Evsilemek nedir, Evsilemek ne demek
Yerel Türkçe'deki anlamı:
Tahılın içindeki yabancı cisimleri, çöpleri elle ayıklamak, üzerinden üzerinden almak: Buğdayı evsileyerek gavuzundan ayırdım.
Evsilemek anlamı, tanımı
Evsi : Tahılın içindeki yabancı maddeleri bir araya getirme
Evsil : Kuzu ya da oğlak ağılı.
Ayıklamak : Bir şeyin içinden, işe yaramayan, gereksiz veya istenmeyen taneleri ayırıp çıkarmak, temizlemek. Bir görevde gereksiz görülenleri işinden ayırmak.
Ayıklama : Ayıklamak işi.
Üzerinde : Üstünde. ile ilgili, üzerine.
Yabancı : Başka bir milletten olan, başka devlet uyruğunda olan (kimse), bigâne, ecnebi. Aynı türden, aynı çeşitten olmayan. Belli bir yere veya kimseye özgü olmayan. Bir konuda bilgisi, deneyimi olmayan. Aileden, çevreden olmayan (kimse veya şey), özge. Başka bir milletle ilgili olan. Tanınmayan, bilinmeyen, yad.
Ayırdım : [Bakınız: ayrıç]. Suyun taksim yeri. Yol kavşağı, iki yolun ayrıldığı yer. Yol ya da su yollarının birleştiği yer, ayrım.
İçinde : Süresince, zarfında. ile dolu bir biçimde. Ortamında.
Çöpler : Erzincan kenti, İliç belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi. Konya ili, Kulu ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.
Buğday : Buğdaygillerin örnek bitkisi (Triticum). Bu bitkinin başaktan ayrılıp öğütülmesiyle elde edilen tanesi.
Ayırd : Fayda.
Gavuz : Olgunlaşmamış, ham meyve. Tahıl kabuğu. Kabuğundan ayrılmayan tahıl. Buğday tanelerinin kabukları.
Buğda : Buğday. Eski türkçe buğday: bk. ayrıca kıriyh.
Yaban : İnsan yaşamayan ıssız yer. Yabancı, el, yerli halktan olmayan kimse. Vahşi olan, evcil olmayan canlı. Aile ocağından uzak olan yer. Kendi kendine yetişen bitki. Issız.
Üzeri : Bir şeyin yukarı, göğe doğru olan yanı. Bazı tamlamalarda zaman bildiren bir söz. Vücut, beden. Artan, geriye kalan bölüm. Bir şeyin dış yüzü, yüzey.
Cisim : Doğada element, bileşik veya bunların karışımları hâlinde bulunan, kütlesi ve ağırlığı olan, duyularla algılanabilen şey. Gövde, beden, vücut.
Almak : Bir şeyi elle ya da başka bir araçla tutarak bulunduğu yerden ayırmak, kaldırmak. Zararlı, tehlikeli bir şeye uğramak. Bir şeyi veya kimseyi bulunduğu yerden ayırmak. Motor çalışması için gerekli olan elektrik veya yakıttan yararlanır duruma gelmek. Satın almak. Erkek, kadınla evlenmek. Göreve, işe başlatmak. Örtmek, koymak. Yolmak, koparmak. Bürümek, sarmak, kaplamak. İçine sığmak. İçecek veya sigara içmek. Görevden, işten çekmek. Kazanç sağlamak. Gidermek, yok etmek. Kazanmak, elde etmek. Çalmak. Kısaltmak, eksiltmek. Vücuttaki hasta bir organı ameliyatla çıkarmak. İçeri sızmak, içine çekmek. Yol gitmek, mesafe katetmek. Kabul etmek. İçeri girmesini sağlamak. Birlikte götürmek. Soldurmak. Kendine ulaştırılmak, iletilmek. Temizlemek. Sürükleyip götürmek. Yer değiştirmek. Yutmak, kullanmak. Tat veya koku duymak. Başlamak. Ele geçirmek, fethetmek.
Tahıl : Buğday, arpa, mısır, yulaf, çavdar, pirinç vb. hasat edilen ürünler ile tohumlarının genel adı, hububat.
Tahı : Kez. Takı, düğün ve nişan hediyesi.
Diğer dillerde Evrişme anlamı nedir?
Osmanlıca Evrişme : müşakele

Bu kısımda Evsilemek nedir? Evsilemek ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Evsilemek tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Evsilemek hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.