Dumanı üstünde nedir, Dumanı üstünde ne demek

Dumanı üstünde; Dil bilgisi yönünden Türkçe'de mecaz, sıfat olarak kullanılır.

  • Çok taze (sebze, meyve, yemek vb.).
  • Genç
  • Çok yeni, üzerinden çok zaman geçmemiş.

"Dumanı üstünde" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Anadolu notları arasına bugün dumanı üstünde bir Rumeli notu sıkıştırıyorum." - R. N. Güntekin
  • "Durdum, kızların yüzüne baktım, bunlar dumanı üstünde yerli, İstanbul kızlarıydı." - N. Hikmet

Dumanı üstünde anlamı, tanımı:

Duman : Bir maddenin yanması ile çıkan ve içinde katı zerrelerle buğu bulunan değişik renklerde gaz. Kötü, yaman. Esrar. Havalanan tozların veya sisin oluşturduğu bulanıklık.

Üstün : Arap harfli metinlerde bir ünsüzün a, e seslerinden biriyle okunacağını gösteren işaret, fetha. Birine veya bir şeye göre nitelik bakımından daha yüksek, daha elverişli olan, faik. Benzerlerine göre daha yüksek bir düzeyde olan, onları geride bırakan.

Taze : Yeni, zamanı geçmemiş. Genç kadın. Dinç, yıpranmamış, yorulmamış. Kuru olmayan, körpe, kuru karşıtı. Bozulmamış, bayatlamamış olan.

Meyve : Ürün, sonuç, kâr. Bitkilerde çiçeğin döllenmesinden sonra yumurtalığın gelişmesiyle oluşan tohumları taşıyan, genellikle yenebilen organ, yemiş.

Yemek : Hakkı olmayan ve kendisine yasak edilmiş bulunan bir şeyi kabul etmek. Hoşa gitmeyen kötü bir duruma uğramak, tutulmak. Harcanmak, kullanılmak, sarf edilmek. Batmak, çizmek, kaşındırmak, dalamak. Yemek yeme, karın doyurma işi. Harcamak, tüketmek, bitirmek. Yenmek için pişirilip hazırlanmış yiyecek, aş, taam, ekmek. Aşındırmak, kemirmek, oymak, delmek. Konuklara yiyecek verilerek yapılmış olan ağırlama. Yasal yoldan cezalandırılmak. Günün belli saatlerinde yenilen besin. Sürekli üzmek, tedirgin etmek. Ağızda çiğneyerek yutmak. Başkasının parasını harcamak. Isırmak. Gücünü kırmak, perişan etmek, mahvetmek. Kandırmak. Birine alacağını vermemek, ödememek.

 

Zaman : Bu sürenin belirli bir parçası, vakit. Yer kabuğunun geçirdiği gelişimde belirlenen ve fosillere göre dörde ayrılan geniş evrelerden her biri. Belirlenmiş olan an. Dönem, devir. Çağ, mevsim. Bir işe ayrılmış veya bir iş için alışılmış saatler, vakit. Olayların oluş ve akış sırasını belirleyen, düzenli ve dönemli gök olaylarını birim olarak kullanan sanal bir kavram. Bir işin, bir oluşun içinde geçtiği, geçeceği veya geçmekte olduğu süre, vakit. Fiillerin belirttikleri geçmiş zaman, şimdiki zaman, gelecek zaman, geniş zaman kavramı.

Geçme : Geçmek işi, mürur. Birbirinin içine geçirilerek tutturulan iki şeyden birinde bulunan çıkıntılı parça. Çakılmış, yapıştırılmış veya lehimlenmiş olmayıp gereğinde sökülebilecek biçimde parçaları birbirine takılıp kenetlenmiş olan.

Genç : Yaşı ilerlememiş olan, ihtiyar karşıtı. Gelişmesini tamamlamamış olan (bitki, hayvan). Gençlikteki özelliklerini koruyan, dinç. Bingöl iline bağlı ilçelerden biri. Yeni gelişmekte olan, kısa bir geçmişi olan. Zihin bakımından yeterince gelişmemiş, toy.

Diğer dillerde Dumanı üstünde anlamı nedir?

İngilizce'de Dumanı üstünde ne demek? : quite-new, fresh

Fransızca'da Dumanı üstünde : fumant/e

Almanca'da Dumanı üstünde : adj. brühwarm