Kulaklık nedir, Kulaklık ne demek

  • Kulakları soğuk, rüzgâr vb. dış etkilerden korumak için kulak kepçesini örtecek biçimde yapılmış kılıf
  • Radyo, telefon, telsiz vb.nde kulak ile verici arasında ses bağlantısı kurmaya yarayan araç.
  • Ağır işitenlerin daha iyi işitebilmek için kulaklarına taktıkları pilli araç.

Yerel Türkçe anlamı:

Küpe.

Sinema ve Televizyon dünyasındaki anlamı:

İşlikte, düzlükte, çalışan kimseler arasında içiletişimi sağlamak amacıyla, bu kimselerin kulaklarına taktıkları aygıt.

İngilizce'de Kulaklık ne demek? Kulaklık ingilizcesi nedir?:

headphone, phones, earphones, (abd) head receiver, cans (a, )

Osmanlıca Kulaklık ne demek? Kulaklık Osmanlıca'da ne anlama gelir?:

misma'

Kulaklık hakkında bilgiler

Kulaklık, 2 küçük hoparlörün kullanıcının kulağına yakın yerde durmasını sağlayan bir çevre birimidir.

Genellikle kullanım amaçları, kullanan kişi dışında başka kişileri rahatsız etmemek, dışarıdaki ortam gürültüsünü önlemek veya kulakları korumaktır. Kulaklıklar 2 ana başlıkta toplanabilir.

Kafa Üstü kulaklıklar (İng. Headphones), genellikle bilgisayarlar için kullanılan kulaklıklardır. Çok yer kapladığından ve taşınabilir olmadığından dolayı mobil cihazlarda pek tercih edilmezler. Kulaklık firmaları bu sorunu çözmek için kulaklıklara katlanabilme-dönebilme özellikleri eklemektedir. Üzerine mikrofon entegre edilmiş modelleri de bulunmaktadır. Kullanım yelpazesi geniştir. Bilgisayar kullanıcıları, oyuncular, radyocular, disk jokeyler vb. bu kulaklık türünü tercih etmektedir.

 

Ses kalitesi bakımından kulak içi kulaklıklardan daha kaliteli ses üretirler. İki kulaklık süngerinin içinde 2 hoparlör olabileceği gibi ek olarak bas hoparlörleri ve tiz hoparlörleri de eklenebilir. Beats, SteelSeries, Logitech ve Sony, kafa üstü kulaklık üreten büyük firmalardan bazılarıdır.

Kulaklık ile ilgili Cümleler

  • Buraya kulaklık almak için geldik.
  • O kulaklıklar çalışmıyor.
  • Bir kulaklık almak istiyorum.
  • Ali bana konser için kulaklık takmam gerektiğini söyledi.
  • Kulaklık güzelmiş.
  • Kulaklıklığın var mı?
  • Ali kulaklıklarını tekrar taktı.
  • Ali yeni bir kulaklık seti satın aldı.
  • Gürültülü kulaklıklar bu adamın.

Kulaklık tanımı, anlamı:

Kulak : Duvar, baca, şömine vb. yerlerde kulağa benzer çıkıntı. Telli çalgılarda tel germeye yarayan burgu. Varlıklı Rus köylüsü. Başın her iki yanında bulunan işitme organı. Saban kulağı. Bu organın, sesleri toplayıp içeriye almaya yarayan dış bölümü. Akarsuların ve özellikle göllerin karaya giren ve durgunlaşan yerleri. Seslerin uygunluğunu seçebilme ve değerlendirebilme yeteneği. Balıklarda başın iki yanında bulunan ve ağızdan alıp solungaçlardan geçirdiği suyu dışarıya vermeye yarayan yarıklardan her biri.

Korumak : Karşılamak, denk gelmek. Bir şeyin eskimesini, yıpranmasını önlemek için gereken dikkat ve özeni göstermek. Güçlü bir kimse veya kuruluş, güçsüz birini veya bir şeyi desteklemek, himaye etmek. Bir kimseyi veya bir şeyi dış etkilerden, tehlikeden, zor bir durumdan uzak tutmak, esirgemek, muhafaza etmek, vikaye etmek, sıyanet etmek. Süregelen bir durumun değişikliğe uğramasını önlemek. Tehlikeli, zararlı durumları önlemek. Tehlikeye karşı denetimi altında bulundurmak, savunmak, müdafaa etmek.

