Duma nedir, Duma ne demek

Duma; Dil bilgisi yönünden Türkçe'de özel olarak kullanılır.

  • Rus parlamentosunun alt kanadı

Yerel Türkçe anlamı:

Koyunun kuyruğu.

Tümsek, çıkıntı.

Nezle, soğuk algınlığı.

İkinci kez evlenirken duvak takan kadın.

Nezle, grip, bronşit.

Öksürük, boğmaca öksürüğü.

Yuvarlak taş.

Fransızca'da Duma ne demek?:

rhume, coryza

Duma hakkında bilgiler

Duma (Rusça: Ду́ма), Rusya Federasyonu federal meclisinin aşağı kanadına verilen ad. Çarlık Rusyası'nda 1905-1917 yılları arasında etkin olan yasama meclisine de Duma adı verilir.

Tam adı Devlet Duması (Rusça: Государственная дума, Gosudarstvennaya Duma, kısaltması: Госдума, Gosduma) olan meclis 1993 Anayasasıyla kurulmuştur. Aynı anayasaya göre Parlamentonun diğer kanadı Federasyon Konseyi adını alır. Meclisin 450 üyesi dört yıl süreyle seçilir. 1993, 1995, 1999 ve 2004 seçimlerinde meclis üyelerinin yarısı nisbi temsil yöntemiyle, diğer yarısı ise tek kişilik dar bölge yöntemiyle seçilmiştir. 2007 seçimlerinde ise tüm Duma üyeleri nisbi temsil yöntemiyle seçilecektir. Milletvekili seçilme yaşı 21'dir.

Duma ile ilgili Cümleler

  • Ateş olan yerden duman çıkar.
  • Duman bacadan yükseliyor.
  • Ali Mary'nin yüzüne duman üfledi.
  • Duman havada yükseliyor.
  • Duman dedektörleri tavana monte edilmelidir.
  • Brom Zehirli dumanı kişinin ciğerlerine zarar verebilir.
  • Tütün dumanı kansere neden olur.
  • Duman bacadan dışarı boşaldı.
  • Pekin'in dumanlı havası keyfimi kaçırıyor.
  • Ali burada dumanlı olacağı konusunda beni uyardı.
  • Duman gözlerimizi sulandırdı.
  • Duman bacadan boşaldı.
  • Sigara dumanına alerjim var.
  • Duman kokusu alıyor musun?
 

Duma tanımı, anlamı:

Parlamento : Başlıca görevi yasama, devlet bütçesini çıkarma, hükûmeti denetleme olan ve üyeleri halkoyu ile belirli bir süre için seçilen meclis veya meclisler, yasama kurulu, yasama meclisi, yasama organı.

Dumağı : Nezle.

Duman : Bir maddenin yanması ile çıkan ve içinde katı zerrelerle buğu bulunan değişik renklerde gaz. Havalanan tozların veya sisin oluşturduğu bulanıklık. Esrar. Kötü, yaman.

Duman almak : Sigara dumanını içine çekmek. sis kaplamak, sis bürümek.

Duman altı etmek : Bulunulan yerin havasını esrar, sigara vb. dumanıyla doldurmak.

Duman altı olmak : Esrar, sigara vb. içilen bir yerin havasından etkilenmek.

Duman attırmak : Kötü duruma düşürmek, geride bırakmak, birini yıldırmak.

Duman etmek : Dağıtmak, bozmak, yok etmek. yenmek, başarı sağlamak.

Duman olmak : İşi, durumu berbat olmak. bir kimse veya bir şey ortadan kaybolmak.

Duman rengi : Koyu kül rengi, füme. Bu renkte olan.

Duman vermek : Ortalığı karıştırmak. çok duman çıkarmak.

Dumana boğmak : Bunaltmak, şüphe içinde bırakmak. duman içinde bırakmak.

Dumanı doğru çıksın : "iyi ve güzel olmasa bile yönteme uygun olsun" anlamında kullanılan bir söz.

Dumanı tepesinden çıkmak : Çok öfkelenmek.

Dumanı üstünde : Genç. Çok yeni, üzerinden çok zaman geçmemiş. Çok taze (sebze, meyve, yemek vb.).

 

Dumanlama : Dumanlamak işi.

Dumanlamak : Dumana tutmak. Dumanlı duruma getirmek. Sarhoş etmek.

Dumanlanmak : Sarhoş olmak. Bulanmak, karışmak. Dumanlı duruma gelmek.

Dumanlı : Dumanı olan, duman çıkaran. Sisli, sisle örtülü. Esrik, sarhoş. Sıkıntılı, bulanık.

Dumansız : Dumanı olmayan, duman çıkarmayan.

Dumansız baca olmaz kahırsız koca olmaz : "dumanı olmayan baca olamayacağı gibi karısına sıkıntı vermeyen koca da olmaz" anlamında kullanılan bir söz.

Dumansızlık : Dumansız olma durumu.

