Emergent türkçesi Emergent nedir

  • Boy gösteren.
  • Meydana çıkan.
  • Ortaya çıkan.
  • Çıkan.
  • Gelişen.
  • Gelişmekte olan.
  • Yeni.
  • Yeni bağımsızlık kazanmış.
  • Doğmakta olan.
  • Beliren.

Emergent ingilizcede ne demek, Emergent nerede nasıl kullanılır?

Emergents : Meydana çıkan. Gelişen. Boy gösteren. Beliren. Çıkan. Doğmakta olan. Yeni bağımsızlık kazanmış. Gelişmekte olan. Yeni. Ortaya çıkan.

Emergence : Deniz dibinin su üstüne çıkması. Meydana gelme. Sudan çıkma. Oluşma. Ortaya çıkma. Doğma. Belirme. Emerjans. Biyoloji, jeoloji alanlarında kullanılır. Sudur.

Emergences : Doğma. Çıkma. Ortaya çıkma. Oluşma. Deniz dibinin su üstüne çıkması. Emerjans. Sudur. Meydana gelme. Belirme.

Emergencies : Acil durum. Acil durumlar. Tehlike. Acil vaka.

Emergency : Emniyet. Kriz. İvedi. Acil vaka. Ani tehlike. Aniden çıkan olay. Olağanüstü durum. Acil ihtiyaç. İcap.

Emergency airfield : Emercensi havaalanı. Acil durum havaalanı.

Emergency cable : Acil bir durumda kullanılan kablo. Acil durum kablosu. Yedek kablo.

Emergency budget appropriation : Bütçenin düzenlenmesi sırasında öngörülmemiş bir hizmet için ayrılan ödenek. bk. olağanüstü gider. Olağanüstü bütçe ödeneği.

Emergency cabinet meeting : Acil bir durumu görüşmek üzere yapılan hükümet toplantısı. Acil kabine toplantısı.

 

Emergency barrage : Yardımcı baraj ateşi.

İngilizce Emergent Türkçe anlamı, Emergent eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Emergent ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Hotter : Seksi. Acı. Çalıntı. Daha sıcak. İletken. Baharatlı. Ateşli. Şiddetli. Sıcak.

In mint condition : Yeni gibi. Eskimemiş. Mükemmel veya harika durumda. Yepyeni. Mükemmel. Dört başı mamur. İyi durumda.

Evolving : Zamanla derece derece değişen veya olgunlaşan.

Advancing : İleri gitme. Gelişerek. İlerleyen.

Evolutive : Evolütif. Evrim geçiren. Evrimsel. Gelişme ile ilgili.

Greenest : Yeşertmek. Rengi atmış. Ham. Yelve. Yeşil alan. Yeşil. Yeşillendirmek. Hasta görünen. Yeşermek. Toy.

Hot : Çalıntı. Ateşli. Sert. Acı. Baharatlı. Seksi. Isıtmak. Isınmak. Sıcak.

Far forth : Derece derece artan. İlerleyen.

Escaper : Gözden kaçan. Sızan. Kurtulan. Paçayı kurtaran. Atlatan. Firar eden. Kaçan.

Exiting : Çıkılıyor. Varılan. Çıkmak. Çıkma. Sahneden çıkmak. Ölmek. Çıkıyor.

Emergent synonyms : fresh, growing, outgoing, emergents, nascent, hottest, budding, output, generated, babe in arms, resultant, increscent, burgeoning, crescive, further, flourishing, green, ascending, booming, frim, freshest, evolver, evolvers, subtrahend, developing, subtrahends, incoming, arisen, firsthand, processive, freshly, escapers, sudden.

Emergent zıt anlamlı kelimeler, Emergent kelime anlamı

Dying : Cansız. Ölme. Ölüm. İrtihal. Ölmekte olan. Nesli tükenen. Ölen. Kıkırdama.

Gradual : Derece derece. Yavaş. Tedrici. Yavaş yavaş. Yavaş yavaş olan. Aşamalı. Derece derece olan. Kademeli.

Emergent ingilizce tanımı, definition of Emergent

Emergent kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Coming to light. Rising or emerging out of a fluid or anything that covers or conceals. Issuing.