Emanate türkçesi Emanate nedir

Emanate ile ilgili cümleler

English: Roses emanate a sweet fragrance.
Turkish: Güller tatlı hoş bir koku yayıyorlar.

English: A stench emanated from the rotting corpses.
Turkish: Çürüyen cesetlerden pis bir koku yayıldı.

Emanate ingilizcede ne demek, Emanate nerede nasıl kullanılır?

Emanate from : -den çıkmak. -den kaynaklanmak. Çıkmak.

Emanated : Çıkmış. Fışkırmış. Sızmak. Akmış. Doğmak. Sızmış. Doğmuş. Yayılmış. Yayılmak. Çıkmak.

Emanates : Sızmak. Doğmak. Oluşmak. Yayılmak. Akmak. Zuhur olmak. Fışkırmak. Sadır olmak. Çıkmak. Ortaya çıkmak.

Emanating : Yayılmak. Akan. Sızmak. Çıkmak. Yayılan. Doğan. Fışkıran. Doğmak. Çıkan. Sızan.

Emanation : Çıkan gaz. Radyoaktif gaz. Fışkırma. Emanasyon. Radyoaktif maddelerin ışın yayımı. Yayılma. Ortaya çıkma. Sızıntı. Dışarı akma.

Emanative : Fışkırıcı. Ortaya çıkmayla ilgili. Akıcı. Emanasyon ile ilgili. Sızıcı. Yayılıcı.

Filemanager : Dosya yöneticisi.

Radioactive emanation : Radon. Işımetkin uçun. Radyoaktif emanasyon. Işınetkin uçun. Belirli ışımetkin öğelerin verdiği uçunlar, özellikle radyom öğesinin saldığı ve en ağır soy uçunlardan olan radon.

 

Compromising emanations : Gizliliği bozan elektromanyetik yayılım.

Emanations : Gaz yayılması. Derin mineral yataklarını kapsayabilen ve magma sıvılarının saçtığı gaz ürünleri. Radyoaktif gaz. Fışkırma. Çıkan şey. Sızıntı. Ortaya çıkma.

İngilizce Emanate Türkçe anlamı, Emanate eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Emanate ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Exude : Yaymak. Dışarı vermek. Kaçırmak. Akıtmak. Sızıntı yapmak. Eksüda. Eksüdat. Belirtmek.

Betide : -e alamet olmak. Başına gelmek. Haber vermek. Meydana gelmek. Olmak.

Escape : Firar. Vazgeçmek. Sızıntı yapmak. Kurtulmak. Paçayı sıyırmak. Sıvışmak. Paçayı sıyırmak (argo terim). Hatırından çıkmak.

Arise : Meydana gelmek. Kalkmak. Görünmek. Zuhur etmek. Baş göstermek. Yükselmek. Kaynaklanmak. Ayağa kalkmak.

Ejaculate : Bağırmak. Ejakulat. Haykırmak. Boşalmak. Boşaltmak. Birdenbire yüksek bir sesle söylemek. Sperm boşaltmak. Dışarı atmak. Aniden söyleyivermek.

Breathe : Fısıldamak. Teneffüs etmek. Solumak. Soluk almak. Esmek. İfade etmek. Nefes alıp vermek. Yaşamak. Nefes almak. Soluk alıp vermek.

Betides : Haber vermek. Olmak. Meydana gelmek. -e alamet olmak. Başına gelmek.

Betiding : Haber vermek. Başına gelmek. Meydana gelmek. Olmak. -e alamet olmak.

Belch : Fırlatmak. Çıkarmak duman. Duman çıkarmak. Püskürtmek. Püskürmek. Geğirti. Çıkarma. Çıkarmak (duman). Geğirmek.

Come up : Mahkemeye çıkmak. Çıkagelmek. Yükselmek. Yükselmek (güneş). Olmak. Yaklaşmak. Karşılaşmak. Ele alınmak.

Emanate synonyms : come, drain, all pervading, drain away, comprises, comprising, effusing, be formed, ejaculates, consist in, branch, consisted, breaking out, arborized, diffuses, betided, pass off, burst, emit, be born, break out, consist of, begun, belch out, come into being, appear, elapses, creep, branch out, climbs, escaped, flow out, belch forth.

 

Emanate zıt anlamlı kelimeler, Emanate kelime anlamı

Go : Yayılmak. İlerlemek. Ayrılmak. Başlamak. Götürmek. Gayret. Deneme. Söylenmek. Bahse girmek. Koyulmak.

Emanate ingilizce tanımı, definition of Emanate

Emanate kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Emanant. To issue forth from a source. To flow out from more or less constantly. As, fragrance emanates from flowers. Issuing forth.