Entrustment türkçesi Entrustment nedir

  • Emanet etmek.
  • Tevdi etme.
  • Mutlak sorumluluk veya görevle birisine emanet etme eylemi.
  • Emniyet etme.
  • Havale etme.
  • Saklama veya himaye için verme.
  • Yetki devri yapma.

Entrustment ingilizcede ne demek, Entrustment nerede nasıl kullanılır?

Entrust : Güvenmek. Emanet bırakmak. Ismarlamak. Emanet etmek. Sorumluluğuna vermek. Görevlendirmek. Tevdi etmek. Vermek. (yetki) vermek. Emniyet etmek.

Entrusted : Emanete alınmış. Görevlendirmek. Havale edilmiş. Zimmetinde. Zimmetine verilmiş. Emniyete alınmış. Emanet etmek. Bırakılmış. Tevdi edilmiş. Zimmetindeki.

Entrusted him with : Onun ilgisine veya himayesine verilmiş.

Entrusted with : Koruması veya saklaması için birşey verilmiş. Bir görev veya sorumluluk verilmiş.

Entruster : Kesin olarak tanımlanmış eşyalar veya dökümanlar veya enstrümanlar üzerinde mutlak hak veya koruma ilgisini elinde bulunduran veya sahip olan kimse veya şirket (hukuk terimi).

Entrusting with : Bir görev veya sorumluluk vererek yetkilendirmek. Koruması veya saklaması için birisine vermek. Devretmek. Vrmek.

Entrusts : Emanet bırakmak. Emanet etmek. Vermek. Tevdi kılmak. Tevdi etmek. Emniyet etmek. Görevlendirmek. Güvenmek. (yetki) vermek. Ismarlamak.

Entrusting : Görevlendirme. İhale. Bir işi birçok isteklilerin arasından en uygun görülen koşullarla kabullenen kişiye bırakma. Tevdi. İşi verme.

 

Regular national entrusting : Yasalara ve yönetmeliklere uygun olarak yapılan başvurma. Düzenli ulusal başvurma.

İngilizce Entrustment Türkçe anlamı, Entrustment eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Entrustment ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Confided : Güvenip sırrını açmak. İçini dökmek. Sırrını açmak. Teslim etmek. İtimat etmek. Güvenmek. Sır vermek. Sır açmak. Açmak.

Bailed : Teminat olarak verilmiş. Kefaletle serbest bırakmak. Tevdi edilmiş. Suyunu boşaltmak (kayık). Kurtarmak. Kefaletle serbest bırakılmış.

Commended : Methetmek. Tavsiye etmek. Emanet edilmiş. Övülmüş. Saygılarını sunmak. Övmek.

Bail : Kefalet vergini. Halka. Kefaletle serbest bırakmak. Tekneye giren suyu boşaltmak için kullanılan kova. Kefalet ücreti. Kefaletle serbest bıraktırmak. Çember. Kefalet. Tekneye giren suyu kova ile boşaltmak. Maşrapa vb.

Confides : Açmak. Teslim etmek. Sır vermek. Sır açmak. İtimat etmek. Sırrını açmak. Güvenip sırrını açmak. İçini dökmek. Güvenmek.

Enduing : Üstlenmek. Verme. Bazı vasıflarla veya yeteneklerle donatmak. Üzerine almak. Teçhiz etme. Giyme. Giyinip kuşanmak. Elbise giymek. Giydirme.

Consigns : İrsal etmek. Bırakmak. Vermek. Tevdi etmek. Sevk etmek. Göndermek. Tahsis etmek. Teslim etmek. Ürün sevk etmek.

Commits : İşlemek. Vaat etmek. Adamak. Komisyona sunmak. Önermek. Teslim etmek. Söz vermek. Suç işlemek.

Consigning : Sevketmek. Tevdi. Teslim etmek. Göndermek. Bırakmak.

Commit : Söz vermek. Taahhüt etmek. Adamak. Yapmak. İşlemek. Kalkışmak. Suç işlemek. Komisyona sunmak. Teslim etmek.

Entrustment synonyms : commend, commend to, consign, consigned, confide, bails, commends.