Dumanlamak nedir, Dumanlamak ne demek

  • Dumanlı duruma getirmek
  • Dumana tutmak.
  • Sarhoş etmek.

"Dumanlamak" ile ilgili cümle

  • "Rıza bey, kafasını iyice dumanlamadan uduna uzanmazdı zaten." - A. İlhan

Dumanlamak anlamı, kısaca tanımı:

Duman : Bir maddenin yanması ile çıkan ve içinde katı zerrelerle buğu bulunan değişik renklerde gaz. Havalanan tozların veya sisin oluşturduğu bulanıklık. Kötü, yaman. Esrar.

Dumanlı : Esrik, sarhoş. Sıkıntılı, bulanık. Sisli, sisle örtülü. Dumanı olan, duman çıkaran.

Durum : Duruş biçimi, konum, tavır. Ad soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl. Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon. Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri.

Getirmek : Bir makama atamak veya seçmek. Bir şeyi yanında veya üstünde bulundurmak. Sağlamak. Sebep olmak, ortaya çıkarmak. İleri sürmek. Gelmesini sağlamak. İletmek, bildirmek. Bazı kelimelerle birleşik fiil yapar. Erişmek veya eriştiğini sanmak.

Tutmak : Beddua, dua, ah vb. etkisini göstermek, gerçekleşmek, yerine gelmek, varmak. Uğramak. Sürmek, zaman almak. Takım oyunlarında karşı takımdaki bir oyuncuyu yakından izlemek, markaja almak. Herhangi bir durumda kalmasını sağlamak. Sarmak, bürümek. Hürriyetinden yoksun bırakıp bir yere kapamak, tevkif etmek. Kırağı, çiğ veya kar bir yüzeyde görünür durumda olmak, kalmak. Hedef olarak almak. İzlemek. Yaklaştırmak. Başlamak. Bağlamak. Otobüs, vapur, uçak vb. hasta etmek. Asılmak, kuvvetlice sarılmak. Elde bulundurmak, ele almak. Beklenen sonucu vermek. Bırakmamak. Kapatmak, sarmak. Bir şeyi kullanması için uzatmak. Sunmak. Hizmetine almak veya kiralamak. Bir kimsenin yerini almak. Desteklemek, birinden yana çıkmak. Biriktirmek, tasarruf etmek. Ulaşmak, varmak. Alacağa veya vereceğe saymak. Bir sanat eseri geniş ilgi görmek. Bir işe herhangi bir anlayışla girişmek. İş görebilmek. Yapışarak veya sokularak çıkmaz olmak. Avlamak. İşgal etmek. Askerlikte, bankacılıkta durdurmak, blokaj. Varsaymak, farz etmek. Bir yerde kalmasını sağlamak. Denetimi ve yetkisi altına almak. Uygun gelmek, çelişmez olmak. Bir şey düşünmek. Para toplamı ...-e varmak, değeri olmak. Benimsemek, beğenmek. Gereğini yapmak, yerine getirmek. Kaplamak. Herhangi bir durumda bulundurmak. Kullanmak. Ele geçirmek, yakalamak. Yanında bulundurmak, alıkoymak.

 

Sarhoş etmek : Alkol veya keyif verici maddeyle sarhoş olmasına yol açmak.

Sarhoş : Alkollü içki veya keyif verici bir madde sebebiyle kendini bilmeyecek durumda olan (kimse), esrik, mest, sermest, başı dumanlı, kafası bulutlu, kafası iyi, kafası dumanlı, kafası kıyak. Hoşa giden bir etki ile kendinden geçmiş olarak, esrik. Bir şeyden çok fazla mutluluk duyan.

Etmek : Bulmak, erişmek. "İyi, kötü" zarflarıyla birlikte davranmak. Bir işi yapmak. Kötülükte bulunmak. Eşit değer kazanmak. Birini bir şeyden yoksun bırakmak. Demek, söylemek. Herhangi bir değerde olmak. Küçük veya büyük abdestini yapmak.

Diğer dillerde Dumanlamak anlamı nedir?

İngilizce'de Dumanlamak ne demek? : v. smoke out

Almanca'da Dumanlamak : v. vernebeln, einnebeln

Rusça'da Dumanlamak : v. задымлять, затуманивать, затуманить