Emigrants türkçesi Emigrants nedir

Emigrants ile ilgili cümleler

English: The emigrants have endured physical and mental pain.
Turkish: Göçmenler fiziksel ve ruhsal acıya dayandılar.

Emigrants ingilizcede ne demek, Emigrants nerede nasıl kullanılır?

Emigrant smuggling : Doğrudan veya dolaylı olarak, mali veya diğer bir maddi çıkar elde etmek amacıyla, bir kişinin vatandaşlığını taşımadığı veya sürekli ikametgahının bulunmadığı bir ülkeye yasal olmayan yollardan girişinin sağlanması. krş. insan ticareti. Göçmen kaçakçılığı.

Emigrant worker : Göçmen işçi. Çalışmak üzere, kendi ülkesinden ya da bölgesinden diğer ülke ya da bölgelere giden işçi.

Emigrant : Göçmen. Göç eylemine katılan kişi. bk. göç. Muhacir.

Emigrate : Hicret etmek. Göç eylemek. Göç vermek. Göç etmek. Yurt dışına göç etmek. (başka bir ülkeye) göç etmek. Göçmek. Başka ülkeye gitmek veya yerleşmek. Göç.

Emigrated : Göçmek. Göçmüş. Hicret etmiş. Göç etmek.

Emigrates : Göç etmek. (başka bir ülkeye) göç etmek. Göç eylemek. Göç vermek. Yurt dışına göç etmek. Hicret etmek. Göçmek. Göç. Başka ülkeye gitmek veya yerleşmek.

Emigration agent : Göçmenlik acentesi.

Emigrational : Göçle ilgili. Hicretle ilgili. Göç ile ilgili. Göçe özgü. Ülkesini terk etme ve başka bir ülkeye yerleşmeyle ilgili. Göçe ait.

 

Emigration : Hicret. Göç (ülkeden dışa doğru). Göç. Dışgöç. İktisadi, siyasi veya sosyal nedenlerle bir ülkeden başka bir ülkeye doğru gerçekleşen nüfus hareketleri. Tehcir. Dış göç. Göçme. Dışagöç.

Emigrating : Göçmek. Göç etmek. Göçme. Hicret etme.

İngilizce Emigrants Türkçe anlamı, Emigrants eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Emigrants ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Fobbed : Saat kösteği. Yutturmak. Dirsek çevirmek. Hile ile satmak. Bir ülkeye yeni ayak basmış kişi. Atlatmak. Saat cebi. Başından savmak. Kazıklamak.

Transmigrate : Göç etmek (ruh ölümden sonra bir bedenden başka bir bedene). Geçmek (ruh). Ruh vb geçmek. Geçmek (ruh ölümden sonra bir bedenden başka bir bedene). Başka yere yerleşmek. Göçmek. Göç etmek.

Emigre : Göç eden. Kendi ülkesini terk eden ve başka bir ülkeye yerleşen kimse (fransızca).

Fugitive : Kaçak kimse. Tutulmaz. Kaçan. Kaçak. Geçici. Anımsanması güç. Mülteci. Firari. Uçan.

Boomer : Büyük dalga. Ekonomik büyüme dönemi. Bumerang. Moda. Balistik füze denizaltısı. Göçmen işçi. Gümbürtü sesi çıkaran kimse veya şey. Hızlı ekonomik gelişme gösterilen dönem. Trend.

Migrate : Göç etmek. Geçmek. Göçmek. Taşınmak. Migrat. Göçürmek. Göç eylemek. Geçir. Geçirmek.

Leave : Bırakmak. Müsaade. Kalkmak. Vazgeçmek. Bakımına bırakmak. Ayrılmak (sevgileden vb). Terk etmek. Terketmek. Ayrılmak. Ruhsat.

Transmigrator : Bir yerden diğerine yer değiştiren kimse. Göçebe. Konar göçer. Bir yerden başka bir yere giden. Bir ülkeden diğerine yer değiştiren kimse.

 

Transmigrators : Bir ülkeden diğerine yer değiştiren kimse. Bir yerden başka bir yere giden. Bir yerden diğerine yer değiştiren kimse. Göçebe. Konar göçer.

Immigrant : Göçebe. Bir ülkeden bir başka ülkeye yerleşmek amacıyla giden kişi, aile ya da toplumsal küme.

Emigrants synonyms : go forth, outgoer, emigree, migrator, refugees, traveler, expatriate, migrants, incomers, traveller, fobbing, fugitives, incomer, immigrants, emigrant, goer, boomers, departer, rusher, go away, migrant, refugee, entryman, emigres, evacuee, colonist, leaver, settler, fobs.

Emigrants zıt anlamlı kelimeler, Emigrants kelime anlamı

Immigrate : Göç etmek. Hicret etmek. Göçmen almak. Göç eylemek. Göç vermek. Göçmek. Göçmen olarak getirmek.

Arrive : Gelip çatmak. Gelip dayanmak. Başarmak. Yetişmek. Üstesinden gelmek. Vasıl olmak. Gelmek. Varmak. Başarı kazanmak. Doğmak.

Settled : Durgun. Sürekli. Meskã»n. Değişmez. Ödenmiş. Kararlı. Şenelmiş. Düzenli. Yerleşik. Oturmuş.