Dumanlanmak nedir, Dumanlanmak ne demek

"Dumanlanmak" ile ilgili cümleler

  • "Kafam dumanlandı."

Yerel Türkçe anlamı:

Göze beyaz perde inmek.

Dumanlanmak kısaca anlamı, tanımı:

Duman : Esrar. Bir maddenin yanması ile çıkan ve içinde katı zerrelerle buğu bulunan değişik renklerde gaz. Kötü, yaman. Havalanan tozların veya sisin oluşturduğu bulanıklık.

Gözü dumanlanmak : Öfkeden gözü hiçbir şey görmez duruma gelmek.

Kafası dumanlanmak : Çok dalgın olmak. sarhoş olmak. esrar içmiş olmak.

Dumanlı : Esrik, sarhoş. Sisli, sisle örtülü. Dumanı olan, duman çıkaran. Sıkıntılı, bulanık.

Durum : Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon. Ad soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl. Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri. Duruş biçimi, konum, tavır.

Gelme : Bir ışının, kaynağından çıkarak bir ayna yüzüne veya saydam bir cismin yüzeyine erişmesi. Gelmiş olan. Gelmek işi. Yetişme.

Bulanmak : Parlaklığını ve açıklığını yitirmek. Duruluğunu yitirmek. Bulama işine konu olmak, her yanı bir şeyle kaplanmak. Karışmak. Mide bulantısı olmak.

Karışmak : Yetkisinde bulunmak, bakmak, iş edinmek, işi olmak. Düzensiz, dağınık olmak. Bulanmak, duruluğunu yitirmek. İki veya ikiden çok şey bir araya gelip birbirinin içinde dağılmak, birbirinin içine girmek. Engellemek, araya girmek. Müdahale etmek, araya girmek. İlgilenmek, müdahale etmek, el atmak. Açıklığını yitirmek, anlaşılması güçleşmek. Bir araya gelmek, katılmak.

 

Gelmek : Oturmaya, ziyarete gitmek. -mez, -mezlik ile birlikte yapmacık anlatan deyimler yapar. -dikçe, -esi biçiminde kullanılan sıfat-fiil eklerinden sonra geldiğinde önceki fiille ilgili olarak pekiştirilmiş bir istek ve sürerlik bildiren bir fiil. Çıkmak, yönelmek. Herhangi bir sırada bulunmak. Akmak. Görünmek, sanılmak. Başlamak, ortaya çıkmak. Daha önce üzerinde durulmuş olan bir konuya yeniden dönmek. Getirmek. Katılmak, eklenmek. Mal olmak. Kadar olmak. Kazanılmak, sağlanılmak. Bir şeye sonradan inanmak, doğruluğuna hak vermek, eğilim göstermek, kabul etmek. Kendine yapılmış olan herhangi bir davranış veya durumu iyi karşılamak. İsabet etmek. Bir yerden alınıp bir yere ulaştırılmak. Uymak. Uygun düşmek. Biriyle birlikte gitmek. Dayanmak, tahammül etmek. Türemek. Varlığını sürdürmek, yaşamak, intikal etmek. İzlemek, takip etmek. Ulaşmak, varmak. Olmak, -e uğramak. Belli bir zamana ulaşmak. Düşmek, rast gelmek. Ortaya çıkmak, doğmak. Kök veya gövdeleri sonuna -a (-e) eki almış fiillere gelerek süreklilik bildiren birleşik fiiller oluşturur. Sonuç çıkmak. Belli bir süre dolmak. Etkisini herhangi bir biçimde göstermek. Yönelme durumundaki bazı kelimelere getirilerek birleşik fiil yapar. İhtiyaç anlatan deyimler kurmaya yarayan bir fiil.

 

Sarhoş olmak : Sarhoş bir duruma gelmek, esrimek.

Sarhoş : Hoşa giden bir etki ile kendinden geçmiş olarak, esrik. Alkollü içki veya keyif verici bir madde sebebiyle kendini bilmeyecek durumda olan (kimse), esrik, mest, sermest, başı dumanlı, kafası bulutlu, kafası iyi, kafası dumanlı, kafası kıyak. Bir şeyden çok fazla mutluluk duyan.

Olmak : Yetişmek, olgunlaşmak. Bir yerde doğmuş, yaşamış olmak. Bir şey, birinin mülkiyetine geçmek. Bir durumdan başka bir duruma geçmek. Sıfat-fiil eki almış kelimelerle birlikte başlama, bitirme vb. bildiren fiilleri oluşturur. Bulunmak. Sarhoş olmak. Yaklaşmak, gelip çatmak. Yol açmak. Bir olayla karşılaşmak, başına kötü bir şey gelmek. Uymak, tam gelmek. Geçmek, tamamlanmak. Bir ad veya sıfatın belirttiği durumu almak. Bir şeyi elde etmek, edinmek. Ek fiilin geniş zamanı olan -dır (-dir) anlamında kullanılan bir söz. Hastalığa yakalanmak, tutulmak. Bir kuruluşla, örgütle ilgili bulunmak, mensup olmak. Bir görev, makam, san veya nitelik kazanmak. Sürdürmek, yürütmek. Gerçekleşmek veya yapılmak. Uygun düşmek, yerinde görülmek. Hazırlanmak, hazır duruma gelmek. Herhangi bir durumda bulunmak. Yitirmek, elinden kaçırmak. Meydana gelmek, varlık kazanmak, vuku bulmak.

Diğer dillerde Dumanlanmak anlamı nedir?

İngilizce'de Dumanlanmak ne demek? : to get smoky; to get confused

Rusça'da Dumanlanmak : v. туманиться, коптиться, затуманиться