Enabled türkçesi Enabled nedir

  • Yetili hale gelmiş.
  • Etkinleştirilmiş.
  • Bilgisayar alanında kullanılır.
  • Devreye sokulmuş.
  • Etkin.
  • Etkinlenmiş.
  • Geçerli kılınmış.
  • Belli bir şekilde işleyebilme becerisi verilmiş (genellikle bir kombinasyon şeklinde kullanılır, örneğin, voice-enabled {ses-etkin}).
  • Seçilir kılınmış.
  • Yetilileştirilmiş.
  • Güçlendirilmiş.
  • Kuvvet verilmiş.
  • Etkin kılınmış.
  • Seçilebilir.

Enabled ile ilgili cümleler

English: The development of word-processors has enabled us to type Japanese easily.
Turkish: Kelime işlemcilerinin gelişimi Japoncayı kolaylıkla yazmamızı sağladı.

English: The prize money enabled me to go on a world cruise.
Turkish: Ödül parası dünya gezisine gitmeme olanak sağladı.

English: The coffee enabled me to stay awake during the dull concert.
Turkish: Sıkıcı bir konser sırasında, kahve benim uyanık kalmamı sağladı.

English: The design of the theatre enabled the audience to get up close and personal with the performers.
Turkish: Tiyatronun dizaynı, seyircilerin oyuncularla daha yakınlaşıp, özel bir bağ kurmalarını mümkün kıldı.

English: His good health enabled him to work till the age of seventy-five.
Turkish: İyi sağlığı onun yetmiş beş yaşına kadar çalışmasına olanak sağladı.

Enabled ingilizcede ne demek, Enabled nerede nasıl kullanılır?

 

Enabled state : Seçilir durum. Seçilmiş. İşler durum. Erkli durum. Çalışır durum.

Check box enabled : Onay kutusu etkin.

Drop down enabled : Açılır liste etkin.

Fill in enabled : Doldurma etkin.

Enable all : Tümü devrede. Tümünü etkinleştir.

Enable low battery warning : Düşük akü uyarısını etkinleştir.

Enable automatic refreshing : Otomatik yenilemeyi etkinleştir.

Enable indicator on taskbar : Görev çubuğunda göster.

Enable autojoin : Otomatik birleştirmeyi etkinleştir.

Enable edit button : Düzenle düğmesine izin ver.

İngilizce Enabled Türkçe anlamı, Enabled eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Enabled ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Modify : Tadil etmek. Değiştirme. Değişmek. Hafifletmek. Üzerinde değişiklik yapmak. Biraz değiştirmek. Azaltmak. Bilgisayar, gitar, ekonomi alanlarında kullanılır. Değişiklik yapmak. Bir tüzenin temelini, bir nesnenin biçimini, özelliğini değiştirme.

Toughened : Sert ve çetin ceviz yapılan. Sertleştirilmiş. Toklaştırılmış. Matkap. Sertleştirilen. Toklaşmış. Fiziksel olarak sertleştirilen. Tavlanmış demir. Katılaşmış. Temperlenmiş.

Indue : Sağlamak (bazı şeylerle). Donatmak. Örtmek. Sağlamak. Giydirmek. Vermek. Elbise giydirmek. Kalite veya yetenek edindirmek. Giymek. Giyecekle donatmak.

Efficiently : Yeterli olarak. Verimli biçimde. Verimli bir şekilde. Etkili biçimde. Verimli. Etkin şekilde. Rasyonel olarak.

Endow : Teberru etmek. Bağışta bulunmak. Vermek. Para bağışlamak. Bahşetmek. Vakfetmek. Bağışlamak. Para tahsis etmek. Gelir bağlamak.

 

Alter : Değişiklik yapmak. Hadım etmek (hayvan). Kısırlaştırmak. Başka türlü olmak. Değişmek. Başkalaşmak. Evirmek. Hadım etmek. Değişim geçirmek.

Anaerobic : Oksijensiz solunum yapan. Serbest oksijen olmadan meydana gelen (kimya). Havasız yerde yetişip yaşayabilen. Oksijensiz. Havasız. Anaerobi. Aneorobik. Havasız yerde yaşayabilen. Anaerobik.

Ascendants : Hakim. Usul. Ekliptiğin yükselen noktası. Yükselen. Ufukta görünmeye başlayan. Nüfuzlu. Egemen. Üstün.

Abort : (bilgisayar) prosedürü durdurmak. Baş tutmamak. Erken doğum yapmak. Düşük yapmak. Tamamlamadan durdurmak. Dölütünü düşürtmek. Dayandırmak. Başarısızlıkla bitmek. Boşa çıkmak.

Souped up : Elden geçmiş. Geliştirilmiş.

Enabled synonyms : active, selectable, abbreviate, ac adapter, change, electable, gift, abstract syntax tree, amplified, forceful, invest, access control, accelerator key, accent char, absolute device, access key, accent bar, ironbound, endue, manned, ability, effective, acception, empower, absolute loader, ascendent, abnormal end, affective, access control entry, selectional, ascendant, beefed up, eligible.

Enabled zıt anlamlı kelimeler, Enabled kelime anlamı

Disable : Ehliyetini almak. Kullanılmaz hale sokmak. Erksiz kılmak. Etkisiz kılmak. Pasifleştirme. Yeteneksiz kılmak. Menetmek. Seçilemez kılmak. Sakatlamak.

Inability : Yeteneksizlik. Yapamama. Acziyet. Gücü olmama. Güçsüzlük. Beceriksizlik. Bir kimsenin borçlarını ödeyemeyecek durumda olması. gücü bir işi başarmaya yetmez olanın durumu. Olanaksızlık. Acizlik. Aciz.

Able : Güçlü. Hünerli. Kabiliyetli. Kadir. Muktedir. Yetenekli. Becerikli. Yapabilen. Ehil. Ebilen.