Driest türkçesi Driest nedir

  • En kuru.

Driest ile ilgili cümleler

English: It has been the driest June for thirty years.
Turkish: Otuz yıl boyunca en kurak haziran ayı.

English: This is the driest month of june since the thirties.
Turkish: Otuzlu yıllardan beri bu, haziranın en kurak ayı.

English: This has been the driest six months in thirty years.
Turkish: Bu, otuz yıl içinde en kuru altı ay oldu.

Driest ingilizcede ne demek, Driest nerede nasıl kullanılır?

Tawdriest : En zevksiz. Zevksizce süslenmiş. Bayağı. En bayağı. Zevksiz.

Dries : Kurutmak. Kavurmak. Kurumak. Kuru. Sütü kesilmek. Kurulamak. Sütten kesilmek. Kakırdamak.

Balladries : Balad türünde yazılmış şiirler.

Bawdries : Açık saçık söz. Pezevenklik. Namussuzluk. İffetsizlik.

Foundries : Dökmecilik. Dökümhane. Dökümevi. Döküm. Dökümcülük.

Wizardries : Ustalık. Sihirbazlık. Büyücülük.

Ribaldries : Terbiyesizlik. Açık saçık konuşma. Soğuk şaka.

Redries : Tekrar veya yeniden kurutmak.

Dried apricots : Kuru kayısılar. Tüm suyu alınmış kayısılar. Kurutulmuş kayısılar. Kuru kayısı. Kurumuş kayısılar.

Dried : Kurutma. Kurutulmuş. Gıda maddesinin içerdiği suyun, kontrollü koşullarda buharlaştırılması işlemi. Kurumuş. Kuru.

İngilizce Driest Türkçe anlamı, Driest eş anlamlısı

 

Sözcükler, direkt olarak Driest ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Nail : Çivi çakmak. Çakmak. Enselemek. Çivi. Sıkı sıkı bağlamak. Kavramak. Kakmak. Parmakların ucunda bulunan ve üst deriden gelişen keratin yapılar. Yakalamak.

Collar : Sıkma bileziği. Tasma. Yakalamak. Yürütmek. Kaçmak. Yakasına yapışmak. Tasma takmak. Yaka şekline benzer yapılar. yarım kordalılarda üç kısımdan oluşan vücudun orta bölgesi. Kolye.

Residual : Tortu. Çökelti. Artık. Artan. Kalıntı. Artan şey. Kalıcı. Tortu şeklindeki. Alacak ve borç arasındaki fark, kalan, artık. Bakiye.

Seize : Anlamak. Kişinin iyeliği altında bulunan taşınır ve taşınmaz mallarını elinden alma. Almak. Ele geçirmek. Kaçırmamak. Değerlendirmek. El koymak. Elinden alma. Kavramak. Bilgisayar, ekonomi alanlarında kullanılır.

Cop : Aynasız. Enselemek. Konik iplik yumağı. Aşırmak. Yumak. Polis memuru. Sakçı. Polis. Masura. Tutuklama.

Portion : Ayırmak. Çeyiz. Cüz. Parça. Bölüştürmek. Kısmet. Hisse. Çeyiz vermek. Hisselere ayırmak. Kısım.

Component part : Mütemmim cüzü. Tamamlayıcı ya da bütünleştirici parça. Tamamlayıcı parça. Mütemmim cüz. Bütünleyici parça.

Pick up : (dil) kulaktan kapmak. Kazmak. Adam seçmek (oyun). Algılamak. İyileşmek. Gelişmek. Tutup kaldırmak. Tutuklamak. Kafası almak. İlerlemek.

Balance : Denkleşme. Ruhsal denge. Dengeyi sağlamak. Terazi. Kütle ya da ağırlık ölçümü için hazırlanmış özel düzenek. Bir sayışımın alacaklı değeri ile borçlu değeri arasındaki fark. Dengede durmak. Tartmak. Dengeli olmak. Denge kurmak.

Driest synonyms : prehend, dryest, clutch, component, remnant, part, residuum, leftover, remainder, residue, apprehend, nab, constituent.

 

Driest zıt anlamlı kelimeler, Driest kelime anlamı

Layman : Ruhban sınıfından olmayan kimse. Laik kimse. Meslekten olmayan. Bir mesleğin yabancısı. Hukukçu olmayan kimseler. Meslekten olmayan kimse. Ruhani sınıftan olmayan kimse. Rahip olmayan kimse. Laik. Avukatlık mesleğine mensup olmayanlar.

Stay in place : Yerinde kalmak.