Economic prevision türkçesi Economic prevision nedir

  • İktisat alanında kullanılır.
  • İktisadi öngörü.
  • Ekonominin gelecekteki olası gelişme eğilimini tahmin edilmesi ve değerlendirilmesi.

Economic prevision ingilizcede ne demek, Economic prevision nerede nasıl kullanılır?

Economic : İdareli. Ekonomiyle ilgili. Ekonomik. Tutumlu. İktisadı. Hesaplı. İktisadi.

Prevision : Sağduyu. Basiret. Öngörü. Önsezi. Öngörüş. Önceden görme. Önbiliş.

Economic activities : Ekonomik eylemler. İnsanların ekonomik mal ve görevleri yaptırma ve bu çalışmalar nedeniyle işletmeleri geliştirme işlemleri. Ekonomik faaliyetler.

Economic activity : Ekonomik faaliyetler. İktisadi faaliyet. Ekonomik aktivite. Ekonomik faaliyet.

Economic agent : İktisadi etkinlikte bulunan üretici, tüketici, devlet ve benzeri birimler. Ekonomik aktör. İktisadi etmen. İktisadi oyuncu. İktisadi karar birimi.

Economic aid : Ekonomik yardım. Finansal destek. Mali destek. Maddi yardım. İktisadi yardım. Ekonomik veya mali yardım.

İngilizce Economic prevision Türkçe anlamı, Economic prevision eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Economic prevision ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Abnormal budget : Olağanüstü bütçe. Olağan bütçeden ayrı bir belge olarak hazırlanan ve kabul edilen, her yıl tekrarlanmayan ve olağanüstü nitelik taşıyan harcama ve gelirleri gösteren özel bir bütçe.

 

Ability rent : Özel yeteneklere sahip olan kişilerin üretime katkılarının üstünde elde ettikleri kazanç fazlası. krş. kıtlık rantı. Yetenek rantı.

Abolition of forced labour convention : Zorla ya da zorunlu çalıştırmanın herhangi bir biçiminin siyasal zorlama ve eğitme, siyasal ya da ideolojik görüşlerin açıklanması nedeniyle cezalandırma, işgücünü harekete geçirme, çalışma disiplinini sağlama, ayrımcılık ve işbırakımını, katılanları cezalandırma aracı olarak kullanılmasını yasaklayan, 1957 yılında kabul edilen temel uluslararası çalışma sözleşmelerinden birisi. Zorla çalıştırmanın yasaklanması sözleşmesi.

Ability to pay principle : Ödeme gücü ilkesi. Vergilemenin bireylerin ödeme gücüne uygun bir biçimde yapılması gerektiğini ifade eden bir vergileme ilkesi. kaynağı bol olanların kamu projelerine daha fazla katkı vermesi gerektiği ilkesi.

Abnormal budget expenditures : Olağanüstü bütçenin giderleri. Olağanüstü bütçe gideri.

A change in supply : Üreticilerin mal sunumunu etkileyen fiyat dışındaki değişkenlerde ortaya çıkan değişme sonucu sunumun artması veya azalması diğer bir deyişle sunum eğrisinin sağa (aşağıya, güneydoğuya) veya sola (yukarıya, kuzeybatıya) kayması. krş. sunumun sağa kayması, sunumun sola kayması. Sunum kayması.

Abnormal budget receipts : Olağanüstü bütçe geliri. Olağanüstü bütçe harcamalarını karşılamak için, söz konusu dönemde ek harç, vergi ve borçlanma gibi yollarla elde edilen gelir.

A pass through certificate : Taşınmaz rehniyle sağlanmış bir kişisel alacak karşılığında alacak sahibi finansal kurum tarafından çıkarılan değerli kağıt. Tutsat senedi.

 

A shift in demand : Tüketicilerin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu istemin artması veya azalması diğer bir deyişle istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması. İstem kayması.

Ability to pay approach : Güç yaklaşımı. Bireylerin, devlet harcamalarının finansmanına, elde ettikleri gelir düzeyiyle orantılı olarak vergilendirilmeleri yoluyla katılmalarını ifade eden ve adam smith tarafından geliştirilen vergileme yaklaşımı. krş. yararlanma yaklaşımı.

Economic prevision synonyms : a shift in supply, a group shares, a type mutual funds, a change in individual demand, a change in demand, a shift in individual demand.