Elephants türkçesi Elephants nedir

  • Hortumlu memeliler.
  • Biyoloji alanında kullanılır.
  • Filgiller.
  • Fil.
  • Memeliler (mammalia) sınıfının, hortumlu memeliler (proboscidea) takımından, başları çok büyük, beyinleri iyi gelişmiş, dişleri az sayıda, iki üst kesici dişleri erkekte çok uzamış, köpek dişleri olmayan, bacakları kısa, yuvarlak ve beş parmaklı, dişleri oyularak süs eşyası yapılan, çok kuvvetli olduklarından yük ve binek hayvanı olarak kullanılan, karada yaşayan memelilerin en büyüklerini içine alan bir familya.
  • Memeliler (mammalia) sınıfının, eterdiler (placentalia) bölümünün, toynaklılar (ungulata) üst takımından, çok büyük boylu, beş parmaklı ve kalın bacaklı, burunları üst dudak ile birleşerek bir hortum biçiminde uzamış olup üst çenedeki iki kesici diş özellikle çok uzamış, bazı türlerinin soyu tükenmiş bir takım.

Elephants ile ilgili cümleler

English: African elephants are divided into two different species: savannah and forest elephants.
Turkish: Afrika filleri savana ve orman filleri olmak üzere iki farklı türe ayrılır.

English: Few elephants would volunteer to move to Europe.
Turkish: Birkaç fil Avrupa'ya taşınmak için gönüllü olurdu.

English: Do elephants wear shoes?
Turkish: Filler ayakkabı giyer mi?

English: African elephants have bigger ears than Asian elephants.
Turkish: Afrika fillerinin, Asya fillerinden daha büyük kulakları var.

 

English: Because of that virus, many elephants lost their lives.
Turkish: Bu virüs nedeniyle birçok fil hayatını kaybetti.

Elephants ingilizcede ne demek, Elephants nerede nasıl kullanılır?

See pink elephants : Kafayı bulmak. Sarhoş olmak.

Elephant in the room : Porselen dükkanındaki fil. Kimsenin hakkında konuşmak istemediği aşikar sorun. Apaçık bir şekilde ortada olan ancak ondan kaçınmak daha kolay olduğu için diğer taraflarca görmezden gelinen ciddi sorun veya tartışmalı mesele. Salondaki fil. Odadaki fil. Görmezden gelinen aşikar gerçek.

Elephant seal : Fokbalığı. Denizfili. Deniz fili. Etçiller (carnivora) takımının, fokgiller (phocidae) familyasından, 4-7 m kadar uzunlukta, yağı ve postu için avlanan bir tür. Fil foku. İri ayıbalığı.

Elephant search : Filler hakkında bilgi aramak.

Elephant shrew : Fil faresi. Memeliler (mammalia) sınıfının, böcekçiller (ınsectivora) takımının, sıçrarhortumlugiller (macroscelididae) familyasından, 14 cm kadar boyda, 12 cm kadar kuyruğu olan, ağzı uzamış, kanguru gibi sıçrayan, fare renginde, afrika kıyılarında yaşayan bir tür. kısa kulaklı fil faresi.

Elephant shrews : Fil faresi.

Baby elephant : Fil yavrusu. Bebek fil. Küçük fil. Genç fil. Yavru fil.

White elephant : Gereksiz şeyler. Lüzumsuz şeyler. Beyaz hindistan fili. Masraflı hediye. Büyük boy kağıt. Vaktiyle işe yarayan fakat şimdi dert olan bir şey. Gereksiz eşya. Ivır zıvır. Kimseye yar olmayan şey. Artık sahibinin işine yaramayan bir şey.

African elephant : Afrika fili. Hortumlu memeliler (proboscidea) takımının, filgiller (elephantidae) familyasından, 3 m kadar yükseklikte, kulak kepçesi yelpaze gibi, afrika'da yaşayan bir tür.

 

Elephantiases : Fil hastalığı.

