Economic doctrine türkçesi Economic doctrine nedir

  • Ekonominin işleyişi ve bu işleyişle ilgili politika çıkarımlarına ilişkin düşünce okulları.
  • İktisadi öğreti.
  • İktisat alanında kullanılır.
  • İktisadi doktrin.

Economic doctrine ingilizcede ne demek, Economic doctrine nerede nasıl kullanılır?

Economic : İktisadi. Ekonomiyle ilgili. Ekonomik. Hesaplı. İktisadı. Tutumlu. İdareli.

Doctrine : Prensip. Öğreti. İlke. Mezhep. Bilimde bir düzenli görüşü oluşturan ilke ve inakların tümüne verilen ad. inan ya da inanca dayanak olan ilke ya da ilkeler dizisi. Düstur. Değer yargılı ilke ve kurallarla örülü düşünce dizgesi. Nazariyat. Doktrin.

Economic activities : Ekonomik eylemler. Ekonomik faaliyetler. İnsanların ekonomik mal ve görevleri yaptırma ve bu çalışmalar nedeniyle işletmeleri geliştirme işlemleri.

Economic activity : Ekonomik aktivite. İktisadi faaliyet. Ekonomik faaliyet. Ekonomik faaliyetler.

Economic agent : İktisadi oyuncu. Ekonomik aktör. İktisadi etkinlikte bulunan üretici, tüketici, devlet ve benzeri birimler. İktisadi karar birimi. İktisadi etmen.

Economic aid : Maddi yardım. Finansal destek. Ekonomik yardım. İktisadi yardım. Ekonomik veya mali yardım. Mali destek.

İngilizce Economic doctrine Türkçe anlamı, Economic doctrine eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Economic doctrine ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Abnormal budget : Olağanüstü bütçe. Olağan bütçeden ayrı bir belge olarak hazırlanan ve kabul edilen, her yıl tekrarlanmayan ve olağanüstü nitelik taşıyan harcama ve gelirleri gösteren özel bir bütçe.

A shift in supply : Sunum kayması. Üreticilerin mal sunumunu etkileyen fiyat dışındaki değişkenlerde ortaya çıkan değişme sonucu sunumun artması veya azalması diğer bir deyişle sunum eğrisinin sağa (aşağıya, güneydoğuya) veya sola (yukarıya, kuzeybatıya) kayması. krş. sunumun sağa kayması, sunumun sola kayması.

A shift in demand : İstem kayması. Tüketicilerin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu istemin artması veya azalması diğer bir deyişle istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması.

Ability rent : Özel yeteneklere sahip olan kişilerin üretime katkılarının üstünde elde ettikleri kazanç fazlası. krş. kıtlık rantı. Yetenek rantı.

Abnormal budget expenditures : Olağanüstü bütçe gideri. Olağanüstü bütçenin giderleri.

Abnormal budget receipts : Olağanüstü bütçe geliri. Olağanüstü bütçe harcamalarını karşılamak için, söz konusu dönemde ek harç, vergi ve borçlanma gibi yollarla elde edilen gelir.

A group shares : A grubu hisse senedi. Şirkete sonradan ortak olanlardan farklı olarak, şirketin ilk kurucularına genellikle kara iştirak ve oy kullanmayla ilgili haklar veren ayrıcalıklı hisse senedi türü.

A change in demand : Tüketicilerin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu istemin artması veya azalması diğer bir deyişle istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması. İstem kayması.

 

Ability to pay principle : Vergilemenin bireylerin ödeme gücüne uygun bir biçimde yapılması gerektiğini ifade eden bir vergileme ilkesi. kaynağı bol olanların kamu projelerine daha fazla katkı vermesi gerektiği ilkesi. Ödeme gücü ilkesi.

A pass through certificate : Tutsat senedi. Taşınmaz rehniyle sağlanmış bir kişisel alacak karşılığında alacak sahibi finansal kurum tarafından çıkarılan değerli kağıt.

Economic doctrine synonyms : a change in individual demand, ability to pay approach, a change in supply, a type mutual funds, a shift in individual demand, abolition of forced labour convention.