Divine türkçesi Divine nedir

  • Harika.
  • Kehanette bulunmak.
  • Sezmek.
  • Tanrısal.
  • İlahi.
  • Tahmin etmek.
  • Tanrı'ya adanmış.
  • İçine doğmak.
  • Falcı.
  • Harikulade bulmak.
  • Kutsal.
  • Çok güzel.
  • Gaipten haber vermek.
  • Hissetmek.

Divine ile ilgili cümleler

English: That meal was simply divine.
Turkish: O yemek sadece kutsaldı.

English: The dream rattled Tom. He took it as a divine warning.
Turkish: Rüya Tom'u sarstı. O bunu ilahi bir uyarı olarak aldı.

English: Moses came down from the mountain bearing divine commandments.
Turkish: Musa ilahi emirleri taşıyan dağdan indi.

Divine ingilizcede ne demek, Divine nerede nasıl kullanılır?

Divine comedy : Öbür dünyadaki yolculuğu anlatan dante tarafından yazılmış olan destansı şiir. İlahi komedya.

Divine light : Nur.

Divine power : İlahi güç.

Divine presence : Tanrı'nın varlığı. İlahi varlık. İlahi mevcudiyet.

Divine prophecy : Kutsal kehanet. İlahi kehanet. Tanrı'dan esinlenilmiş vahiy.

Divine service : İbadet. Dini tören.

Divinely : Güzelce. Muhteşem bir şekilde. Kutsal bir biçimde. Şahane bir şekilde. Kutsal bir şekilde. İlahi bir şekilde.

Divine providence : İlahi tedbir. Tanrı'dan gelen koruma ve yardım. Kutsal tedbir.

Divineness : Kutsallık. İnsanüstü mükemmellik.

Divine right : Kralın yönetme hakkı. İlahi hak. Kralın yönetme hakkı (tanrı tarafından sağlanan). Kutsal hak.

 

İngilizce Divine Türkçe anlamı, Divine eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Divine ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Denounced : İhbar etmek. Kaldırılacağını duyurmak (anlaşmanın). Ele vermek. Aleyhinde olmak. Kınamak. İlan etmek. Suçlamak. (anlaşma vb'nin) bittiğini haber vermek. Kötü yönlerini açığa vurmak.

Godly : Sofu. Rabbani. İlahi olarak. Dindar bir şekilde. Dindar.

Blest : Kutsamak. Kutsanmış. Neşe dolu. Mübarek.

Approximated : Yaklaştırmak. Yaklaşık olarak değerlendirmek. Andırmak. Yaklaşmak. -e yakın olmak. Yaklaşık olmak. Yaklaşık. Benzemek. Çok yaklaşmak.

Conjecture : Kestirmek. Sanmak. Varsayım. Varsaymak. Tahmine dayalı fikir. Tahmin. Zannetmek. Varsayı. Kestirim. Sanı.

Braw : Yerinde. Gösterişli ve canlı bir şekilde renkli. İyi. Seçkin. Gösterişli. Güzel. Mükemmel. İyi giyinmiş. (iskoçça) gösterişli.

Antedates : Erken tarihe almak. Eski tarih koymak. Bir senede geçmiş tarih atmak. Erken bir tarihe almak. Önce gelmek. Eski tarih atmak. Geçmiş tarih atmak (faturaya vb). Geçmiş tarih atmak. Erkene almak.

Calculate : Saymak. Endazeye vurmak. Planlamak. İhtimal vermek. Bel bağlamak. Hesaplama yapmak. Hesap kitap yapmak. Hesap etmek.

Fortunetellers : Başa gelecekleri söyleyen ve geleceği önceden haber veren kimse.

Divine synonyms : divining, antedating, chants, hallowed, foretell, intuit, calculate upon, took, divined, augurate, forespeak, soothsayer, fortune teller, ravishing, brills, divines, smells, detect, inspired, a1, smell, celestially, clairvoyant, denounces, antedated, anticipate, augurs, foreboded, dominical, fabulous, forebode, spiritual, discern.

 

Divine zıt anlamlı kelimeler, Divine kelime anlamı

Earthly : Olabilecek. Olası. Akla yatkın. Maddi. Dünyaya ait. Olanaklı. Dünyevi. Mümkün. Ayakları yere basan.

Divine ingilizce tanımı, definition of Divine

Divine kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To foresee or foreknow. As, divine perfections. To detect. Of or belonging to God. One skilled in divinity. To anticipate. To use or practice divination. The divine will. To utter prognostications. To conjecture. A theologian. To foretell by divination.