. Genişletici. Büyütücü.

Vasodilation : Damar genişlemesi. Vazodilasyon. Kan damarlarının genişlemesi.

Expanding : Genleştirme. Tane yemlerin lezzet ve sindirimini artırmak için basınç altında buharla şişirilmesi. Genişleyerek. Tevsi. Genişleme.

Dilatational synonyms : physiological state, physiological condition, expansive, crescive, dilatants, accrescent, ectasia, hypogeous, tympanites, mydriasis, dilation, increscent, backlash, distention, ectasis, broadenings, distension, thriving, outgrowth, broadening, enlargement, varicocele, physical condition, accretionary, growing, dilaters.

Dilatational zıt anlamlı kelimeler, Dilatational kelime anlamı

Contraction : Bir kasın, telin vb.nin görev sırasında kısalması. kontraksiyon. Hece kaynaşması. Sıcaklık, kuvvet gibi bir dış etki ile ya da özdecik devinimi ile bir cismin boyutlarının küçülmesi. Bir kelimede yanyana bulunan iki veya daha çok hecedeki seslerin yahut da yanyana bulunan iki kelimeden birincinin son sesi ile ikincinin önsesinin birleşip kaynaşması ve dolayısıyla hece sayısının azalması olayı: et. -ne erse ne > eat. nesene > tt. nesne; et. yiğirmi >tt. yirmi, eat. ol ara >tt. ora, eat. şol ara >tt. şura, eat. bu ara >tt. bura; bad-i heva>bedava, kahve altı>kahvaltı, çehar şenbe>çarşamba, yaz-a u-madım>yazamadım, ne için>niçin?, ne asıl>nasıl?, sütlü aş>sütlaç, ne edeyim?>nideyim? anad. ağzl.: geliyorum>geliyom, alıp beri gelmek>babermek «getirmek», ne şekil>neşbal «nasıl?» vb. Kontraksiyon. Ayrı hecelerdeki iki ünlünün bir tek ünlüde veya birden çok hecedeki seslerin tek hecede toplanması olayı. bu olay daha çok kelime birleşmelerinde görülür: gidemedim (< kēt-e umadum), sekiz on > seksen, dokuz on > doksan, cumartesi (< cuma ertesi), niçin (< ne için), neyse (< ne ise), her neyse (< her ne ise), nasıl (< ne asıl), neylersin (< ne eylersin), ayol (< ay oğul), güllaç (< güllü aş), sütlaç (< sütlü aş), yirmi (< yigirmi), doğurmak > dbormak, yapurgak > yaprak, geleceğim > gelcem vb. Bir kasın uyarılması sonucu, ince ipliklerin kalın iplikler üzerinde kaymasıyla meydana gelen kas boyundaki kısalma. izotonik, izometrik ve tetanik kasılma tipleri vardır, kontraksiyon. Kasılma. hacimce küçülme veya büzüşme. kasılma nedeniyle organ duvarlarının birbirine yaklaşması. Büzülme. Küçülme.