Expos türkçesi Expos nedir

Expos ile ilgili cümleler

English: Ali exposed Mary as a fraud.
Turkish: Ali Mary'yi bir dolandırıcı olarak ortaya çıkardı.

English: Ali exposed himself to danger.
Turkish: Ali kendini tehlikeye maruz bıraktı.

English: Ali lifted up his shirt and exposed his belly.
Turkish: Ali gömleğini yukarı kaldırdı ve karnını açtı.

English: Ali threatened to expose the whole thing.
Turkish: Ali her şeyi ortaya dökmekle tehdit etti.

English: A couple of years ago, this book was exposed as a fraud.
Turkish: Birkaç yıl önce, bu kitap bir dolandırıcılık olarak ortaya çıkmıştır.

Expos ingilizcede ne demek, Expos nerede nasıl kullanılır?

Exposal : Muhafazasız olma. Teşhir. Kınama. İfça. Konum. Yer. Koyma. Fotograf. Açığa vurma. Yerleştirme.

Exposals : İfça. Bırakma. Açığa çıkarma. Filmi veya fotografı ışığa tutma (fotografçılık). Gözler önüne serme. Yerleştirme (güneşle ilişkili). Koyma. Konum. Fesih. Muhafazasız olma.

Expose : (satış için) sergilemek. Göstermek. İleri sürme. Maruz bırakmak. Terk etmek. Ortaya çıkarmak. Ortada bırakmak. Etkisine açık bırakmak. Işığa tutmak (fotoğrafçılık terim). Maruz kalmak.

 

Expose oneself : Karşı karşıya kalmak. Kendini maruz bırakmak. Teşhircilik yapmak. Kendini teşhir etmek.

Expose oneself to ridicule : Kendini alay konusu yapmak.

Exposedness : Çıplak olma. Korumasız veya açıkta örtüsüz olma. Açık olma.

Exposed to the wind : Rüzgar alan.

Expose to odium : Aleni suçlamak. Aleni ayıplamak. Alenen kınamak.

Exposer : Meydana koyan. Karşı karşıya gösteren. Alenen gösteren. İfşa eden. Arz eden. Gizli bir şeyi açığa vuran. Suçu ortaya koyan. Maruz bırakan. Bir şeyi açıkta bırakan veya ortaya çıkaran kimse (özellikle olumsuz bir şeyi). Kirli çamaşırları ortaya döken.

Exposed name : Açık ad.

İngilizce Expos Türkçe anlamı, Expos eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Expos ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Explications : Açımlama. Yorum.

Exposures : Cephe. Bırakma. Ortada bırakma. Poz. Açığa çıkarma. Maruz kalma. Ortaya çıkarma. Açıkta bırakma.

Execution : Uygulama. İnfaz. Bir izlenceyi oluşturan komutların bilgisayar donanımınca uygulanması, izlencenin işletilmesi. Yürütme. Yorum biçimi. İfa. İdam. Yerine getirme.

Gallery : Eski yapı büyük sinema salonlarının en üstünde, bütün balkonlardan sonra yer alan balkon. Tünel. Sanat galerisi. Dehliz. Geçit. Üst balkon. Üst sahne. Bilgisayar, madencilik, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Lağım.

Leak : Sızdırmak. Sızıntı. Akmak. Sızmak. Kaçırmak. Sızıntı yapmak. Kaçak yapmak. Dayanmak. Kaçmak. Su almak.

Swank : Kurum satmak. Kasıntı. Horozlanmak. Çalım. Hava atmak. Fiyaka. Şıklık. Kasılmak. Kurumlanmak. Caka satmak.

 

Dictions : Sözcükleri kullanma şekli. Söyleyiş. Söyleyiş şekli. Sözcük seçimi. Telaffuz. Söyleyim. Diksiyon.

Exposing : Terketmek. Açığa çıkarmak. Teşhir etmek. Sergilemek. Karşı karşıya bırakmak. Teşhir etme. Maruz bırakmak. Maruz kalma. Ortada bırakmak.

Unwrap : Açılmak. (ambalajını) açmak. Açmak (sarılı bir şeyi). Koli veya paket açmak. Çözülmek. Açmak. Açılmak (sarılı bir şey). Çözmek. Paketini açmak.

Reveal : Gözler önüne sermek. Meydana çıkarmak. Göstermek. Vahiyle haber vermek. İfşa etmek. Esin vermek. Kapı dikmesi. Belli etmek. Pervaz. Su yüzüne çıkarmak.

Expos synonyms : blackwash, let the cat out of the bag, ostentate, comment, let out, explanation, get out, renditions, account, deposition, flaunt, paraphrases, hermeneutics, expo, definition, exegeses, exposition, illumination, emoticon, enunciations, bewray, flash, clarifications, assertions, exposal, world fair, exposure, muckrake, construction, interpretation, elucidation, exposits, blab out.

Expos zıt anlamlı kelimeler, Expos kelime anlamı

Close : Kapanmak. Son söz. Sonuç. Avlu (okul, kilise). Bağlantılı. Geçit. Göğüs göğüse kavga. Kapamak. Bitirmek.

Hide : Cilt. Derisini yüzmek. Saklanmak. Bilgisayar, biyoloji alanlarında kullanılır. Saklı tutmak. Yaşırmak. Post. Deri. Dayak atmak. Herhangi bir hayvanın işlenmiş ya da işlenmemiş olan derisi.

Keep quiet : Uslu durmak. Sessiz kalmak. Rahat durmak. Sessiz olmak. Susmak.