Drives türkçesi Drives nedir

Drives ile ilgili cümleler

English: Ali drives a black car, doesn't he?
Turkish: Ali siyah bir araba sürer, değil mi?

English: Ali drives a black car, right?
Turkish: Ali siyah bir araba kullanıyor, değil mi?

English: A sheep dog drives the flock to the pasture.
Turkish: Bir koyun köpeği sürüyü çayıra sürer (götürür,yönlendirir).

English: Ali certainly drives a nice car.
Turkish: Ali kesinlikle hoş bir araba sürer.

English: Ali always complains that Mary drives too fast.
Turkish: Ali her zaman Mary'nin çok hızlı araba sürmesinden şikayet eder.

Drives ingilizcede ne demek, Drives nerede nasıl kullanılır?

That drives me nuts : Bu beni gerçekten çıldırtıyor. Bu beni deli ediyor.

All drives : Tüm sürücüler.

All hard drives : Tüm sabit sürücüler.

All local drives : Tüm yerel sürücüler.

Double speed drives : Çift hızlı sürücüler. Veriyi saniyede 300kb oranıyla okuyan kompakt disk sürücüsü. Çift hızlı sürücü.

Drivespace warning : Drivespace uyarısı.

Triple speed drives : Üç hızlı sürücüler.

Overdrives : Aşırı hız düzeni. Büyük vitesle gitmek. Overdrayv. Üst hız. Overdrive. Beşinci vites. Yüklenmek. Otomatik dördüncü vites. Yüksek hız vitesi. Aşırı hız yapmak.

 

Needs must when the devil drives : Çaresizlik insana herşeyi yaptırır. Aç elini kora sokar. Çaresizlik insana neler yaptırmaz.

Drivespace drive : Drivespace sürücüsü.

İngilizce Drives Türkçe anlamı, Drives eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Drives ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Draw on : Zamanın yaklaşması. Nefes çekmek (sigaradan). Neden olmak. (sigaradan) nefes çekmek. Hesap vb'nden para çekmek. Yaklaşmak. Duman çekmek (sigaradan). Çekmek. Yararlanmak.

Hasten : Hemen söylemek. İvdirmek. Acele ettirmek. Hız vermek. Aceleci davranmak. Aceleleştirmek. İki ayağını bir pabuca sokmak. Hızlandırmak. Telaşlandırmak.

Hastening : Acele ettirmek. İki ayağını bir pabuca sokmak. Acele ettirme. Hızlandırmak. Hızlandırma. Telaşlandırmak.

Coerces : Baskı yapma. Tazyik etme. Zorlama. İcbar etme. Baskı altında tutmak. Mecbur etme. Baskı yapmak. Bir şeyi kabule zorlamak. Mecbur etmek.

Chivied : Rahatsız etmek. Küçük ve önemsiz saldırılar karşısında canı sıkılmış bıkmış ve kızmış. Sıkmak. Avlamak.

Economize : İdare etmek. Masrafları kısmak. Tasarruf etmek. İdareli sarf etmek. İdareli harcamak. Masrafı kısmak. Artırmak. Ekonomi yapmak. Kısmak.

Actuates : Harekete getirmek. Etkin hale getirmek. İşletmek. Kuvveden fiile çıkarmak. Harekete geçirmek. Hareketlenmek. Faaliyete geçirmek. Tahrik etmek.

Chase : Hakketmek. Yiv. Avlanma bölgesi. Devingen filmlerde, özellikle serüven, kovboy, güldürü filmlerinde sık sık başvurulan, bir kimsenin yakalanması için izlenmesine dayanan yol. Oluk. Avlamak. Kovmak. Peşine düşmek. Peşinde olmak.

 

Employ : Meşgul etmek. İş verme. İşe almak. Bir hizmet veya işte kullanmak. Görev vermek. Sağlamak. İş vermek. İstihdam etmek. Memur etmek.

Drive a car : Araba sürmek. Otomobil kullanmak.

Drives synonyms : watercourse, be aware of, anchoring, cherish, flashed, apply, falls, motivate, dispose, motioned, beetle, bite, burgeoned, engrafted, operate, rapid, bedaubs, budges, engrafting, bludgeoned, chase off, bring to terms, bustled, bullying, banishing, give chase to, get cracking, cherishing, test drive, come along, carries, harbors, harbours.

Drives zıt anlamlı kelimeler, Drives kelime anlamı

Nondriver : Sürücü olmayan kimse.

Stay in place : Yerinde kalmak.

Walk : Yürüme. Dolaştırmak. Gezmek. Adımla ölçmek. Yürüyüş yeri. Yürütmek. Gezinmek. Yürüyerek gitmek. Yürümek. Adımlamak.