Dolambaç nedir, Dolambaç ne demek

  • Dolanarak giden, dönerek uzanan yolun kıvrıntısı
  • Başlık.
  • İç kulak.

"Dolambaç" ile ilgili cümleler

  • "Atımı bağladım darağacına / Perçemim dolaştı dolambacıma" - Halk türküsü
  • "Bu yolun dolambaçları çoktur."

Yerel Türkçe anlamı:

Dönemeç, viraj

Orta Öğretim alanındaki anlamı:

[Bakınız: içkulak]

Bilimsel terim anlamı:

Hayvan deneylerinde yararlanılan, çıkmaz yollar, karışık geçitlerle ereğe götüren doğru yoldan oluşan bir araç.

İngilizce'de Dolambaç ne demek? Dolambaç ingilizcesi nedir?:

maze

Dolambaç hakkında bilgiler

Yolların ya da geçitlerin çokluğu, karışıklığı yüzünden içinden kolay kolay çıkılamayan yerlere labirent veya dolambaç denir.

Yunan mitolojisinde, bu çeşit yerlerden ilkinin, mimar Dedalus tarafından Girit kıralı Minos için yapıldığını anlatan bir hikâye vardır. Girit kralı Minos bir labirentte insan vücutlu, boğa başlı bir yaratık olan Minotor'u hapsetmişti. Bir gün Minos'un kızı Ariadne'nin sevgilisi Theseus, Minotor'u öldürmek üzere Girit'e geldi. Ariadne ona, labirente girmeden önce, çıkarken yolunu kolay bulabilmesi için bir yumak verdi. Thesus bu labirente girerken bu yumağın ipliklerini yere salıverecek, çıkarken de iplikleri toplayarak aynı yoldan geçip dışarı çıkabilecekti. Böylece Thesus Minotor'u öldürdükten sonra, yumak sayesinde yolunu bulup labirentten çıkmayı başardı.

 

Son yıllarda Girit'te yapılmış olan kazılarda, Knossos yakınlarında bir dağda, bu hikâyede anlatılan labirentte benzeyen bir yapı kalıntılarına rastlanmıştır. Son kazılarda Mısır'da da böyle bir labirentin kalıntıları ortaya çıkarılmıştır.

İngiltere'de evlerin bahçelerini, labirent biçiminde şaşırtıcı yollara bölmek bir zamanlar moda olmuştu. Bu yolların kenarları yeşillikle örtülürdü. İngiltere'nin labirent bahçelerinden en ünlüsü, bugün Londra yakınlarındaki Hampton Court'dadır.

Dolambaç ile ilgili Cümleler

  • Ali dolambaçlı yoldan her şeyi yapar.
  • Dar ve dolambaçlı bir yoldan aşağıya doğru yürüdük.
  • Dolambaçlı yoldan gitmeliyiz.
  • Yaşam uzun ve dolambaçlı bir yoldur.
  • O, dolambaçlı konuşmaz.
  • Chongqing dolambaçlı sokaklarıyla tepelik bir şehir.

Dolambaç tanımı, anlamı:

Dolam : Bir kez dolanacak miktarda olan. Dolama işinin her defası.

Dolambaçsız : Açık, doğrudan doğruya olan. Dolambacı olmayan.

Döner : Dönmekte olan, dönen, dönecek biçimde düzenlenen. Bir eksene geçirilmiş etlerin döndürülerek pişirilmesiyle yapılmış olan kebap, döner kebap.

Kulak : Balıklarda başın iki yanında bulunan ve ağızdan alıp solungaçlardan geçirdiği suyu dışarıya vermeye yarayan yarıklardan her biri. Varlıklı Rus köylüsü. Seslerin uygunluğunu seçebilme ve değerlendirebilme yeteneği. Saban kulağı. Telli çalgılarda tel germeye yarayan burgu. Başın her iki yanında bulunan işitme organı. Duvar, baca, şömine vb. yerlerde kulağa benzer çıkıntı. Akarsuların ve özellikle göllerin karaya giren ve durgunlaşan yerleri. Bu organın, sesleri toplayıp içeriye almaya yarayan dış bölümü.

