Excluded türkçesi Excluded nedir

  • Dışında tutmak.
  • Kovmak.
  • Çıkarmak.
  • Seçim dışı bırakılmış.
  • Dışlanma.
  • Hariç tutulmuş.
  • Münezzeh.
  • Dahil değil.
  • Dışta bırakılan.
  • İçeri almamak.
  • Dahil etmemek.
  • Hariç tutmak.
  • Dışlamak.

Excluded ile ilgili cümleler

English: He excluded the woman from the suspects.
Turkish: Kadını şüphelilerin dışında tuttu.

English: They excluded John from the club.
Turkish: Onlar John'ı kulüpten dışladılar.

English: The refugees were excluded from the country.
Turkish: Mülteciler ülkeden çıkarıldı.

English: He was excluded from the club.
Turkish: O, kulüpten çıkarıldı.

English: They excluded her from the meeting.
Turkish: Onu toplantıya almadılar.

Excluded ingilizcede ne demek, Excluded nerede nasıl kullanılır?

Excluded members : Dışlanan üyeler.

Excluded middle : Üçüncünün olmazlığı.

Excluded volume : Özdecikler ortamı içinde dolaşan bir özdeciğin taradığı, onun için başka özdeciklerin kaplayamadığı oylum. Katılmaz oylum. Fizik, kimya alanlarında kullanılır.

Principle of excluded middle : Geleneksel mantığın üç temel ilkesinden biri: buna göre, bir önerme ya doğrudur ya yanlıştır. üçüncü bir durumun olanağı yoktur. hem doğru hem yanlış, ya doğru ya yanlış olamaz. Üçüncü durumun olamazlığı ilkesi.

 

Folders to be excluded : Hariç tutulacak klasörler.

Exclude : Saymamak. Kapsamdan çıkarmak. Kovmak. Önlemek. İçeri almamak. Dışarıda bırakmak. Dahil etmemek. Hesaba katmamak. Hariç tutmak. Dışlamak.

Exclude col : Sütunu dışla. Sütun dışla.

Exclude list : Dışlama listesi.

Exclude row : Satır dışla. Satırı dışla.

Exclude file types : Dışlanacak dosya türü.

İngilizce Excluded Türkçe anlamı, Excluded eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Excluded ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Boot : Çizme. Sepetlemek. Tekme. İşten atma. İşe yaramak. Çizme giydirmek. Tepmek. Ön yükleme. Potin.

Axe : Kaldırmak. Sepetlemek. Kısma. İptal etmek. İşten kovma. Kovma. Çalgı. Enstrüman. Balta.

Excommunicate : Kiliseden aforoz etmek. Aforozlamak. Bir hıristiyanı kilise topluluğundan çıkarmak. Aforoz etmek. Afaroz etmek.

Unchurch : Kiliseden kovmak. Afaroz etmek. Kilise ayrıcalıklarını iptal etmek.

Coventry : Rhode ısland eyaletinde yerleşim yeri. İngiltere west midlands'da bir şehir. Connecticut eyaletinde şehir. New york eyaletinde yerleşim yeri. Vermont eyaletinde yerleşim yeri. İngiltere'de bir kent. İngiltere'de şehir. İngiltere'de yerleşim yeri.

Dispense : Tevzi etmek. Hazırlamak (ilaç). (ilaç veya reçete) hazırlamak. Vazgeçmek. İlaç yapıp vermek. İlaç hazırlamak. Bağışlamak. Uygulamak. Dağıtmak.

Do away with : Durdurmak. İzale etmek. Kaldırmak. Son vermek. Bitirmek. Ortadan kaldırmak. Yok etmek. Defterini dürmek. İşini bitirmek. Feshetmek.

Exclude : Kapsamdan çıkarmak. Saymamak. Dışarıda bırakmak. Önlemek. Hesaba katmamak.

Cashiering : Kasiyer. Kasadar. Atmak. Veznedar. (özellikle ordudan) ihraç etmek. Vezneci (bankada). Kasa. İşine son vermek.

 

Leave off : Bırakmak. Vazgeçmek. Giymemek. Abosa etmek. Sonuçlandırmak. Takmamak. Bitirmek. Bitmek. Salıvermek.

Excluded synonyms : take out, left off, externalised, blanker, blanks, cast out, keep, bared, miss out, cashiered, bounces, bares, excludes, abstract, axing, ax, cast off, cashier, lock out, excepts, bar out, banishes, omit, call forth, shut, blank, except, blankest, elide, banish, deport, shuts, bounce.

Excluded zıt anlamlı kelimeler, Excluded kelime anlamı

Include : Kapsamak. Dahil etmek. Yer vermek. Kapsamına almak. Katmak. Kaplamak. İçine almak. İçermek.

Communicate : Temasa geçmek. İletişim kurmak. Komünyon vermek. Bulaştırmak. Bağlantılı olmak. İblağ etmek. Anlatmak. Nakletmek. İletmek. Haberleşmek.

Admit : İçeriye bırakmak. Teslim etmek. Meydan vermek. Almak. Olanak tanımak. Kabul etmek. İtiraf etmek. İçeriye almak. İçeri almak. İzin vermek.

Excluded antonyms : let.