Extrusive türkçesi Extrusive nedir

  • Fırlatan.
  • Atma veya fırlatma eğiliminde olan.
  • Püskürük (kayaç).
  • Ekstrüzif.
  • Dünyanın yüzeyindeki çatlaklar boyunca dışarı doğru zorlanan erimiş kayalara ilişkin.
  • Püskürük.
  • Çıkaran.
  • Ekstrüsif.
  • İhraç eden.
  • İterek dışarı çıkarma eğiliminde olan.

Extrusive ingilizcede ne demek, Extrusive nerede nasıl kullanılır?

Extrusive mass : Püskürük kayaç.

Extrusive rock : Ekstrüzif kaya. Püskürük kaya. Püskürük kayaç. Bisiklet.

Extrusive rocks : Volkanik kayaç. Püskürük kayaçlar. Püskürük kayaç. Püskürük kayalar. Yeryüzüne çıkan magmadan ve magma maddelerinden türeyen kor kayaçlar. Ekstrusif kayaçlar. Sokulum kayaçları.

Extrusion : Peletleme işleminde sıkıp çıkarma. Salgı maddelerinin dışarı verilmesi olayı. yapılan salgı hücre yüzeyinde boğumlanmayla ayrılır. buhar kullanılarak veya kullanılmaksızın, sıkılarak basınç altında itilerek veya patlatılarak deliklerden geçirilmek suretiyle yemlerdeki zararlı unsurları azaltmak ve yem değerini uygun duruma getirme işlemi. İhraç etme. Ekstrüzyon. Çıkarma.

Extrusion die : Sıkma kalıbı. Ekstrüzyon kalıbı. Fışkırtma kalıbı.

Extruded metal : Darçıkımlı metal. Kalıptan çekilmiş metal. Sıkımlı metal.

Extruded feed : Yüksek basınç ve buhar sıcaklığıyla oluşturulmuş, suya dayanıklı, yoğunluğu ayarlanabilen, sindirilme düzeyi yüksek yüzer balık yemi, ekspande yem. Ekstrude yem. Ekstrüde yem.

 

Extrusion press : Sıkma tezgahı. Ekstrüzyon presi. Darçıkarır. Ekstrüzyon tezgahı.

Extrusioned soy : Ekstrüzyonlanmış soya. Bütün soyanın, herhangi bir kısmı ayrılmaksızın, sürtünme sıcaklığı ve/veya buhar aracılığıyla ekstrüzyonlanmasından elde edilen un durumunda bir ürün.

Extrusions : İhraç etme. Çıkarma. Sıkma. Kalıptan çekme. Çıkıntılar (hadde).

İngilizce Extrusive Türkçe anlamı, Extrusive eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Extrusive ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Exhalant : Buhar çıkartan. Ekshalant. Yayan. Oh çeken. İçerden dışarıya taşıma. Dışarı veren. İçeriden dışarıya taşıma. Nefes alıp veren. Nefes veren.

Volcanic : Volkanik. Taşkın. Coşkun. Yanardağ gibi. Yanardağa ilişkin. Hiddetli. Yanardağa özgü. Yanardağla ilgili.

Ejaculator : Dışarı atılan. Söyleyiveren. Dışarı fışkırtan. Birden bire söyleyen kimse. Dışarı akıtan. Dışarı fışkırtan kimse veya şey. Fışkırtan. Boşaltan. Atan.

Provoking : Kışkırtan. Can sıkıcı. Kudurtan. Darıltıcı. Uyandıran. Katlanılmaz. Neden olan. Çekilmez. Kışkırtma. Cansıkıcı.

Eruptives : Püsküren. Patlayıcı. İndifai. Patlayan.

Hurler : Atan kimse. Fırlatıcı. Savuran.

Eruptive : İndifai. Püsküren. Patlayan. Patlayıcı.

Provocative : Tahrik edici. Neden olan. Provakatif. Kışkırtıcı. Kızdırıcı. Etkileyici. Çekici. Cazip. Sinirlendirici.

Exporting : İhracederek. İhracat. Dışarıya satmak. İhraç etmek. İhracat yapan. Dışsatımcılık. Veriliyor. İhraç etme.

 

Thrown up : Durdurmak. Kaldırıvermek (penceye vb). Elinden atmak. Kusarak çıkarmak. Kusan. Bırakmak. Yetiştirmek. Kusmak. İstiğfar eden. Vazgeçmek.

Extrusive synonyms : volcanics, expulsive, secreting, hurlers, issuing, threw up, ejaculators, evolver, evolvers, ejecta, emissive, mongers, removing.

Extrusive zıt anlamlı kelimeler, Extrusive kelime anlamı

Intrusive : Sırnaşık. Davetsiz. Kullanışsız. İzinsiz giren. Zorla giren. Araya giren. Zorla içeri giren. İzinsiz ve davetsiz giren. Elverişsiz. Mütecaviz.

Extrusive ingilizce tanımı, definition of Extrusive

Extrusive kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : As, extrusive rocks. Forced out at the surface. Contrasted with intrusive.