Emanators türkçesi Emanators nedir

Emanators ingilizcede ne demek, Emanators nerede nasıl kullanılır?

Emanator : Yayıcı. Sızdırıcı.

Emanate : Doğmak. Sızmak. Yayılmak. Ortaya çıkmak. Akmak. Oluşmak. Sadır olmak. Çıkmak. Zuhur olmak. Fışkırmak.

Emanate from : -den kaynaklanmak. Çıkmak. -den çıkmak.

Emanated : Akmış. Yayılmış. Doğmak. Çıkmak. Yayılmak. Sızmak. Doğmuş. Sızmış. Çıkmış. Fışkırmış.

Emanates : Çıkmak. Sadır olmak. Ortaya çıkmak. Zuhur olmak. Akmak. Doğmak. Yayılmak. Sızmak. Fışkırmak. Oluşmak.

Emanations : Sızıntı. Çıkan şey. Gaz yayılması. Derin mineral yataklarını kapsayabilen ve magma sıvılarının saçtığı gaz ürünleri. Radyoaktif gaz. Fışkırma. Ortaya çıkma.

Emanation deposits : Üfürük maden yatağı. Yer yüzeyinde magma gazlarından türemiş maden. Yeryuvarı yüzeyinde magma gazlarından çökelen cevher.

Emanative : Yayılıcı. Fışkırıcı. Sızıcı. Emanasyon ile ilgili. Akıcı. Ortaya çıkmayla ilgili.

Radioactive emanation : Işımetkin uçun. Işınetkin uçun. Radon. Radyoaktif emanasyon. Belirli ışımetkin öğelerin verdiği uçunlar, özellikle radyom öğesinin saldığı ve en ağır soy uçunlardan olan radon.

Emanation : Dışarı akma. Sızıntı. Çıkan gaz. Radyoaktif gaz. Çıkma. Emanasyon. Ortaya çıkma. Radyoaktif maddelerin ışın yayımı. Çıkan şey.

 

İngilizce Emanators Türkçe anlamı, Emanators eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Emanators ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Emissive : Salıcı. Çıkaran. Yayan. Yayınlayan. Salımsal.

Diffuser : Yayındırıcı. Ters nozul. Eşit olarak ışık yayan cihaz. Glop. Başlıca yayınma olayından yararlanarak, bir kaynağın ışık akısının uzaysal dağılışını değiştirmeye yarayan nesne. Difüzör. Dağıtıcı. Diffüzör. Işık saçıcı.

Spreaders : Dağıtıcı. Serpici. Uçurtmanın ön kısımdaki çıtayı gergin tutmak için kullanılan çıta. Tereyağı bıçağı. Gübre serpme makinesi. Anten gergisi. Gergi. İki telin arasına koyulan tahta. Serici.

Diffusers : Bir hava akımının geniş bir alana dağıtılması için kullanılan cihaz. Işık saçıcı. Difüzör. Işık yumuşatma ekranı. Eşit olarak ışık yayan cihaz. Dağıtıcılar (difüzör).

Diffusor : Difüzör.

Diffusors : Difüzör.

Medium : Muhit. Çare. Ortalama. Ortam. Herhangi bir kuvveti ya da özdeği içinde bulunduran ve devinime olanak veren bir özdek ya da karışım. Madde. Medyum. Orta düzey. Vasıta.

Dispersant : Yayan. Dağıtıcı. Serpindirici. Dağıtan karışım. Saçıcı. Dağıtıcı (madde). Seyreltici. Farklı yönlere dağıtan şey (kimya). Dağıtıcı madde.

Spreader : Uçurtmanın ön kısımdaki çıtayı gergin tutmak için kullanılan çıta. Gergi. Dağıtıcı. Gübre serpme makinesi. Tereyağı bıçağı. Anten gergisi. İki telin arasına koyulan tahta. Serici. Püskürtücü.

Emanators synonyms : emanator, emitter.