Exempla türkçesi Exempla nedir

  • Örnek.
  • Seçmeler.
  • Ahlaki bir noktaya işaret etmek üzere anlatılan kısa hikaye.
  • Suretler.
  • Örnekler.
  • Kopyalar.

Exempla ile ilgili cümleler

English: Ali is doing an exemplary job.
Turkish: Ali örnek bir iş yapıyor.

English: He is an exemplary person with an excellent reputation.
Turkish: O, mükemmel şöhretiyle örnek alınacak bir kişidir.

Exempla ingilizcede ne demek, Exempla nerede nasıl kullanılır?

Exemplaire : Bir kitap kopyası (fransızca).

Exemplar : Örnek. Misal. Model. Simge. Nüsha. Numune. Timsal. Suret. Sembol. Kopya.

Exemplarily : Örnek olarak. Örnek olacak şekilde.

Exemplariness : Mükemmellik. İbretlik olma. Örnek olma. Örnek alınacak nitelikte olma. İbreti alemlik.

Exemplars : Örnek. Model. Suret. Kopya. Misal. Simge. Sembol. Timsal. Nüsha. Numune.

Exemplified : Örnek vermek. Misal teşkil etmiş. Resmi sureti gösterilmiş. Örnek olmuş. Temsil etmek. İspat edilmiş. Örnek oluşturmak. Örneklemek. Resmi onaylı suretini çıkarmak. Tasdikli sureti çıkartılmış.

Exemplification : Örneklendirme. Timsal. Örnekleme. Numune. Örnek. Tam ve eksiksiz onaylı suret. Resmi mühürlü suret. Misal. Resmi onaylı suret. Sembol.

Forms of exemplaries : Çoğaltılmış sayıların biçimleri. Çeşitli araçlarla çoğaltılarak satışa sunulan yapıtların boyutları ve dış görünüşleri (5846 sayılı yasaya göre korunmaktadır).

 

Exempli : Örnek.

Exemplary : Örnek. İbretlik. Örnek alınacak. Örnek verici. Emsal. Örnek olarak gösterilmeye uygun. İbret verici. Uyarı niteliğinde. Örnek gösterilen. Örnek niteliğinde olan.

İngilizce Exempla Türkçe anlamı, Exempla eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Exempla ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Apology : Bir kişiye ya da duruma kusur kondurulmasına karşı o kişiyi ya da durumu savunan yapıt. Özür dileme. Savunma. Mazeret. Gönül alma. Bir şeye ya da bir kimseye kusur kondurulmasma karşı o şeyi ya da kişiyi savunmak. Kötü örnek. Savunca. Müdafaa. Tarziye.

Immune : Muaf. Duyarsız. Bağışıklığı olan. Bağışık kimse. Vücudu, doğuştan ya da daha sonra kazandırılmış yetenekler nedeniyle, çeşitli hastalıklara karşı dirençli bulunan, o hastalıkları yenebilen. İmmün. Etkilenmeyen. Ayrıcalıklı. Belli bir hastalığa veya alerjik duruma karşı dirençli, bağışıklık kazanmış, immün.

Precedent : Örnek olay. Geçmiş örnek. Adet. Benzeri olan. Örnek oluşturan durum. Numune. Gelenek. Örneği olan. Teamül.

Illustration : İllüstrasyon. Çizim. Tanım. Açıklama. Misal. Örnekleme. Resim. İlüstrasyon. Verileri görsel kavramaya elverişli biçimde sunma.

Sample : Tadına bakarak kalitesini saptamak. Anlatılmak istenen bir düşünceyi açıklamak için ileri sürülen ve onu daha somut hale getiren olay ya da olgu. bir bütünün özelliklerini belirtmek amacıyla ondan alınan ya da ayrılıp verilen küçük parça. Örnekleme yöntemiyle yürütülecek herhangi bir çözümleme çalışmasında kullanılmak üzere seçilen örnek öğeler kümesi. Mostralık. Eşantiyon. İstatistikte, çekildiği evreni temsil ettiği düşünülen ve evrenden çekilen küçük bir grubun oluşturduğu topluluk. Bilgisayar, bilişim, eğitim, fizik, kimya, gümrük, iktisat, madencilik, ekonomi, veterinerlik alanlarında kullanılır. Herhangi bir evrenin, incelenmek üzere seçilen parçası. Bir evrenden, ilgili ayrıtlarını yansıtmak üzere seçilmiş yeterli sayıdaki gözlem birimi. Ana kitle içinden belli yöntemlerle çekilen ve ana kitleyi nitelik ve nicelik bakımından temsil ettiği düşünülen ve ana kitleden çok daha az sayıdaki birim kümesi.

 

Omnibuses : Otobüs. Antoloji.

Duplication : Bilgisayar, bilişim, biyoloji, iktisat, sinema, televizyon, veterinerlik alanlarında kullanılır. Asıl eşlemle aynı özelikleri taşıyan yeni bir eşlemi tek işlemde elde etme; başka bir deyişle, bir pozitiften doğrudan doğruya bir pozitif, bir negatiften doğrudan doğruya bir negatif elde etme. eşlem'in karışıtı. (çoğaltımın bu çeşidinde en yalın işlem basımdır. negatif-pozitif işlemdeyse, bir ana pozitiften bir çoğaltım negatifi elde etme anlamına gelir. bu çoğaltım negatifi de bir ana negatiften sağlanmıştır. bu durumda, çoğaltımın ikinci anlamı, asıl kuşağın özelliklerini taşıyan yeni bir kuşağı iki işlemde elde etmektir). Bir kromozomun bir parçasının iki kopyasının varlığı. bir organ veya dokunun normalden fazla sayıda oluşması. üreme. Kopya. Gayrisafi milli hasıla hesaplamalarında aynı mal veya hizmetin hesaplara iki veya daha çok kez geçirilmesi. Çoğaltma. Kopyalama. Teksir etme. Çift sayma. Tekrar.

Instance : Misal. Durum. Dava. Aşama. Olay. Rica. Kerte. Kere. İstek.

Exception : Hariç tutma. Ender durum. Ayrallık. Yetkili kamu kuruluşlarının, kimilerine belgeleme ya da yapı kurallarına bağlı olmaksızın yapı oluru vermeleri. Sıradışı durum. İtiraz. Kuraldışılık. Özel durum. İstisna. Dışta bırakma.

Exempla synonyms : exempli, with illustrations, exemplary, omnibus, illustrations, exx, selections, exampless, excuse, privileged, quintessence, example, analecta, selection, analects, information, exemplar, potpourri, potpourris, copies, specimen, anthologies, exemplars, case in point, ana, archetypal, dampness, ensamples, auditions, qualifying round, anthology, epitomes, duplications.

Exempla zıt anlamlı kelimeler, Exempla kelime anlamı

Nonexempt : Her zamanki rolünden veya görevinden muaf olmayan. Muaf olmayan. Muaf tutulmayan (kişi). Vergiye tabi. Muaf tutulmayan.

Taxable : Vergiye tabi. Vergilendirilebilir. Mükellef. Gümrüklenebilir mallar. Vergiye tabi gelir.