 

Radyo : Bu istasyonun yayınlarını alan araç. Elektrik dalgalarının özelliğinden yararlanarak seslerin iletilmesi sistemi. Elektrik dalgalarıyla düzenli olarak yayın yapan istasyon ve bu istasyonun programlarını düzenlemekle görevli kuruluş.

Kulaklı : Sapının ucunda kulak biçiminde iki geniş çatalı bulunan bir tür yatağan. Kulağı herhangi bir biçimde olan. İki tarafında tutulacak yeri olan yayvan tava, tencere, kazan vb. Kulağa benzer çıkıntısı olan.

Etki : Bir kimse üzerinde bırakılan izlenim. Bir kimse veya nesnenin başka bir kişi veya şey üzerindeki gücü, tesir. Bir etken veya bir sebebin sonucu, yardım.

Kepçe : Saplı bir çembere geçirilmiş olan, balık veya kelebek tutmada kullanılan ağ. Bu aracın alabildiği miktarda olan. Sulu yiyecekleri karıştırmaya ve dağıtmaya yarayan, uzun saplı, yuvarlak ve derince kaşık. Güreşte hasmın arkasından bacakları arasına el sokma oyunu. Gemilerde, ortasında dümenevi bulunan yuvarlak kıç çıkıntısı. Erimiş madeni kalıba dökmek için kullanılan büyük kaşık. Bu kaşığın alabildiği miktarda olan. Tahıl, kömür, kum vb.nin yüklenip boşaltılmasında kullanılan, tek veya iki çeneden oluşmuş motorlu araç.

Biçim : Yakışık alan şekil, uygun şekil. Tarz. Biçme işi. Disket vb.nin bilgisayarda kullanılabilir durumu. Sanat ve edebiyat eserlerinde dış görünüş, form. Herhangi bir şeyin benzeri. Bir nesnenin dış çizgileri bakımından niteliği, dıştan görünüşü, şekil, eşkâl. Şiirlerin kuruluş ve uyak düzenlerine göre olan dış görünüşü, şekil. Yazı ve simgelerin bilgisayarda kullanılmaya elverişli çerçevesi, düzeni, format.

Kılıf : Yolsuz bir işe bulunan sudan gerekçe. Bir şeyi korumak için kendi biçimine göre, çoğunlukla yumuşak bir nesneden yapılmış özel kap.

Telefon : Konuşmaları ileten ve yansıtan düzenek. Birbirinden uzakta bulunan kişilerin konuşmasını sağlayan aygıt.

Telsiz : Türlerine göre belirli bir kapsama alanı içinde belirli kişilerin iletişimini sağlayan, elektromanyetik dalgalar yardımıyla çalışan araç. Teli olmayan.

Verici : Veren, verme yanlısı olan kimse. Çıkar gözetmeksizin her türlü yardımı yapan, esirgemeyen kimse. Elektromanyetik dalgalar yardımıyla işaret, ses ve görüntü iletmeye yarayan cihazların genel adı. Başkasına aktarılmak üzere kan, doku veya organ veren kimse, donör.

Küçük : Boyutları, benzerlerininkinden daha ufak olan, mikro, büyük karşıtı. Değersiz, önemsiz. Kısık, parlak olmayan (ses). Küçük abdest. Niteliği aşağı olan, bayağı. Yaşı daha az olan. Makam, rütbe, derece bakımından daha aşağı olan kimse. Niceliği az olan. Geri aşamada.

Kulaklık yuvası : Bazı sesli aygıtlarda (ses aygıtı, almaç, vb.), sesi dışarıya vermeden ya da saptanırken izlemek için kullanılan kulaklığın takıldığı yuva.

Diğer dillerde Kulaklık anlamı nedir?

İngilizce'de Kulaklık ne demek? : n. headphone, headset, earpiece, earphone, deaf aid

Fransızca'da Kulaklık : cache-oreille [le], récepteur de téléphone, audiophone [le], écouteur [le]

Almanca'da Kulaklık : n. Hörer, Kopfhörer, Mikrofon, Mikrophon, Ohrenschützer

Rusça'da Kulaklık : n. наушник: наушники (PL), ухо (N)