Evicts türkçesi Evicts nedir

  • Mahkeme kararıyla evden çıkartmak.
  • Tahliye etmek (evden vb).
  • Yasal olarak el koymak.
  • Tahliye ettirmek.
  • Evden çıkarmak.
  • Tahliye etmek.
  • Mahkeme kararıyla çıkartmak.
  • Mahkeme kararıyla tahliye ettirmek.

Evicts ingilizcede ne demek, Evicts nerede nasıl kullanılır?

Evict : Evden çıkarmak. Mahkeme kararıyla tahliye ettirmek. Tahliye etmek. Mahkeme kararıyla çıkartmak. Tahliye ettirmek. Mahkeme kararıyla evden çıkartmak. Tahliye etmek (evden vb). Yasal olarak el koymak.

Evicted : Tahliye ettirmek. Yasal olarak el koymak. Mahkeme kararıyla çıkartmak. Tahliye ettirilmiş.

Evictee : Tahliye edilen. Konutundan çıkarılmış kimse. Tahliye ettirilen. Mahkeme kararı ile konutunu tahliye eden kimse.

Evictees : Tahliye ettirilen. Konutundan çıkarılmış kimse. Tahliye edilen. Mahkeme kararı ile konutunu tahliye eden kimse.

Evicting : Tahliye etme. Tahliye ettirmek. Tahliye edilme. Geri alma. Mahkeme kararıyla çıkartmak. Yasal olarak el koymak.

Evictions : Zapt hali. (ev sahibinin) evi tahliye etmesi. Mahkeme kararıyla tahliye. Tahliye ettirme. Tahliye. Kovma. Kanunen el koyma. Dışarı atma. Çıkarma.

Evictors : Geri alınan. Mülkiyetinden oturanları tahliye eden (çıkaran) kimse. Kiracıları kovan veya çıkartan kimse. Tahliye eden. Geri alan. Tahliye edilen.

Eviction : Tahliye. Tahliye ettirme. Zapt hali. Çıkarma. (ev sahibinin) evi tahliye etmesi. Boşaltma. Kimi koşulların varlığı durumunda, bir tutmanlık sözleşmesi sona ermeden, ama genellikle tutmanlık sözleşmesinin süresinin bitiminde, konut iyesinin başvurusu üzerine, yönetim ve yargı orunlarınca, tutmanın oturtmakta olduğu yapıyı bırakmaya zorlanması. Mahkeme kararıyla tahliye. Kanunen el koyma. Dışarı atma.

 

Acoustic device : Akustik cihaz. Pinger. Akustik aygıt.

Absolute device : Mutlak aygıt. Salt aygıt.

İngilizce Evicts Türkçe anlamı, Evicts eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Evicts ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Empties : Dökmek. Boşaltmak. Boşalmak. Dökülmek. İçini çıkarmak. İçini boşaltmak.

Drain : Dren. Suyunu boşaltmak. Dikmek. Pissu, kirli su, yağış suları v.b. suları zararsız hale getirmek için dışarı akıtan boruların tümü. Suyu çekilmek. Tüketmek. Akıtmak. Pis su borusu. Yarayı temizlemek.

Cleared : Dağılmak. Geçmek. Ormanda alan açmak. İlişkisiz. Elde etmek. Kapatmak. Kaldırmak. Gidermek. Limana giriş veya çıkış izni almak. Kazanmak.

Evicted : Tahliye ettirilmiş.

Dispossess : Kiracıyı evden çıkarmak. Kamulaştırmak. Mal ve mülkünü zaptetmek. Mal ve mülküne el koymak. Mahrum etmek. Yoksun bırakmak. Evinden çıkarmak. Kapmak (top). Malını elinden almak. Malına el koymak.

Emptied : Dökülmek. İçini boşaltmak. Boşaltılmış. Boşalmak. İçini çıkarmak. Dökmek. Boşaltmak.

Turn out : Hazır bulunmak. İçini dışına çevirmek. Giydirmek. Olup çıkmak. Yapmak. Üretmek. Katılmak. Donatmak. Dışa dönmek. Dışarı çıkarmak.

 

Clear : Berrak. Silmek. Belgin. Defolmak. İçerdiği taneciklerin çok küçük olmaları nedeniyle içinden geçen ışığın saçılmadığı çözeltilerin niteliği. Net. Tamamen. Açıkça. Bütünüyle. Açık.

Empty : Aç. Saçma. Dökmek. İçini boşaltmak. Abuk sabuk. Anlamsız. Boşaltmak. Boş. Akıtmak. Dökülmek.

Evicts synonyms : evict, exclude, clear out, announcement, boot out, evacuated, proclamation, discharge, chuck out, evicting, declaration, clears, force out, discharging, discharges, springs, turf out, eject, evacuate, annunciation, sprang, close out, dispossesses.