Droughts türkçesi Droughts nedir

Droughts ile ilgili cümleler

English: Floods, violent wind storms, droughts, killing frosts, and the problems of air pollution have all, on occasion, influenced modern society.
Turkish: Seller, şiddetli rüzgar fırtınaları, kuraklıklar, öldürücü donlar ve hava kirliliği sorunları hepsi,ara sıra, modern toplumu etkilenmiştir.

English: During droughts, farmers are barely able to eke out a living.
Turkish: Kuraklık sırasında, çiftçiler kıt kanaat zorlukla geçinebiliyorlar.

Droughts ingilizcede ne demek, Droughts nerede nasıl kullanılır?

Severe drought : Aşırı kuraklık. Kurak havanın ciddi durumu. Ciddi kuraklık.

Drought : Kuraklık. Nemsiz. Kurak. Su kıtlığı. Kuruluk. Kıtlık. Susuzluk. Darlık.

Droughtiness : Susuzluk. Kuraklık.

Droughtmaster cattle : Avustralya’dan köken alan, % 50 shorthorn, % 50 brahman genotipi taşıyan, avustralya’nın pek çok eyaletine yayılarak popüler hale gelmiş, vücudu orta büyüklükte, genellikle kırmızı renkte olmasına rağmen bal renginden koyu kırmızıya kadar değişen tonlarda görülebilen, özellikle damızlık boğaları boynuzlu, sıcaklık ve parazit enfeksiyonlarına karşı dirençli, uysal mizaçlı, döl verimi yüksek, kolay buzağılayan, kesim ağırlığına biraz geç ulaşan, karkas verimi yüksek, eti yumuşak etçi sığır ırkı. Droughtmaster sığırı.

 

Droughty : Kurak. Nemsiz. Kıt. Susuz. Çorak.

Enhydrous : Sulu (kristal).

Decandrous : On stamene sahip olan. On erkeklik organı olan.

Drouth : Susuzluk. Kuraklık.

Drouthy : Susuz. Kurak. Kurumuş. Kavrulmuş. Çorak.

Hydrous : Sulu. Bileşiminde su bulunan.

İngilizce Droughts Türkçe anlamı, Droughts eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Droughts ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Pressures : Sıkışma. Tazyik. Baskılar. Sıkıntı. Pres. Zorlama. Baskı. Basınç.

Aridity : Kuruluk (iklim veya hava için). Çoraklık. Sıkıcılık. Tatsızlık. Kuraklık (toprakta). Yavanlık. Cansızlık.

Exility : Kısırlık. İncelik. Saflık. Yetersizlik. Kıt olma durumu. Zayıflık. Küçüklük. Narinlik.

Water shortage : Su azlığı. Su sıkıntısı.

Arid : Çatlamış. Sıkıcı. Kuru. Tatsız. Çorak. Yavan. Cansız. Kavruk. Kupkuru.

Quaff : İç. İçmek. Kana kana içmek. Büyük yudumlarla içmek. Kafaya dikmek. İçim.

Drouthy : Çorak. Kavrulmuş. Susuz. Kurumuş.

Hunger : İştiyak. Açlık. Arzu. Aç bırakmak. İstek. Şiddetli istek. Özlemek. Özlem. Hasret çekmek.

Lack of rain : Yağmur yokluğu. Yağmur eksikliği. Yağmursuzluk. Yağış eksikliği.

Dry : Sütten kesilmek. Susuz. Yavan. Kakırdamak. Kurutmak. Çorak. İçki karşıtı. Susatıcı.

Droughts synonyms : thirstiest, drink, thirsted, boniness, narrow circumstances, hungers, aryness, dearths, lack of water, exiguity, aridities, thirst, deglutition, tipple, exiguities, dryness, grayness, water famine, hardship, failures, paucities, torridness, swallow, failure, famines, droughtiness, exsiccation, droughty, closeness, angularness, rainless, pressuring, waterlessness.

 

Droughts zıt anlamlı kelimeler, Droughts kelime anlamı

Wetness : Yaşlık. Rutubet. Islaklık. Islaklık hissi. Nem.

Tight : Sarhan. Sıkışık. Başabaş. Sıkı. Kasılmış. Eli sıkı. Zor. Cimri. Sık (saflar). Sarhoş.