 

Başlık : Bir yazının, bir kitabın bölümlerinin başına konulan ve konuyu kısaca tanıtan ibare, serlevha. Başlık parası. Üst giysilerinin yakalarına takılı başlık, kapüşon. Kâğıt veya zarf üstüne basılmış ad ve adres, antet. Tablaların veya iş parçalarının düzgün kalmasını sağlamak amacı ile baş taraflarına takılan parça. Hayvan koşumunun başa geçirilen bölümü. Bir sütunun, bir direğin tepeliği. Tekerlek parmaklarının çakılı olduğu kısım. Genellikle başı korumak için giyilen şapka, serpuş.

Geçit : İki dağ arasında dar ve uzun yol, derbent. Geçmeye yarayan yer, geçecek yer.

Karışık : Karışmış. Dolu. Halk inancına göre cin ve perilerle ilişkisi olan. Düzensiz, dağınık, intizamsız. Çalkantı, kargaşa, gerginlik içinde olan. Ayrı nitelikteki şeylerden oluşmuş. Anlaşılması güç olan, açık seçik olmayan, çapraşık. Saf olmayan.

Kola : Kâğıt veya bez yapıştırmakta kullanılan kaynatılmış nişasta bulamacı. Kolalama. Gömlek, örtü vb. şeyleri kolalamakta kullanılan özel nişasta. Kolagillerden, Afrika'nın sıcak bölgelerinde yetişen ve kola cevizi adıyla anılan, çekirdekleri kahveden daha uyarıcı olan bazı içeceklerde ve hekimlikte kullanılan bir bitki (Cola acuminata). Bu bitkinin yaprağından çıkarılan kokulu bir maddeyle kokulandırılan ve içine şeker, karbonat katılarak yapılmış olan içecek.

Çıkılama : Çıkılamak işi.

İç kulak : Kulağın işitme sinirlerinin bulunduğu bölümü, dolambaç.

İç : İnsanın manevi varlığıyla ilgili olan. Bir ülke, şehir, topluluk vb.nde olan veya yapılan. Cisimlerin yüzeyleri arasında kalan her nokta. Mide, bağırsak, karın. Değişik yemeklerde kullanılmak üzere et ile sebzelerin ince kıyımının karıştırılması ve yoğrulmasıyla meydana getirilen karışım. Somut kavramlarda iki veya ikiden çok şeyde merkeze daha yakın olan. Pirinç, soğan ve baharatla hazırlanan, dolmalarda kullanılan karışım. Nesnelerin veya kimselerin arasında bulunan nesne veya kimse, ara. Herhangi bir durumun, cismin veya alanın sınırları arasında bulunan bir yer, dâhil, dış karşıtı. Muhteva. Akıl, gönül, irade gibi insanın manevi varlığını oluşturan şeylerden herhangi biri. Oyuk şeylerin boşluğu. Ten ile dış giysiler arası. Kabuğu olan veya dışı kabuk durumunda bulunan yiyeceklerde kabuğun sardığı bölüm.

Dolambaçlı : Dolambacı olan. İlgili cümle: "“Sedyeyle apartmanın dar, dolambaçlı merdivenlerinden çıkarmaya çalışıyorlar.”" M. Ş. Esendal. mec. İçinden zor çıkılır, çapraşık. İlgili cümle: "“... müessesesinin epeyce karışık ve dolambaçlı işleri içinde bunalmış kalmış.”" Y. K. Karaosmanoğlu.

Dolambaçlı deyim : Bir şeyi uzatıp süsleyerek söyleme tutumu. Bir şeyi uzatıp süsleyerek söylemek; "ıtnab".

Diğer dillerde Dolambaç anlamı nedir?

İngilizce'de Dolambaç ne demek? : n. winding

Fransızca'da Dolambaç : anfractuosité [la], détour [le], labyrinthe [le]

Almanca'da Dolambaç : n. Umschweife, Windung, Biegung, Krümmung, Zickzack, Kurve, Ohrschnecke, Schneckengang

Rusça'da Dolambaç : n. лабиринт (M), извилина (F), путь: обходный путь (M)