Epiphany türkçesi Epiphany nedir

  • (hristiyanlık) isa mesih'in doğumunu kutlamak için bir yıldızı takip ederek beytüllahim'e giden bilgelerin (üç kral) ziyaretini hatırlamak için 6 ocak'ta kutlanılan dini bayram.
  • Görünüş.
  • 6 ocak´ta kutlanan bir yortu.
  • Tezahür.
  • Üç kralın günü.
  • Tezahür anı.
  • Epifani.

Epiphany ingilizcede ne demek, Epiphany nerede nasıl kullanılır?

Epiphanies : Tezahür. Görünüş. 6 ocak´ta kutlanan bir yortu. Epifani. Tezahür anı.

Antiochus epiphanes : Yahuda maccabee liderliğindeki başkaldırı sırasında suriye ve mezopotamya'nın selevkos kralı. Aniokus epifanes. Iv. antiokus.

Epipharynx : Epifarinks. Nazofarenks. Sineklerin kan emmek üzere dokuyu delmek için kullandıkları üst dudak parçası. Epifarenks. Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Geniz. Yutak üstü.

Epiphenomena : Bir hastalığın yan veya tali semptomları veya komplikasyonları. Epifenomen. Diğerinden kaynaklanan ikincil fenomen veya olgu.

Epiphenomenalism : Bilincin veya şuurun fizyolojik süreçlerin ikincil veya yan yaradılışı olduğunu ifade eden teori. Epifenomenalizm.

Epiphsiodesis : Epifizyodez. Epifiz kıkırdağındaki büyümenin operatif girişimle geçici veya devamlı olarak durdurulması.

Epiphyllous : Epifil.

Epiphyseal tumor : Pinealom. Epifiz tümörü.

Epiphenomenon : Gölge olay. Bir hastalığın yan veya tali semptomları veya komplikasyonları. Epifenomen. İkinci semptom. Yan tesir. Hastalığın ikincil klinik belirtileri veya hastalık halinin önemsiz kimi yan belirtileri. Diğerinden kaynaklanan ikincil fenomen veya olgu.

 

Epiphyseal : Epiphysise ait. Ana kemikten ayrı olarak kemikleşen ve daha sonra onunla birleşen bir kemiğin ucu ile alakalı (anatomi terimi). Epiphysis ile alakalı. Epifizeal.

İngilizce Epiphany Türkçe anlamı, Epiphany eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Epiphany ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Exteriorization : Yabancılaştırma işlemi. Dışa açılma. Dışlama. Hariç tutma süreci. Yabancılaştırma. Eksteriyorizasyon.

Aspect : Her yörede, özellikle dağlık yörelerde bir yamacın güneş ışınlarına, güneye ya da kuzeye karşı konumunu belirleyen ve bu nedenle doğal koşullarını saptayan durumu. Görünüm. Yüz ifadesi. Bir fiildeki oluş ve kılışın zaman bakımından konuşan tarafından öznel biçimde değerlendirilmesi; fiilde, dil psikolojisine ve konuşanın kendi değerlendirmesine bağlı zaman kayması durumu: seninle bu konu üzerinde uzun uzun tartışacağım da bir sonuç mu alacağım? cümlesindeki tartışacağım ve alacağım fiilleri şekil olarak gelecek zaman gösterdikleri halde, kişisel öznel bir değerlendirmenin ifadesi olan görünüş bakımından «seninle bu konuda uzun tartışmayacağım ve sonuç da alamıyacağım» şeklinde olumsuz bir anlamı yansıtmaktadır. aşağıdaki örneklerde de kullanılan fiiller ayraç içine alınan birer zaman kaymasına uğramış bulunmaktadırlar: andre gide böyle bir zamanda peyzajlarımızı fakir ve neşesiz, sanatımızı derme çatma, insanımızı çirkin buldu (çirkin bulmuş anlamında). takma bir “insanüstü” gözüyle etraftaki ızdıraba tiksine tiksine bakarak geçti (geçmiş anlamında) (a. h. tanpınar, beş şehir, s. 157-158). fatih’in istanbul’da bina ettiği ilk sarayın, kitaplarda okuduğumuz satırlardan başka, bir hatırası kalmamış (kalmadı anlamında) ve enkazı kaldı ise toprak altında kalmıştır (kaldı anlamında) (y. k. beyatlı, aziz istanbul, s. 49). “dün geceki renkli rüyamda geniş bir bahçede dolaşıyordum. arkamda billur gibi bir pınar var. yanımdakilerden biri bana gümüş bir tasla su getiriyor.” parçasındaki dolaşıyorum, getiriyor fiilleri şekilce şimdiki zaman kipi oldukları halde, anlam bakımından geçmiş zamanı, var fiili de yine vardı anlamını vermektedir. hasta doktora gitmiş (gitse), doktor hastaya getirilmiş (getirilse) ne fark ederdi? (osman çeviksoy, tutuklu yürek, s. 27). ekmeklerine o sarı tereyağından sürüp yiyorlar (yediler). henüz gün ağarmamıştır (ağarmamıştı) (sevinç çokum, derin yara, s. 110). vb. Coğrafya, gramer alanlarında kullanılır. Maruziyet. Açı. Yön. Tavır. Görüş.

 

January : Ocak (ay). Ocak (ayı). Yılın ilk ayı. Ocak. Ocak ayı. Kanunusani. Kanun-ı sani.

Twelfth day : Onikinci gün.

Coloring : Boya. Yüz rengi. Yanıltıcı görünüş. Ten rengi. Renk. Boyama. Gıda boyası. Renklendiren. Renklendirme.

Face : Uzbilimsel olarak iki boyutla gösterilen, bir özdeğin bir evresini öteki evrelerinden ya da başka özdekerden ayıran sınır yüzü. Yüzleşmek. Yüzey. Surat. Astarlamak. Katlanmak. Yüz. Karşı karşıya gelmek. Örtmek. Yönelmek.

Jan : Kadın ismi (janet isminin bir şekli). Oca. Erkek ismi (john isminin bir şekli).

Exterior : Harici. Dış kaynaklı. Dış görünüş. Dış ülkelerle olan. Gösteriş. Zahiri. Dışarı. Dışardan gelen. Dışyüz.

Colouring : Boyama. Ten rengi. Boya. Yanıltıcı görünüş. Renklendirme. Renklendiren. Renk. Tiyatro konuşmasında tekdüzelikten kaçmak için seste tını, hız ve vurgu değişikliği yaparak konuşmaya canlılık getirme. Yüz rengi.

Epiphany synonyms : christian holy day, january 6, three kings' day, epiphany of our lord, epiphanies, external view, exteriorisation, appearing, facet, manifestation, appearance, appearances, outbreak, outbreaking, facets, faceting, aspects, colourings, colorings.

Epiphany ingilizce tanımı, definition of Epiphany

Epiphany kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : An appearance, or a becoming manifest.