Exposing türkçesi Exposing nedir

  • Ortada bırakmak.
  • Işığa tutmak (fotoğrafçılık terim).
  • Karşı karşıya bırakmak.
  • Sergilemek.
  • Bırakmak.
  • Teşhir etmek.
  • Terketmek.
  • Ortaya çıkarmak.
  • Teşhir.
  • Teşhir etme.
  • Işıklandırmak.
  • Maruz kalmak (kimyasal maddeye vb).
  • Göstermek.
  • Maruz kalma.
  • Açığa çıkarmak.
  • Maruz bırakmak.

Exposing ile ilgili cümleler

English: Tom rolled up his sleeve, exposing a hideous scar.
Turkish: İğrenç bir yara izini açığa çıkarmak için kolunu sıvadı.

English: You're exposing yourself to a lot of criticism.
Turkish: Kendini bir sürü eleştiriye maruz bırakıyorsun.

Exposing ingilizcede ne demek, Exposing nerede nasıl kullanılır?

Overexposing : Çok uzun süre veya çok fazla ışığa tutmak (fotoğrafçılık). Aşırı ışıklamak. Fazlaca açıkta bırakmak.

Underexposing : Karanlık çıkarmak (foto). Düşük ışıklamak (filmi). Karanlık çıkarmak (fotoğrafçılık terim). Az ışıklamak.

Exposit : Sergileme. Açığa çıkartma.

Exposited : Sergilenmiş. Açığa çıkartılmış.

Expositing : Açığa çıkartma. Sergileme.

Expositors : Yorumcu. Açıklayan kimse.

Expository : Yorumlayan. İzah eden. Açıklayan. İzah edici. Açıklayıcı. Anlatan.

Exemption of exposition and fair : Hükümetin izni ile açılan sergi ve panayırlarda yaptıkları tecimsel çalışmalardan elde olunan kazançlar (türkiye'de başkaca yeri ve sürekli temsilcileri bulunmamak koşulu ile). bu sergi ve panayırlarda yapılacak erkin uğraşı çalışmalarından elde olunacak kazançların gelir vergisi ile bağımlı tutulmamaları. Sergi ve panayır ayrıcalığı.

 

Expositor : Yorumcu. Açıklayan kimse.

Misexposition : Yanlış sergileme. Yanlış teşhir.

İngilizce Exposing Türkçe anlamı, Exposing eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Exposing ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Illuminate : Işıtmak. Aydınlatmak. Uyandırmak. Yaldızlı harflerle süslemek. Anlatmak. Aydınlanmak. Tezhip etmek (kitabı veya yazıyı). Tezhip etmek. Donatmak.

Executes : İnfaz etmek (bir yargıyı). İdam etmek. İcra etmek. İnfaz etmek. Gerçekleştirmek. Etmek. İfa etmek. Düzenlemek. Yerine getirmek.

Expos : Sergileme. İfade. Açıklama. Tefsir. Büyük halka açık gösteri. Sergilemek (sanat, ürünler, vs.). Şerh. İzah. Yorumlama.

Executed : Uygulanmış. Asılı. İcra edilmiş. Yapmak. İnfaz etmek. Gerçekleştirmek. Gerçekleştirilmiş. İdam etmek. Düzenlemek.

Displays : Gösteriş yapmak. Büyük puntolarla basmak. Göz önüne sermek. Gözler önüne sermek.

Baronial : Heybetli. Barona layık. Gösterişli. Barona ait. Baron ile ilgili.

Subjugating : Boyun eğdirmek. Hükmü altına almak. Yenmek. Buyruğu altına almak (bir halkı). Fethetmek. Zapt etmek. İnkıyat ettirmek. Zaptetmek. Tabi kılmak.

Desert : Yüzüstü bırakmak. Issız. Ayrılmak. Kaçmak. Çöl. Taraf değiştirmek. Bırakıp gitmek. Terk etmek.

Executing : İdam etmek. İnfaz etmek. Ortaya koymak. Gerçekleştirmek. Yerine getirmek. Yapmak. Düzenlemek. Yürütme.

 

Compare to : Karşılaştırıldığı değer. Nazaran. Karşılaştırılacak. Benzetmek.

Exposing synonyms : exposes, exhibitions, ceding, debunk, cedes, brought out, bring out, cast light, illumined, cede, exhibiting, demonstrates, make a display, abandon, bring about, exposals, expositions, exposition, deduced, blazon, allows, conceives, deducing, dismisses, exposal, deduces, connoting, displayed, come away, debunking, illumining, exhibition, turn adrift.

Exposing zıt anlamlı kelimeler, Exposing kelime anlamı

Amicable : Arkadaşça. Dostça. Barışçıl. Dosthane. Dostane.

Unimpressive : Etkileyici olmayan.