İngilizce Elephants Türkçe anlamı, Elephants eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Elephants ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Acacia : Akasya. Akasya sakızı. Salkım ağacı. Arap zamkı. Küstüm otugiller (mimosaceae) familyasından, parçalı yapraklı, sarı çiçekli, çanak ve taç yaprakları 4-5 parçalı, park ve bahçelerde süs bitkisi olarak yetiştirilen, ülkemizde doğal olarak yayılış gösteren çalı ya da ağaç formundaki bitkiler. Mimoza.

Indian elephant : Hortumlu memeliler (proboscidea) takımının, filgiller (elephantidae) familyasından, 3 m kadar yükseklikte, kulak kepçesi fazla uzun olmayan, erkeklerinde uzun dişler bulunan, hindistan'da sık ormanlarda yaşayan bir memeli türü. asya fili. Beyaz hindistan fili. Asya fili. Hindistan fili.

Abambulacral area : Derisi dikenlilerin tüp ayak taşımayan ve genellikle madreporitin de yer aldığı vücut bölgesi. Abambulakral bölge.

Pachyderm : Kalın derili hayvan. Fil gibi kalın derili memeli hayvan. Kalınderili.

Aardvarks : Memeliler (mammalia) sınıfının, etenliler (placentalia) alt sınıfından, az sayıda ve sütun biçiminde sıralanmış ve her birinin bir kanalı olan minesiz ve köksüz dişleri olan, ağızları boru biçiminde uzamış, kulakları büyük, seyrek kıllı, parmaklarında büyük kanca şeklinde tırnakları olan türlere sahip bir takım. Memeliler (mammalia) sınıfının, damarlı dişliler (tubulidentata) takımından, vücutları aralıklı olarak kıllarla örtülü, parmakları ve kulakları büyük, kanca tırnaklı türleri içine alan bir familya. Damarlı dişliler. Yerdomuzu. Yer domuzugiller.

Aardwolf : Etçiller (carnivora) takımının, sırtlangiller (hyaenidae) familyasından, 80 cm kadar uzunlukta, 30 cm kadar kuyruğu olan, bütün sırtı boyunca uzanan bir yelesi olan, kuzey afrika'da yaşayan bir tür. Yeleli sırtlan. Bir sırtlanın özelliklerine sahip ve esas olarak böceklerle özellikle termitlerle beslenen güney ve doğu afrika yerlisi çizgili memeli.

A cells : Pankreasın langerhans adacıklarında glukagon salgılayan, içlerinde özel boyalarla boyanan, fevkalade parlak, alkolde çözünmeyen, kırmızı renkli granüller bulunan, az sayıdaki hücre. a hücreleri. hipofiz bezinin ön lobunda (pars distalis) yer alan, içlerinde asidofil granüller taşıyan, boyayı emen, büyüme hormonunu salgılayan bez hücreleri. asidofil hücreler. 3.mayalarda eşeyli üreme sırasında a hücresiyle beraber zigotu oluşturan hücre. A hücresi. Alfa hücreleri.

Calfs : Çorabın baldır kısmı. Kocaman hayvan yavrusu. Buzdağından kopmuş buz parçası. Buzağı. [#dana Dana derisi]. Genç memeli veya memeli yavrusu. Dana. Sersem genç veya çocuk. Bacak baldırı.

A protein : A proteini. Triptofan sentetaz enziminin bir protein alt birimi. laktoz sentetaz enziminin bir parçası. tek iplikli rna fajlarındaki bir protein. olgunlaşma proteini. tütün mozaik virüsünün deneysel olarak meydana getirilen protein kılıfının bir oligomeri. Tek iplikli rna fajlarındaki bir protein.

Tusker : Uzun dişli yabandomuzu. Uzun dişli fil. Uzun dişli yaban domuzu.

Elephants synonyms : loxodonta africana, proboscidean, family elephantidae, elephas maximus, rogue elephant, gomphothere, emblem, abiotic factor, allegory, calf, african elephant, abacus bodies, a chromosome, elephant, abductor muscle, aardvark, bishop, bishoping, tusk, trunk, proboscis, phile, a site, mammoth, abiotic environment, abramis zone, elephantidae, a cell, proboscidian, proboscidea, abo blood groups system.