Arpa samanıyla kömür dumanıyla : "yararlanılan nesneleri eksiklikleriyle birlikte kabullenmek gerekir" anlamında kullanılan bir söz.

Ateş olmayan yerden duman çıkmaz : Küçük de olsa birtakım belirtilerin önemli olaylara işaret olduğunu anlatan bir söz.

Ateşe vursa duman vermez : Pek cimri olanlar için söylenen bir söz.

Baca eğri de olsa duman doğru çıkar : "yaradılıştan iyi ve doğru olan kimse, ne denli elverişsiz ortam içinde bulunursa bulunsun niteliğini yitirmez" anlamında kullanılan bir söz.

Başı dumanlı : Sarhoş. Efkârlı. Doruğunu sis bürümüş (dağ).

Buzlu duman : Kutuplarda düşük ısı, yüksek nem ve sakin havada deniz üzerinde oluşan donmuş sis, buz sisi.

Dağ başından duman eksik olmaz : "büyük adamların, büyük iş yapanların her zaman üzüntüleri, sıkıntıları vardır" anlamında kullanılan bir söz.

Gözü dumanlanmak : Öfkeden gözü hiçbir şey görmez duruma gelmek.

Gözünü duman bürümek : Hüzünlenmek. hayale dalmak, dalgınlaşmak.

İşi duman : İşi ve durumu kötü olan kimse.

Kafası dumanlanmak : Esrar içmiş olmak. sarhoş olmak. çok dalgın olmak.

Kafası dumanlı : Çözemediği karışık düşüncelerle kafası yorgun (kimse). Sarhoş.

Kim kime dum duma : Kimsenin kimseyle ilgilenmediği, kimseye önem verilmediği, çok karışık bir durumu anlatan bir söz.

Kör duman : Çok yoğun sis.

Kurt dumanlı havayı sever : Kötü niyetli kimselerin ortalıktaki karışıklıklardan yararlandıklarını anlatan bir söz.

Toz duman : Yerden kalkarak havayı kaplayan yoğun toz.

Tozdan dumandan ferman okunmamak : Ortalık çok karışık olmak.

Tozu dumana katmak : Toz kaldırarak hızla gitmek veya kaçmak. ortalığı altüst etmek.

Harita : Coğrafya, tarih, dil, nüfus vb. konularla ilgili yeryüzünün veya bir parçasının, belli bir orana göre küçültülerek düzlem üzerine çizilen taslağı.

Fotoğraf : Bu yöntemle aktarılarak çoğaltılan resim, foto. Görüntü. Çeşitli araç ve malzeme kullanarak görüntüyü özel bir yüzey üzerinde sabitleme.

Diğer : Başka, özge, öteki, öbür.

Federasyon : Aynı alandaki çeşitli kuruluşları bir arada toplayan dayanışma birliği. Savunma ve dış politika alanında dayanışma amacıyla birden fazla devletin bir birlik devleti içinde birleşmesi.

Federal : Federasyon durumunda birleşmiş olan.

Meclis : Bu toplantının yapıldığı yer, şûra. Bir konuyu konuşmak veya görüşmek için bir araya gelmiş kimseler topluluğu. Bir konuyu konuşmak veya görüşmek için yapılmış olan toplantı. Dostlar toplantısı.

Çarlık : Çarın yönetiminde bulunan devlet. Çar olma durumu.

Rus : Rusya Federasyonu'nda yaşayan Doğu Slav halkı veya bu halkın soyundan olan kimse, Moskof gâvuru.

Alt : Birine göre daha aşağı mevkide olan kimse, madun. Bir şeyin yere yakın bölümü. Sınıflamalarda ikinci derecede olan. Birkaç şeyden aşağıda olan. Bir şeyin yere bakan yanı, zir, üst karşıtı. Oturulurken uyluk kemiklerinin yere gelen bölümü. Bir nesnenin tabanı.

Dumaç : Sırta bağlanarak taşınan yük

Dumaçlamak : Taşınacak yükü sırta sıkıca sarmak. Taşınacak yükü sırta bağlamak.

Dumag : Nezle, grip, bronşit

Dumagı : Nezle, grip, bronşit Öksürük, boğmaca öksürüğü 1.bk.duma (I)-1.

Dumağ : Nezle, grip, bronşit Öksürük, boğmaca öksürüğü bk. duma (I)- 2.bk. duma (I)-2.

Dumağa : Nezle, grip, bronşit

Dumağu : Nezle, grip, bronşit [Bakınız: dumağı]

Dumah : Nezle, grip, bronşit

Dumak : Durmak Tutmak Ayağa kalkmak. Durmak. İkamet etmek

Duman atmak : Korkmak. Öfkelenmek. Atışta hedefi vuramamak, karavana atmak. Birine oyun etmek, aldatmak. Bir şeyi çabuk sonuçlandırmak. Üstün gelmek. Kasıp kavurmak: Dışarda poyraz duman atıyor. Ağır basmak: Bu işi yapması için duman attım.

Diğer dillerde Duma anlamı nedir?

Rusça'da Duma : n. Дума (F)