Economic integration türkçesi Economic integration nedir
- Ekonomik entegrasyon.
- Ekonomik bütünlük.
- İktisat alanında kullanılır.
- İktisadi bütünleşme.
- İki ya da daha fazla ülkenin iktisadi, mali ve sosyal alanlarda ortak politika izlemeleri. krş. gümrük birliği, iktisadi birlik, parasal birlik, ortak pazar.
- Ekonomik birleşme.
- Ekonomik bütünleşme.
Economic integration ingilizcede ne demek, Economic integration nerede nasıl kullanılır?
Economic : Tutumlu. İktisadi. Hesaplı. Ekonomik. İktisadı. Ekonomiyle ilgili. İdareli.
Integration : Bütünleşme. Birleşme. Bütünleme. Bireyler ya da küme üyelerinin ortak amaçlar çerçevesinde toplanarak bağlayıcı bir birlik oluşturmaları durumu. Tümlevleme. Bütünleştirme. Bir işlevin tümlevini hesaplama işlemi. Tamamlama. Bireylerin, kişilerin, toplumsal kümelerin ya da daha geniş toplumsal bütünlüklerin, davranış düzenlerinin vb. değişik ya da çatışan birimlerinin uyumlulaşıp karşılıklı bağımlılık içinde birleşmeleri süreci. Hızla kentleşen bir yerleşim yerinde, kente yeni gelenlerle orada eskidenberi oturmakta olanlar arasındaki kopukluğun ortadan kalkması, toplumsal ve ekonomik ilişkilerinin gelişmesi süreci. kente yeni göçmüş olanların yerleştikleri yeni kesimlerin, kentin bir parçası durumuna gelmesi süreci.
Economic integration theories : İktisadi bütünleşmelerin oluşumunu ve etkilerini inceleyen kuram. İktisadi bütünleşme kuramları.
Economic activities : Ekonomik eylemler. Ekonomik faaliyetler. İnsanların ekonomik mal ve görevleri yaptırma ve bu çalışmalar nedeniyle işletmeleri geliştirme işlemleri.
Economic activity : Ekonomik aktivite. Ekonomik faaliyetler. Ekonomik faaliyet. İktisadi faaliyet.
Economic agent : İktisadi karar birimi. İktisadi oyuncu. İktisadi etkinlikte bulunan üretici, tüketici, devlet ve benzeri birimler. İktisadi etmen. Ekonomik aktör.
İngilizce Economic integration Türkçe anlamı, Economic integration eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Economic integration ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
A group shares : Şirkete sonradan ortak olanlardan farklı olarak, şirketin ilk kurucularına genellikle kara iştirak ve oy kullanmayla ilgili haklar veren ayrıcalıklı hisse senedi türü. A grubu hisse senedi.
A pass through certificate : Tutsat senedi. Taşınmaz rehniyle sağlanmış bir kişisel alacak karşılığında alacak sahibi finansal kurum tarafından çıkarılan değerli kağıt.
A type mutual funds : A tipi yatırım fonu. A tipi yatırım fonu ortaklığı. Ağırlıklı olarak hisse senetlerinden oluşan ve iç tüzüklerinde (esas sözleşmelerinde) asgari sınırları belirtilmek koşuluyla, portföy değerinin en az % 25ini özelleştirme kapsamına alınan kamu iktisadi teşebbüsleri dahil türkiyede kurulmuş ortaklıkların hisse senetlerine bağlanmış olan uzun vadeli yatırım fonu.
Abnormal budget expenditures : Olağanüstü bütçe gideri. Olağanüstü bütçenin giderleri.
Abnormal budget : Olağan bütçeden ayrı bir belge olarak hazırlanan ve kabul edilen, her yıl tekrarlanmayan ve olağanüstü nitelik taşıyan harcama ve gelirleri gösteren özel bir bütçe. Olağanüstü bütçe.
A change in supply : Sunum kayması. Üreticilerin mal sunumunu etkileyen fiyat dışındaki değişkenlerde ortaya çıkan değişme sonucu sunumun artması veya azalması diğer bir deyişle sunum eğrisinin sağa (aşağıya, güneydoğuya) veya sola (yukarıya, kuzeybatıya) kayması. krş. sunumun sağa kayması, sunumun sola kayması.
Abnormal budget receipts : Olağanüstü bütçe harcamalarını karşılamak için, söz konusu dönemde ek harç, vergi ve borçlanma gibi yollarla elde edilen gelir. Olağanüstü bütçe geliri.
Ability to pay principle : Ödeme gücü ilkesi. Vergilemenin bireylerin ödeme gücüne uygun bir biçimde yapılması gerektiğini ifade eden bir vergileme ilkesi. kaynağı bol olanların kamu projelerine daha fazla katkı vermesi gerektiği ilkesi.
Abolition of forced labour convention : Zorla çalıştırmanın yasaklanması sözleşmesi. Zorla ya da zorunlu çalıştırmanın herhangi bir biçiminin siyasal zorlama ve eğitme, siyasal ya da ideolojik görüşlerin açıklanması nedeniyle cezalandırma, işgücünü harekete geçirme, çalışma disiplinini sağlama, ayrımcılık ve işbırakımını, katılanları cezalandırma aracı olarak kullanılmasını yasaklayan, 1957 yılında kabul edilen temel uluslararası çalışma sözleşmelerinden birisi.
Ability rent : Yetenek rantı. Özel yeteneklere sahip olan kişilerin üretime katkılarının üstünde elde ettikleri kazanç fazlası. krş. kıtlık rantı.
Economic integration synonyms : deep integration, a change in individual demand, economic union, a shift in individual demand, deep integration economic, a change in demand, a shift in demand, a shift in supply, ability to pay approach.

Bu kısımda Economic integration kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Economic integration ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Economic integration anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Economic integration ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.