Drinking water türkçesi Drinking water nedir

  • Veterinerlik alanında kullanılır.
  • İyi su.
  • Filtre edilmiş ve sağlık otoritelerinin onay verdiği bir yöntemle dezenfekte edilmiş su.
  • İçme suyu.

Drinking water ile ilgili cümleler

English: Acid rain in drinking water affects human health.
Turkish: İçme suyundaki asit yağmuru insan sağlığını etkiler.

English: I'm drinking water in the kitchen.
Turkish: Mutfakta su içiyorum.

English: How much drinking water do we have left?
Turkish: Ne kadar içme suyumuz kaldı?

English: Dirty drinking water can cause sickness.
Turkish: Kirli içme suyu hastalığa neden olabilir.

English: I'm drinking water because I'm thirsty.
Turkish: Susamış olduğum için su içiyorum.

Drinking water ingilizcede ne demek, Drinking water nerede nasıl kullanılır?

Drinking : İçmek. İçme. İçki alışkanlığı. Kafayı çekme. Gereken şekilde. İçen. İçki içme. İçki içmek. İçki.

Water : Sulandırmak. Sulamak. H2o; yer yüzeyinin en büyük bölümünü oluşturan, kimyaca çok kalımlı, renksiz, kokusuz, tatsız sıvı. Islatmak. Su vermek. Su. Yaşarmak. Kedi köpek vb'ne su vermek. Göz sulanmak. Kimyasal formulü h2o olan, 4o c’de maksimum yoğunluğa ulaşan, sıvı, gaz veya buz olarak dünya yüzeyinin % 70,8’ini kaplayan bileşik.

Fluoridation of drinking water : Diş çürümelerini azaltmak için içme suyuna florür ilave etme.

 

Drinking blood : Atılgan ve güçlü insanlarla hayvanların kanlarını içerek onlara özgü özelliklerin edinileceğine ilişkin gelenek, bk. kurban, krş. kurban taşı. Kan içme.

Drinking bout : Çilingir sofrası. İçki alemi.

Drinking cup : İçme kabı. Kadeh. Su bardağı.

İngilizce Drinking water Türkçe anlamı, Drinking water eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Drinking water ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Abamectin : Streptomyces avermitilis adlı bakteriden fermentasyon sonucunda elde edilen ve sığırlarda sindirim kanalı yuvarlak solucanları, akciğer kurtları, bit ve kenelerle mücadelede kullanılan, parazitlerde gaba salınımını artırarak ölümlerine neden olan bir ilaç. Abamektin.

A crochordon : Köpeklerde küçük, kılsız, hiperplastik bir epidermisle damardan zengin kollajen dokudan ibaret, saplı veya sapsız, deri eklentileri içermeyen, deri sarkmalarıyla belirgin iyicil tümör, fibrovasküler papillom, yumuşak fibrom, pendilöz yumuşak fibrom. Akrokordon.

Abattoir : Kesimevi. Salhane. Hayvanların etleri için kesildikleri yerler, hlk. ekdi. Mezbaha.

Abdominal distention : Abdominal gerginlik. Karın duvarının gergin olması, abdominal gerginlik. Karın gerginliği.

A dna : Dna çift sarmalının sağ el sarmal yapısı gösterdiği ve çift zincirin bir tam dönüşünde yapıya 11 bazın girdiği dna biçimi. A dna.

A amplitude mod : A-mod görüntü. Ultrasonografide gönderilen ses dalgasının yayılımı doğrultusunda, farklı yüzeylerden yansıyan ses dalgalarının, yansımanın şiddetine göre çizgisel bir grafik olarak gösterilmesi. özellikle gözde biyometrik ölçümlerde kullanılır.

 

Abaxial : Eksendışı. Eksen dışı. Eksenden uzakta bulunan (biyoloji terimi). Abaksiyal. Eksenden uzak. Aks kemiği dışında. Eksenden uzak, eksen dışı.

Running water : Şebeke suyu. Kullanım suyu. Yeryüzünde, yer altında belirli bir yatak içinde, eğim boyunca sürekli veya zaman zaman akan su. Musluk suyu. Akak. Akan su. Akan. Akarsu. Musluk veya şebeke suyu.

A band : A bandı. Çizgili kas teli ışık mikroskobunda incelendiğinde görülen, kalın flamentlerle aralarına giren ince flamentlerin uçlarını içeren ve ışığı iki kez kıran koyu renkli bantlar, anizotrop bant, anizotropik bant.

Abdomen : Sindirim organları, karaciğer ve böbreklerin içinde bulunduğu ve göğüs boşluğundan bir diyaframla ayrılan vücut boşluğu, abdomen. Böcek gövdesinin alt kısım. Karnın altı. Karın (böcek gövdesinde). Abdomen. Karın. Batın.

Drinking water synonyms : abdominal pain, a clay, abdominal ovariectomy, abdominal palpation, table water, a c syndrom, a c deformity, abdominal fat necrosis.