Earmuffs türkçesi Earmuffs nedir

  • Kulak koruyucuları.
  • Kulakları sıcak tutmaları için kulak üzerine giyilen koruyucu çift (gürültüye karşı korumada da kullanılabilir).
  • Kulak tıkaçları.

Earmuffs ingilizcede ne demek, Earmuffs nerede nasıl kullanılır?

Earmuff : Kulaklık (soğuğa karşı). Kulak kapatıcı. Kulaklık (soğuğa karşı takılan).

Earmark : Esas nitelik. Tahsis etmek. Ayırmak. Bir yana koymak. Belirli bir maksat için ayırmak. Bir amaç için bir kenara koymak. Ayır. Kulağını işaretlemek. Damga. Bir kenara ayırmak.

Earmarked : Yabancı bir banka için ayrılmış. Tahsisli. Bloke edilmiş. Kulağı işaretlenmiş. Ayrılmış. Kulağına işaret konulmuş. Tahsis edilmiş. Belli bir amaca tahsis edilmiş. İşaretlenmiş. Belirtilmiş.

Earmarked contribution : Tahsis edilmiş yardım. Belli bir amaç için ayrılmış yardım. Belirlenmiş destek.

Earmarked for : -mak için tahsis edilmiş. -maya belirlenmiş. -maya ayrılmış.

Earmarking of expenses : Gider ayrımı. Üst basamaktaki yöneticilerin alt bölümler için uygun gördüğü harcamalar sınırı.

Earmarks : Kulağını işaretlemek. Ayırt edici özellik. Ayırmak. Tahsis etmek. Damga. Tüm belirtiler.

Endearment : Tatlı söz. Okşama. Sevgi. Sevgi ifadesi. Sevgi belirtisi. Okşayıcı söz.

Automatic firearm : Sağlanan mühimmatı otomatik olarak yükleyen ve atan silah. Otomatik ateşli silah. Otomatik silah.

 

Earmarked for construction : Bina yapımı kullanımı için belirlenmiş (malzeme para mülk vs). İnşaat için ayrılmış.

İngilizce Earmuffs Türkçe anlamı, Earmuffs eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Earmuffs ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Ear protector : Kulaklıklar. Kulakları yüksek seslerden koruyan kulak koruyucuları. Kulaklık.

Ear protectors : Kulak koruyucu. Kulaklıklar. Kulakları yüksek seslerden koruyan kulak koruyucuları. Patlama sesine karşı kullanılan koruyucu kulaklık.

Covering : Kabuk. Eli, ayağı, yüzü, deriyi; süt, yağ, un vb. yiyecekleri doğaüstü zararlı güçlerin etkisinden korumak amacıyla örtme, saklama. Tabaka. Kat. Batma. Sığınak. Deniz yüzünün yükselmesi ya da oluşum deyimleriyle, kıyıların ve karaların su altına girmesi. Kaplama. Koruma.